| Güvenli bir şekilde gittiğini görmek çocuk için iyi olur. | Open Subtitles | سيكون في صالح الفتى أن يراك وأنت راحل في امان. |
| Suçlu gibi davranıyor olmamın muhtemelen ilişkimiz için iyi olmayacağını düşündüm. | Open Subtitles | من البديهي أن تصرّفي مثل مجرمة غالبًا ليس في صالح علاقتنا. |
| Lenny'nin işi ters gittiğinde, kimse için iyi olmaz. | Open Subtitles | عندما يغضب ليني فلن يكون هذا في صالح اي شخص |
| Sadece ev için en iyisi neyse onu yapmak istiyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أريد أن أعمل ما هو في صالح المنزل |
| Bence Monica, Betsey için en iyisi olduğunu düşündüğü şeyi yaptı. Hadi ama. | Open Subtitles | اعتقد ان العمه مونيكا فعلت ماهو في صالح بيتسي |
| Her şeyden önce bu komite ülkenin iyiliği için çalışmaktadır. | Open Subtitles | أولاً وقبل كلّ شيء, هذه اللجنة تعمل لما هو في صالح البلاد. |
| Politikacılar, başkalarının iyiliği için askeri personelden sürekli kendilerini feda etmelerini istiyorlar. | Open Subtitles | السياسيين يطلبون من العسكريين التضحية بانفسهم لما في صالح الاخرين في جميع الاوقات |
| Beni kullanın. Suçlular lehine olan bu yasaları değiştirin. | Open Subtitles | عليك أن تغيّر القوانين التي تصبّ في صالح المجرمين. |
| Başında onca iş varken, kızlar için iyi olacağını düşündük. | Open Subtitles | فكرنا أن هذا في صالح الفتاتين، لاسيما مع كل مشاغلك هذه |
| Onun korkmuş hâlini önceden görmüştüm. Kimse için iyi olmaz. Arkanı kolla. | Open Subtitles | نعم، لقد رأيته خائفاً من قبل وهذا ليس في صالح أحد، انتبه لنفسك |
| Tanrım, neredeyse eğer bu senin oyların için iyi olmasa onların hisse fiyatlarını arttırdığımız için neredeyse kötü hissedeceğim. | Open Subtitles | رباه، أكاد أحقد على ارتفاع قيمة أسهمهم لو لم يكُن هذا في صالح معدّلات استحسانك جماهيريًا. |
| İlçeyi rehin almanın şirket için iyi olacağını düşünmüyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أنه في صالح هذه الشركة حجز رهن تلك البلدة |
| Biz bunun herkes için iyi olacagini düsündük.. | Open Subtitles | استمع، إننا نشعر أنه في صالح الجميع |
| Bak, Kankalar şu anda Coeur D'Alene'de araştırma yapıyorlar, eğer bombanın yerini sen söylemeden bulurlarsa, bu kızın için iyi bir son olmayacak. | Open Subtitles | أسمع يا عضو العصابة ، أن أصدقائي الآن يبحثون في كور دي ايلين ،وأن وجدوا القنبلة قبل أن تقول لي مكانها . أن ذلك لن يكون جيدا في صالح حبيبتك |
| ..bu karar parti için iyi olmayacak. | Open Subtitles | لن يكن هذا القرار في صالح الحزب |
| Peki. Sanırım herkes için en iyisi bu. | Open Subtitles | حسنٌ، سيكون ذلك في صالح الجميع |
| İşte bu yüzden yaptım çünkü ada için en iyisi buydu. | Open Subtitles | ولذلك قتلتكَ، لأنّه كان في صالح الجزيرة |
| SAMCRO için en iyisi neyse onu yapıyorum. | Open Subtitles | أحاول فقط ان افعل ما في صالح سامكرو |
| Kanımca bu herkes için en iyisi olur. | Open Subtitles | {\fnAdobe Arabic}.أعتقد أنّ ذلك سيكون في صالح الجميع |
| "Her şeyi kulübün iyiliği için yaptım." martavalına inanmıyorum. | Open Subtitles | لا أصدق هذا التواضع وما يفعل في صالح النادي هراء |
| Bir uzaklaştırma onun kariyerini mahvetmez ve şehrin iyiliği için yaptıklarım için özür dilemeyeceğim. | Open Subtitles | الايقاف لن ينهي حياته العمليه وانا لن اقوم بالاعتذار عن قيامي بما هو في صالح المدينه |
| Bayan Ohba'nın önerisinin lehine olan oyların yüzdesi %49. | Open Subtitles | نسبة الاصوات في صالح (تعديل السيدة (أوهبا 49% |