| Yani eğer şu an seni yatağında isteseydi benimle bu arabada olmazdın. | Open Subtitles | لذا اذا ارادتك ان تكون في فراشها, لن تكون في السيارة الآن. |
| Yoksa, yataktan kalkıp banyo yapıp, sabahın 3'ünde evine dönen bir kadın olacaktım. | Open Subtitles | لكنت إمرأة ما تنهض من فراشها وترحل في الثالثة صباحاً |
| Küçükken, böyle soğuk gecelerde, kız kardeşimle yatağın içine büzülürdük. | Open Subtitles | في صباي في تلك الليالي الباردة كنت أنام مع أختي في فراشها |
| Ve şimdi öğrendi, Tüm gün yatağından çıkmıyor. | Open Subtitles | و الآن فقد عرفت بحالتها، و أصبحت قعيدة فراشها طول اليوم |
| Annen de üzgün, ama bütün gün yatakta değil. | Open Subtitles | ..امكِ حزينه أيضاً لكنها ليست في فراشها طوال اليوم |
| Daha sonra, yatağının yanında bir kondüktörün ceketinin düğmesini buldu. | Open Subtitles | و فيما بعد وجدت قرب جانب فراشها زر من سترة محصل قطار |
| Annemin elbiselerini yatağa vücudunun şeklinde serer orada olduğunu hayal ederdim. | Open Subtitles | أضع ثياب أمي على فراشها على هيئة جسدها وأتخيل أنها هناك. |
| Bir gece Bay Ayı yerine yatağında kurbağa bulacağımdan endişe ediyorum. | Open Subtitles | أخشى أنّ أجد ضفدعاً في فراشها مكان دميتها في أحد الليالي |
| 90 yaşına falan gelince sıcak yatağında ölecek. | Open Subtitles | ستموت عندما تبلغ ال90 مثلا، وهي عجوز ودافئة على فراشها. |
| "Prenses yatağında yatarken sürünerek yaklaşmış ve demiş ki: | Open Subtitles | وبينما كانت راقدة في فراشها جاء زاحفًا إليها وقال |
| Onu yataktan... onu yataktan kaldırmaya çalıştılar... | Open Subtitles | لقد حاولوا التقاط لقد حاولوا رفعها من على فراشها و |
| Onu yataktan... onu yataktan kaldırmaya çalıştılar... | Open Subtitles | لقد حاولوا التقاط لقد حاولوا رفعها من على فراشها و |
| Tanrı aşkına! O yataktan bile çıkmıyor... | Open Subtitles | الرحمه لوجه الله إنها تغادر فراشها بالكاد |
| yatağın yanında $600 ve bir kutu prezervatif bulundu. | Open Subtitles | يوجد 600 دولار و صندوق كبير من الأوقية المطاطية بجوار فراشها |
| yatağın yanında $600 ve bir kutu prezervatif bulundu. | Open Subtitles | يوجد 600 دولار و صندوق كبير من الأوقية المطاطية بجوار فراشها |
| Yunus eğitmeni Annie gecenin bir yarısı yatağından kalktı çünkü susamıştı. | Open Subtitles | غادرت فراشها في منتصف الليل لأنّها كانت عطشانة |
| O gece Judith ile yalnızdı ve yatağından çok uzakta değildi. | Open Subtitles | لأنه كان وحيداً مع جوديث تلك الليلة قريب من فراشها |
| Birisi mutfak penceresini kırmış ve Bayan Gallaccio'ya yatakta saldırmış. | Open Subtitles | أحد ما حطم نافذة المطبخ وهاجم السيده (جالاتشيو) فى فراشها |
| yatağının başında oturduğumu hatırlıyorum uyanırdı ve öyle ağrısı olurdu ki tek yapabildiği adımı haykırmak olurdu. | Open Subtitles | أنا أتذكر جلوسي إلى جوار فراشها عندما استيقظت بغتةً على ألم رهيب وكان كل ما أمكنها فعله هو الصراخ باسمي |
| Beni de temizledi beni tekrar yatağa yatırdı ve ağlamaya başladım. | Open Subtitles | ثم قامت بتنظيفي ووضعتني في فراشها ثم بدأتُ بالبكاء |
| Buradan sinirli bicimde gitmesine engel ol. | Open Subtitles | لا نهي هذا بالشجار يا رجل ولا تدعها تغادر فراشها |
| Güneş yatmaya gitti Ben de gitmeliyim | Open Subtitles | قد ذهبت الشمس إلى فراشها و عليّ أيضا أن أفعل |
| yatağını bir sardalyeyle paylaşabilecek, tanıdığım tek kadın sensin. | Open Subtitles | أنت المرأة الوحيدة التى أعرفها التى على استعداد لمشاركة فراشها مع سردينة |