| Çöl Fırtınası'nda bir arkadaşım vardı. | Open Subtitles | لم تفهم كان لدي صديق كان في عاصفة الصحراء.. كان في مشاة البحرية أيضاً |
| Yani Çöl Fırtınası'nda yaralandığında tanışmıyordunuz? | Open Subtitles | لم تعرفيه حينما كان جريحاً في عاصفة الصحراء؟ |
| 1991'de Çöl Fırtınası'nda yaralanan bir topçu çavuşu olduğunu sanıyor. | Open Subtitles | بالنسبه له إنه عام 1991 و هو عريف بحري جرح في عاصفة الصحراء |
| Elbette, en son açık denizde kaldığımda açık deniz demiri sayesinde bir fırtınada 48 saat aynı yerde kalabildik. | Open Subtitles | آخر مرة أنا كنت عائم , مرساة بحر إحتجزتنا فوق 48 ساعة في عاصفة. |
| Yağmur fırtınasında bir kurbağadan daha kurnazdır, | Open Subtitles | انه مداهن اكثر من العلجوم في عاصفة مطرية |
| Kayıtlara bakılırsa, son meteor yağmuru sırasında hepsi garip bir fırtınaya yakalanmış. | Open Subtitles | طبقا لهذا علقن جميعا في عاصفة شاذة أثناء السقوط النيزكي الأخير |
| Dün Jollys'den dört şilin, altı peniye almıştım. Bugün yemeğe giderken, çat diye topuğu kırıldı. | Open Subtitles | والكعب كُسربالحاجز وكأنه غصن شجرة في عاصفة |
| Uzun zaman oldu. Sanırım 68. kar fırtınasıydı. | Open Subtitles | مضى زمن طويل، تسببتَ في عاصفة عام 1968 حسب اعتقادي |
| Kara Şahinler'den biri saldırı yapacakken kum fırtınasına yakalanmış. | Open Subtitles | احدى طائرات "بلاك هوك" اصدمت في عاصفة رملية في الصحراء اثناء الطريق إلى منطقة الهبوط |
| Çöl Fırtınası'nda onunla görev alan denizcileri buldun mu? | Open Subtitles | هل وجدتي أي بحارة خدموا معه في عاصفة الصحراء؟ |
| Çöl Fırtınası'nda şanlı ulusumuza hizmet ederken Amerikan vergi mükellefleri sayesinde edindim. | Open Subtitles | بفضل دافعي الضرائب بينما أخدم الأمة في عاصفة الصحراء |
| Çöl Fırtınası'nda kahramanca görev yaparken kaybolan asker. | Open Subtitles | فقد أثناء الخدمة بشجاعة في عاصفة الصحراء |
| Bazılarının benim Çöl Fırtınası'nda savaştığımı bildiğinizi biliyorum. | Open Subtitles | أعلم ان بعضكم ايها الأولاد "يعرفون اني قاتلت في "عاصفة الصحراء |
| - Çöl Fırtınası'nda mı yaralandı? | Open Subtitles | جرح في عاصفة الصحراء؟ |
| Gibbs, Çöl Fırtınası'nda yaralandığını hiç söylememişti. | Open Subtitles | لم يخبرني (غيبس) أنه جرح في عاصفة الصحراء |
| Elektromanyetik bir fırtınada bir pilotu arıyorduk. | Open Subtitles | كنا نبحث عن طيار فقد في عاصفة كهرومغناطيسيه |
| Elektromanyetik bir fırtınada bir pilotu arıyorduk. | Open Subtitles | كنا نبحث عن طيار فقد في عاصفة كهرومغناطيسية |
| Bu küçük dalgaları oldukça iyi tanırım inanın bana, büyük bir fırtınada burada olmak intihar etmektir. | Open Subtitles | أنا على علم تام بأن هذه موجات صغيرة جدا. صدقوني، في عاصفة كبيرة, التواجد هنا يكون انتحار. |
| Kar fırtınasında bir bufalo sürüsünü izlemek gibi bir şey. | Open Subtitles | سيكون مثل مشاهدة قطيع من الجواميس في عاصفة ثلجية |
| Pireneler'de korkunç bir fırtınaya yakalanmış. İlk gününde. | Open Subtitles | وجد في عاصفة سيئة عبر جبال البرانس، من اليوم الأول |
| - Yemeğe gidiyordum, ayakkabımın topuğu, ızgaralarda dal gibi kırıldı. | Open Subtitles | -عن ماذا؟ لقد قمت بالتبختر للغداء والكعب كُسر بالحاجز كغصن في عاصفة |
| Uzun zaman oldu. Sanırım 68. kar fırtınasıydı. | Open Subtitles | مضى زمن طويل، تسببتَ في عاصفة عام 1968 حسب اعتقادي |
| Bayan Erskine'in matineden akşam assolistliğine yükselmesini istiyorsunuz ama sanırım kızın mart fırtınasına yakalanmış bir kamış düdük gibi şarkı söylediğini görmelisiniz. | Open Subtitles | تريدين من الآنسة (أرسكين) ترك أمسية ليليّة باهظة ولكّن عليّك رؤية الفتاة تصدّح كقصبٍ إشتعل في عاصفة آذآر\ مارس |