| Bildiğin gibi, burada işimden daha fazla Tehlikede olan şeyler de var. | Open Subtitles | هناك أكثر من ذلك على المحك هنا أكثر من مجرد وظيفتى, أتفهمين؟ |
| Tehlikede olan çok şey var, ancak çok fazla zaman yok. | Open Subtitles | يوجد الكثير من الأمور على المحك ولا يوجد الكثير من الوقت |
| Boynu ipin ucunda olan biri neden gidip haber versin? | Open Subtitles | لماذا لم يتحدث أحد عندما تكون حياته على المحك ؟ |
| risk altında çok şey var, Billie ve sadece sen ve Christy durdurabilirsiniz. | Open Subtitles | الكثير على المحك ، بيلي ، وأنت الوحيدة مع أختكِ الذين تستطيعون إيقافه |
| Kendi işini düşünme. Bütün şirket tehlike altında. | Open Subtitles | انسى عملك إن الشركة بأكملها على المحك هنا |
| Çünkü nelerin tehlikede olduğunu biliyorsun. Yanlış yapmak daha kolay. | Open Subtitles | لأنك تعرف ما الذي على المحك ومن الأسهل أن تخطىء |
| Hayatını ortaya koyacak kadar da değerli bir şey değilmiş. | Open Subtitles | إنّه ليس شيءٌ يستحّق أن تضع حياتك على المحك لتحميه. |
| Şunu bilmelisiniz ki Reich'ın bütün geleceği buna bağlı. | Open Subtitles | كل شيئ يهون عندما يكون مستقبل الرايخ على المحك |
| Aslına bakarsanız Tehlikede olan iki ekonomik prensip söz konusu. | TED | يوجد في الواقع مبادئان اقتصاديان أساسيان على المحك. |
| Bu adamlar fazla beklemeye gelmezler. Tehlikede olan çok şeyleri var. | Open Subtitles | هؤلاء الرجال لن ينتظروا هناك الكثير من الأمور على المحك |
| Memur bey, burada hayatı Tehlikede olan insanlar var. Tamam mı? | Open Subtitles | أيها الضابط، يوجـد حياة على المحك هنا حسناً؟ |
| Tehlikede olan tek şey küçük mısır gevreği şirketin. | Open Subtitles | لكن مؤخرتي على المحك هنا الشيء الوحيد الذي على المحك |
| Cerrahi sefi istiyor. ipin ucunda bir saglik görevlisinin hayati var. | Open Subtitles | انها لرئيس الجرّاحين هناك حياة مسعف على المحك |
| Bu uçuşlardaki tüm insanlar ipin ucunda. | Open Subtitles | كل شخص في كل واحدة من تلك الطائرات هو على المحك |
| Sosyallik merdivenindeki duruşum burada risk altında, Will. | Open Subtitles | موقعي على السّلم الاجتماعي على المحك هنا, ويل |
| Şu anda onunkinden çok daha fazla hayat tehlike altında. | Open Subtitles | في الوقت الحاضر، عدد من حياتهم على المحك أكثر من حياتها فقط. |
| Nelerin tehlikede olduğunu anlamak için dostluk vaazına ihtiyacım yok! | Open Subtitles | أنا لا أحتاج محاضره فى الصداقه لكى أعرف ما هو على المحك |
| doğru olan için kendi hayatını ortaya koydun barış için ve eğitim için ve kızın da senden etkilendi ve sana katıldı. | TED | لقد وضعت حياتك على المحك من أجل الحق، من أجل السلام، من أجل التعليم، لقد أُلهمت ابنتك منك وانضمت إليك. |
| İyi çünkü korkarım ki hayatın buna bağlı. | Open Subtitles | ،جيد، لأن بكل صراحة مركزكِ على المحك هنا |
| Muhtemelen üçüncü tarafların yardımcı olabileceği en temel yöntem taraflara gerçekte neyin tehdit altında olduğunu hatırlamaktır. | TED | بصورة اساسية جداً لحل ذلك النزاع حيث يمكن للطرف الثالث ان يذكر الاطراف على الدوام بالشيئ الموجود على المحك |
| İşin ucunda olan şey bugünkü hayatımız, yaşımız ilerledikçe yaşayacaklarımız ve çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatları. | TED | ما يوجد على المحك هو حياتنا اليوم وحياتنا كلما تقدمنا في السن وحياة أطفالنا وأحفادنا. |
| Söz konusu olan birçok insanın hayatı olunca, gücünü toplamak kolay oluyor. | Open Subtitles | عندما يكون هناك الكثير من الارواح على المحك, من السهل استدعاء القوة. |
| Ne zaman bir arkadaşınızı, bir iş için önerirseniz, işler yolunda gitmemesi halinde sizin de kelleniz tehlikeye girer. | Open Subtitles | في أي وقت توصي بها صديقا لعمل فأنت على المحك إن لم ينجح |