| Yerel polis o bölgede sıra dışı bir şey olmadığını söyledi. | Open Subtitles | ضباط الامن المحليين ابلغوا عن نشاط غير معتاد |
| Yılın bu zamanı için biraz sıra dışı, değil mi? | Open Subtitles | غير معتاد فى هذا الوقت من السنه الا تعتقدين؟ |
| Ve banka hesaplarında olağan dışı bir hareket yok. | Open Subtitles | ولا يوجد أى نشاط غير معتاد فى حسابه المصرفى |
| Peki, dün gece Anormal bir şey gördüğünü hatırlıyor musun? | Open Subtitles | وهل تتذكر رؤية أي شيء غير معتاد في الليله الماضيه؟ |
| O Sıradışı bir şekilde, hafta içi bir günde, sayfiye evine gidiyor, ve kapıcıya düşünecek şeyleri olduğunu söylüyor ve sonra yürüyüşe gidiyor. | Open Subtitles | فقد ذهبت لمنزل الشاطئ وسط الأسبوع وهو غير معتاد وقالت للخادمة أنها تفكر بعمل ما ثم ذهبت تتمشى |
| Bunun çok alışılmadık bir durum olduğunu söylemek zorundayım, Bay Mike Chang Sr. | Open Subtitles | يجب أن أقول سيد مايك تشانغ الكبير بأن هذا غير معتاد عليه نهائيا |
| Garip bir şey ya da farklı birini görmediğini söyledi. | Open Subtitles | وقال أنه لم يشاهد شيئاً أو أى شخص غير معتاد |
| Sana göre şu an tarihsel olarak Olağandışı bir şeylerin ortasında mıyız? | TED | هل نحن في وسط شيء غير معتاد تاريخياً من وجهة نظرنا |
| Ama sıra dışı bir şey görmesi riskine giremezdim. | Open Subtitles | ولكنى لم استطيع المخاطرة بجعله يرى اى شئ غير معتاد |
| Bu çok sıra dışı, Darrell. Yıl boyunca çok istikrarlıydı oysa. | Open Subtitles | أمر غير معتاد بالمرة لقد كان متماسكاً طوال العام |
| Askeri e-posta sunucusunda sıra dışı bir şey yok, fakat ben az önce kişisel e-posta hesabında bir şey buldum. | Open Subtitles | لا يوجد شئ غير معتاد على مخدم الجيش ولكن حصلت على شئ من على حسابه الالكترونى الشخصى |
| - Görünümüyle, tavırlarıyla ilgili sıra dışı bir şey var mıydı? | Open Subtitles | ألم يكن هناك شئ غير معتاد بمظهره أو سلوكه؟ كلا، لا شئ |
| Yaralarda ya da ölüm şeklinde herhangi sıra dışı ya da tuhaf bir şey var mı? | Open Subtitles | لشيء غير معتاد باحثا عن سبب الجروح او طريقة موتها حسنا هي ميته |
| Tabii, hiçbir zaman suçlanmadınız ama mali kaydınız, 2000 şubatında olağan dışı bir para çekimini ve Bay Halpern'e ödeme yapıldığını gösterdi. | Open Subtitles | ,بالطبعلم توجه لك تهم ولكن سجلك المالي يُظهر سحب مالي غير معتاد في فبراير 2000 |
| O gün çok rahatsız edici olağan dışı bir olay yaşandı. | Open Subtitles | حدث شيء مقلق في ذلك اليوم، شيء غير معتاد |
| Rahibe, Maria söz konusu olunca olağan dışı bir yere bakmanızı öneririm. | Open Subtitles | أختاه، باعتبار أنها ماريا... أقترح عليك البحث... في مكان غير معتاد. |
| Anormal yükseklikte seratonin ve adrenalin seviyesi var. | Open Subtitles | و هى تبين لي بشكل غير معتاد إرتفاع مستويات السيروتونين و الأدرينالين |
| Bu da Anormal bir durum değil. | Open Subtitles | و هو ليس غير معتاد المرضى النفسيون الحقيقين |
| Tabi, Sıradışı bir şey yoktu derken kastettiğim normal şartlar altında, Sıradışı bir şey sayılmazdı. | Open Subtitles | بالطبع حين قلت لا شيء غير معتاد ما أقصده هو تحت الظروف الطبيعية |
| Burası oldukça Sıradışı bir yer. Buraya sık sık gelir misiniz? | Open Subtitles | هذا مكان غير معتاد جدا اتاتون هنا غالبا يا رفاق |
| Sanırım sizin yaşınızda birinin evlenmesi henüz alışılmadık bir durum. | Open Subtitles | أعتقد أنه شئ غير معتاد أن تتزوج من هى فى عمرك |
| Eminim öyledir. Garip davranan birisini veya olağandışı birşey fark ettiniz mi? | Open Subtitles | أراهن، هل لاحظتي أي أحد يتصرف بغرابة أو يفعل شيئاً غير معتاد ؟ |
| Olağandışı bir şey olsa söylerdi diye düşünüyorum. | Open Subtitles | فكرت أنه قد يذكر لك شيئاً غير معتاد حدث معه. |
| Ben yenilgiye alışık değilim Asla alışmadım | Open Subtitles | وانا غير معتاد عي الهزيمه ابدا لم اعتدها |
| Kadınların teklif etmesine pek alışık değildir ama ona sorarım. Sorun değil diyor. | Open Subtitles | إنه غير معتاد على النساء الصريحات لكنني سأساله |