| Lütfen bana bütün bu olanlardan sonra ona aşık olduğunu söyleme! | Open Subtitles | من فضلك لا تخبرني أنك وقعت في حبها بعد كل هذا |
| Şimdiyse, eskilerden bir yayıncı senin cümlelerini okumuş ve onlara aşık olmuş. | Open Subtitles | وفي هذه اللحظات، هناك ناشر قديم مُحاصر يقرا كلامتك ويقع في حبها |
| Aşkın ne olduğunu bilecek yaşa geldiğinden beri Iris'e aşık olduğunu gördüm. | Open Subtitles | لقد شاهدتك واقع في حبها منذ أن كنت بالغاً لتعرف معنى الحب. |
| Çok âşık ve gözümün başkasını görmediği sevgilimi çok özlüyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أفتقد عشيقتي التي أنا واقع في حبها بشدة |
| Işıklandırmada öyle bir an var ki tamamen ona âşık olmamı sağladı. | TED | هناك هذه اللحظة في الإضاءة جعلتني أغرق في حبها. |
| 19 yaşındayken, harekete dâhil olmayan ve ırkçılıktan eser taşımayan bir kızla tanıştım, ona aşık oldum. | TED | في سن التاسعة عشر، قابلت فتاةً لم تكن في تلك الحركة، لم يكن لديها عظمة عنصرية في جسدها، ووقعت في حبها. |
| Çok açık. Mutlu bir aşık soufflé'yi yakar. | Open Subtitles | غاية الوضوح، المرأة السعيدة في حبها ستحرق السوفليه |
| Mümkünse onunla evlen oğlum, ama ona asla aşık olma. | Open Subtitles | تزوجها إن إستطعت يا بني لكن إياك أن تقع في حبها |
| Mümkünse onunla evlen oğlum, ama ona asla aşık olma. | Open Subtitles | تزوجها إن إستطعت يا بني لكن إياك أن تقع في حبها |
| Bir gün iyi bir adam ona aşık olur ve onunla evlenir. | Open Subtitles | ويوما ما، وبضربة حظ: رجل لطيف يقع في حبها ويتزوجها |
| aşık bir adam, bu kadar tuhaf davranmaz. | Open Subtitles | كشخص واقع في حبها ، هذه طريقة غريبة للتعامل بها. |
| Tamamen evcimen biri, ama kime aşık olacağı konusunda yardım edemiyorsun işte. | Open Subtitles | حقيقة, انها مخلصة, لكن لا يمكن تساعد من يقع في حبها |
| Her şey planlandığı gibi. Ona aşık olmak üzere. | Open Subtitles | كل شيء يسير وفق الخطة لقد وقع في حبها تقريباً |
| Her şey planlandığı gibi. Ona aşık olmak üzere. | Open Subtitles | كل شيء يسير وفق الخطة لقد وقع في حبها تقريباً |
| Sonra aşık olacağını sandığın bir straight kadınlar tanıştın. | Open Subtitles | ثم قابلت فتاة مستقيمة وفكرت أن تقعي في حبها |
| Ona yeniden aşık olacak dostum. | Open Subtitles | بدون الاكزيما سوف يقع في حبها مرة اخرى يا صديقي |
| Bak, hayatımda ilk defa, aşık olduğum bir kadınla tanıştım. | Open Subtitles | لأول مرة في حياتي ألتقي بامرأة وأقع في حبها |
| Daima şanslı olayı umdum, ki aşık olacağım kız peşinde servetiyle gelsin. | Open Subtitles | لطالما تمنيت أن أكون محظوظاً وأن تكون الفتاة التي أقع في حبها غنيّة أيضاً |
| Birisiyle tanışacağını, âşık olacağını ve ondan sonra da mutlu mesut yaşayacağını düşünmez miydin? | Open Subtitles | ألأم تظن وقتها أنك ستقابل فتاة ما و تقع في حبها و انتهى الأمر على ذلك؟ |
| Merhaba baba. Dinle, beni ilgilendirmez ama ona tekrar âşık olmuyorsun, değil mi? | Open Subtitles | هذا ليس من شأني ولكن لن تقع في حبها ثانيةً ؟ |
| O zaman âşık olacak kız yoktur. | Open Subtitles | هذا يعني بانه لاتوجد فتاة ستقع يوماً في حبها |