Uzun zamanlı ilişkilerde, bu hiç utanılacak bir şey değil. | Open Subtitles | أنني كنت في علاقة طويلة المدى لا عيبٌ في ذلك |
Çalışanlarınızdan birinin yaptığı harika işleri tasdik etmenin yanlış bir tarafı yok. | Open Subtitles | ليس هنالكٌ عيبٌ أن نقرّ بروعة العمل الذي يقوم به أحد موظفينا خصوصاً إذا كانت لطيفة |
bir maçla arıza bulman düşünmek için dehşete olurdu. | Open Subtitles | إلّا أنها ستفزع من فكرة إيجادكِ عيبٌ في الرجل |
bir daha söyler misin, bu neden yanlış değil? | Open Subtitles | أخبرني لماذا ليس هنالك عيبٌ فيما نفعله |
bir daha söyler misin, bu neden yanlış değil? | Open Subtitles | أخبرني لماذا ليس هنالك عيبٌ فيما نفعله |
Asistanlarımızı eğitme yöntemimizde büyük bir aksama var. | Open Subtitles | يوجد عيبٌ جوهريٌ بطريقةِ تدريسنا لطلابِنا المُقيمين. |
bir sorunu çözmeye çalıştığımızdan bize böyle davrandığın için sana yazıklar olsun. | Open Subtitles | عيبٌ عليكِ لأنك عيّبتنا على محاولتنا لحل مشكلة |
Yi Ryeong, böyle davranmak için ölümcül bir gerekçem var. | Open Subtitles | ،"يي ريونغ أنا لديّ عيبٌ فادِح يجعلُـني شخص يمكنهُ أن يُمسَـك بهِ مُتظاهرة بأنني أستسلم |
O zaman tıbbi bir şeydir. Ya da başka bir sorun. | Open Subtitles | حسناً ، أهي مشكلةٌ طبيه ، أو عيبٌ ما ؟ |
Aslında, ufak bir sorun var ama mühim değil. | Open Subtitles | أقصد، هنالك عيبٌ واحد، لكنه سخيف. |
Kocanın, karısını ondan uzaklaştıracak kötü bir alışkanlığı mı var? | Open Subtitles | هل لدى الزوج عيبٌ ينفر المرأة؟ |
- Bunda yanlış bir şey yok diye düşünmeyeceğiz. | Open Subtitles | -ولا اعتقد أنّ هنالك عيبٌ في ذلك -أجل |
- Bunda yanlış bir şey yok diye düşünmeyeceğiz. | Open Subtitles | -ولا اعتقد أنّ هنالك عيبٌ في ذلك -أجل |
Yenilikte yanlış bir şey yok. | Open Subtitles | وليس هناكَ عيبٌ في ذلك |
Bunda yanlış bir şey yok. | Open Subtitles | لا يوجد عيبٌ في ذلك |
Sen bir adama yardım etmek istedin Jon. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Sadece iyilik var. | Open Subtitles | (كلاّ، لقد أردت مساعدة أحدهم (جون ليس هنالك عيبٌ في ذلك |