| Böyle olunca da babam bana İran'da ya da Necef'te çalışmamı söyledi. | Open Subtitles | لذا فقد أخبرني أبي بالدراسة في إيران أو في النجف |
| Bunu bana güvendiği için söyledi. | Open Subtitles | فقد أخبرني ذلك لأنه كان يثق بي لأن لا اخبر أحدا |
| O tam bir kaçık, bana kızların iki çiş deliği olduğunu söyledi. | Open Subtitles | ذلكَ الرجلُ مجنونْ، فقد أخبرني بأنَ لدى الفتياتِ فتحتانِ للبول. |
| Ne is yaptigini bilmiyordum. Bana is adami oldugunu söyledi. | Open Subtitles | لمْ أكن أعلم ما كان يقوم به لكسب لقمة عيشه، فقد أخبرني أنّه كان رجل أعمال. |
| Nedenini ve gerçekte kim olduğunu biliyorum. Bana söyledi. | Open Subtitles | أعرف دوافعه وهويته الحقيقية، فقد أخبرني. |
| Siyahlı adam bana eğer bu yolu takip edersek bizi kapıya götüreceğini söyledi. | Open Subtitles | -نعم، فقد أخبرني إنسان إسمه "المُبَشِّر"ْ أني لو سرت في هذا الطريق حتى النهاية سنجد بوابة ، هيا بنا |
| Bana mümkün olduğunca çok dinlenmen gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | فقد أخبرني أنكِ بحاجة للكثير من الراحة |
| (Kahkahalar) Cliff, kadınlarda dikkat ettiği ilk şeyin dişler olduğunu söyledi. Ve sonrasında birbirimizin dişlerine iltifat ettik. | TED | (ضحك) أما كليف فقد أخبرني بأن أول شيء يلاحظه هو الأسنان. وأبدى كل منا إعجابه بأسنان الطرف الآخر. |
| Shaky, Batimore'un evine girip çıkan herkesi tanımlayabileceğini söyledi. | Open Subtitles | إذاً فقد أخبرني (شيكي) أنه يستطيع التعرف على الذي كان يأتي إلى شقة (ديتر مول) |
| Biliyorum, söyledi. | Open Subtitles | أعلم، فقد أخبرني |
| Hazır Tommy'den bahsetmişken bana çekmecen konusunda çok tutucu olduğunu söyledi de. | Open Subtitles | بالحديث عن (تومي)، فقد أخبرني أنّكِ متحفّظة للغاية حيال أدراجكِ. |
| - Bana söyledi ama. | Open Subtitles | حسنٌ، فقد أخبرني أنا |
| Gitmeden önce Langley bombacısıyla ilgili bana bir şey söyledi. | Open Subtitles | إذاً فقد أخبرني بشيء... قبل رحيلك (عن مفجّر (لانجلي |