| köpük banyoları, hayat dolu sabahlar ve ay ışığı içeride ise, buz gibi bir soğuk! | Open Subtitles | فقاعات الحمام, الصباح الندىّ وضوء القمر وداخلهن برود قاسى ازرق |
| Hemen köpük banyosuna gireceğim ben. | Open Subtitles | أفهم قصدك.. انا بنفسي ذاهبة مباشرة الى حمام فقاعات |
| Ben baloncuk kabarcığı, yapışkan eller ve yemek masasındaki arkadaşlarım. | TED | أنا فقاعات وأصابع لزجة وعشاء مع الأصدقاء. |
| Hadi. Kabarcık yok ama sıcak su sana iyi gelecek. Hey, ahbap. | Open Subtitles | هيا دون فقاعات لكن الماء الحار سيفيدك صديقي مشروبات |
| Yukarı doğru çıkan Baloncuklar yaptık, sonra da pütürlü fayansta köpürüyor. | TED | لقد حصلنا على فقاعات تصعد للأعلى هناك، ثم رغوة فى الأعلى مع كتل بلاط. |
| Boyarken çok dikkatli olmam gerekiyor. Çünkü boya küçük küçük kabarcıklar haline geliyor | TED | وبينما أنا أدهن يجب أن أنتبه لأن الطلاء يبدأ بالتحول إلى فقاعات صغيرة |
| Kanınızda oksijen kabarcıkları oluştuğu için. 90 saniye içinde de öldünüz. | Open Subtitles | بينما تتكون فقاعات من الأكسجين ..في دمك، وبعد 90 ثانية تموت |
| Annemin köpüklü sabununu kullanamazsın! | Open Subtitles | لا يمكنك إستعمال فقاعات الحمام الخاصة بأمي |
| Eve gidip, uzun bir köpük banyosu yapacağım. | Open Subtitles | عائدة إلى البيت الآن وآخذ فقاعات الحمام اللطيفة |
| Okaliptüslü köpük banyosu yapan başka birini tanıyor musun? | Open Subtitles | تَعْرفُ أي شخص آخر حول هنا مَنْ تَستعملُ فقاعات الحمامُ كالبتوسِ؟ |
| Scully, dostum Skin beni köpük banyosundan arıyor. | Open Subtitles | يا، سكولي، رجل جلد يدعوني من فقاعات الحمام. |
| Bu boyutta bir sürü berbat şey var. köpük banyosu ise bunlardan biri değil. | Open Subtitles | الكثير من الأشياء المقرفة في هذا البعد فقاعات الاستحمام ليست واحداً منها |
| Ezra: Bize özel ilaçlar veriyorlar. baloncuk dediğimiz ilaçlar. | TED | إنهم يعطوننا عقاقير خاصة. نحن ندعوها فقاعات. |
| Aylardır bizi oyalıyorsunuz ve şimdi de evimize baloncuk mu dolduruyorsunuz? | Open Subtitles | أنتِ كنتِ تماطلين لمدة شهر، والآن تضعين فقاعات في منزلنا؟ |
| Denize yüzlerce beyaz ok dalıyor her dalıştan sonra arkalarında Kabarcık izleri bırakıyorlar. | Open Subtitles | يصبح الشكل كما لو أن آلافاً من السهام البيضاء تطلق في البحر. تاركة خلفها فقاعات من الهواء جراء الغوص |
| Ama gerilmiş eklemlerinizin sanki bir balon patlıyormuş gibi çıtlamasının en yaygın açıklaması gerçekten de içeride Baloncuklar olmasıdır. | TED | ولكن التفسير الشائع المتعلق لماذا تبدو مفاصلك الممددة كفرقعة الفقاعات هو أنه..حسنًا..يوجد فقاعات هناك |
| Bu doğal hükumet tepkisi olacaktır, tüm hükumet liderleri hava ve su geçirmeyen sımsıkı kapanmış kabarcıklar içinde saklanacak. | TED | وهذا سيكون رد الحكومة الطبيعي، لإخفاء جميع قادة الحكومة بعيداً في فقاعات مغلقة بأحكام. |
| Örneğin, sabundaki hava kabarcıkları katları önemsemeden bir bina yaratmamıza yardımcı olmuştur. | TED | على سبيل المثال .. فقاعات الصابون ساعدتنا على تشكيل هيئة .. نهائية .. ناهيك عن مستويات الارض المتغيرة |
| Kahvaltını yapıyorsun sonra da sıcak, köpüklü banyo seni bekliyor. | Open Subtitles | وتناولي إفطاركِ، وبعدها سأجهز لكِ حمَّام فقاعات ساخن |
| Ama "Bubbles" adlı bir senaryo. "Thor:Ragnarok" yönetmeni Taika Waititi tarafından yönetilecek. | TED | لكنه نص إسمه "فقاعات" الذي سيخرجه تايكا وايتيتي مدير "ثور : راغناروك." |
| Dünya atmosferinin dışında hayatı sürdürebilecek yer çekimi baloncukları! | Open Subtitles | فقاعات الجاذبية التي قد تتحمل العيش خارج الغلاف الأرضي أتتني الفكرة وأنا في الحمام |
| İlk önce dünyalılar mı ortaya çıktı, kimyasal bir çorbadan köpüren, bir ilkel havuzda? | Open Subtitles | هل كانت بداية الكون قد نشأة من فقاعات ضبابية كيميائية على شكل بركة بدائية |
| Akıllı, şirin, sanatçı balonlar. | Open Subtitles | فقاعات جميلة و لطيفة |
| Lipitlerden meydana gelmiş sabun köpüğü gibi görünen bir oluşum. | TED | بشكل أساسي لقد بنى ما بدا فقاعات صابون مصنوعة من الدهون. |
| Şimdi bana bunların nasıl mümkün olabildiğini anlatacaksın ya da kan dolaşımına bir hava kabarcığı yollayacağım ve intikamını almadan felç geçireceksin. | Open Subtitles | والآن ستخبرني, أنّى لأي من هذا ممكن, أو سأضع فقاعات هواء داخل مجرى دمك وستصاب بسكتة دماغية دون أن تحصل على انتقامك |