| Geçen sonbahar Fransa'da tatilde olduğum zamandı. | TED | كان عندما كنت في إجازة في بداية الخريف الماضي في فرنسا |
| Veronique bu hafta tatilde oldugu için, deniz kenarına gidebiliriz. | Open Subtitles | بما أن "فيرونيك" في إجازة دعنا نذهب إلى الشاطئ إذن |
| Senin kedin yüzünden annenle tatile gidemedik! Bu şımarık paspas yüzünden... | Open Subtitles | كان من الممكن أن نذهب في إجازة لولا هذه القطة الغبية |
| Hani tatile çıkıp geri döndüğünde bazı şeyler gözünde tüter ya? | Open Subtitles | أتعلم، عندما تذهب في إجازة وتعود وتجد بعض الأشياء إلهاماً لك؟ |
| Şu an Tatildeyim. | Open Subtitles | أَنا في إجازة الآن , إذا أردتم الوصول لى سأكون بالبيت بعد قليل |
| Az önce rakamları gördüm. Oraya tatil için gitmediğini biliyorsun değil mi? | Open Subtitles | لقد رأيت رقمك للتو, كما تعلم أنت لست في إجازة هناك ؟ |
| Ne zaman onun evine gitsem, sanki tatilde gibiydim. | Open Subtitles | كلما ذهبت إلى منزله، كان ذلك وكأنني في إجازة |
| Sizi bağlıyorum. Bayan Humongorous tatilde. Mesaj bırakmak ister misiniz? | Open Subtitles | الآنسة فيرمونجر في إجازة أتريد ترك رسالة صوتية؟ |
| Bayan Fearmonger tatilde. Sesli mesaj bırakmak ister misiniz? | Open Subtitles | الآنسة فيرمونجر في إجازة أتريد ترك رسالة صوتية؟ |
| Herkes cehennemde o tatilde. | Open Subtitles | انظري إلى ذلك الرجل الجميع في الجحيم و هو في إجازة |
| Vincent Shore Club'da yakaladık. tatilde olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | التقطت فنسنت هنا في شاطئ نادي . يقول إنه في إجازة. |
| Annen? tatilde, takıldığı erkeklerin biriyle beraberdir. | Open Subtitles | امك، انها في إجازة تُضاجع احد الفتيان الذين تُرافقهم |
| tatile çıktı. Güvercinlerine bakmamı istedi. | Open Subtitles | هو مسافر في إجازة وطلب منّي الإعتناء بيماماته |
| - Benim kadar heyecanlanacağını umduğum bir fikrim var, baba. Seni tatile götürmek istiyorum. | Open Subtitles | أبي، لدي فكرة مثيرة لك أريد أخذك في إجازة |
| Ne zaman tatile çıkacak olsam bir çift temiz iç çamaşır alır.. | Open Subtitles | عندما أكون في إجازة ..ألبس الكلسيون وأنحني |
| Fark etmemişsindir diye söylüyorum Ajan Mulder, Özgürlükler Ülkesi, tatile çıktı. | Open Subtitles | في حالة أنت ما لاحظت، الوكيل مولدر، إنّ تمثال الحريّة في إجازة. |
| Ev sahibinin evi. Onları tatile götürmek ister misin? | Open Subtitles | امتلاك منزلك الخاص بك خذ العائلة في إجازة |
| Şey, bu konuda sana iyi şanslar, Jorgensen, ama artık Tatildeyim. | Open Subtitles | حظا سعيدا بذلك ,جوقينسون ,لكنني في إجازة |
| Söyledim! Söyledim zaten! tatil için geldim! | Open Subtitles | لقد قلتها لكم مسبقاً, لقد أتيت إلى هنا في إجازة |
| Bugün çalışmıyoruz, tatildeyiz. Bu koca otobüste stres atmayacaksanız... nerede atacaksınız? | Open Subtitles | نحن لا نعمل اليوم نحن في إجازة و إذا كنتم لا تستطيعون البقاء في هذه الحافلة المضحكة |
| 15 Ağustosa kadar izinlisin. | Open Subtitles | أنت الآن في إجازة رسميًّا حتى الخامس عشر من أغسطس |
| Ama şu an soruşturma beklediğinden idari izindesin. | Open Subtitles | لكن حالياً, أنت في إجازة إدارية في انتظار التحقيق |
| Son geldiğimde de tatildeydi. Dosyamı bana ver. | Open Subtitles | كان في إجازة عند آخر زيارة لي، اعطني ملفّي |
| Aslında tatildeyken sanki işteymiş gibi takipçiyi aptal yerine koyabilirsiniz. | TED | بأمكانك ، طبعا ً ، إستغفال الشخص الذي يتعقبك ، بالتظاهر بأنك في مقر عملك بينما أنت في إجازة. |
| tatildesin sanıyordum. | Open Subtitles | ظننت بأنك في إجازة قلت بأنك ستذهب بعيداً |
| tatildeymiş, o yüzden bir haftadır kaybolduğunu fark etmemişler. | Open Subtitles | كان من المفترض أنه في إجازة لذلك لم يفتقده أحد لمدة أسبوع |