| Ve evet.. ..yiyeceksizlik vadisinden yürürken.. | Open Subtitles | و,نعم, على الرغم من أنني مشيت في وادي في ظل عدم توفر الغذاء, |
| Fakir ve buralardan çok uzakta olan Ganj vadisinden geliyorum. | Open Subtitles | لقد جئت من مكان فقير بعيد عن هنا يقع في وادي جانكس |
| Elbette biliyoruz ki Silikon Vadisi'nde gençliğin başarıyla paralel olduğu bir kültür var. | TED | الذي، بالطبع، نعرف هناك هذه الروح في وادي السيليكون أن الشباب يساوي النجاح |
| Ve böyle muhitler, mesela Kaliforniya'nın 'Central Valley', konut piyasasının çökmesiyle ve benzin fiyatlarının artmasıyla zarar görmekle kalmadı, yerle bir oldular. | TED | وهذه هي الأحياء، على سبيل المثال، في وادي وسط كاليفورنيا التي لن تؤذي عند انفجار فقاعة الإسكان وعندما ارتفعت أسعار الغاز؛ تدمرت |
| 2004 yılının kışında Ölüm Vadisi'ne yağmur yağdı. | TED | في شتاء سنة 2004، أمطرت في وادي الموت. |
| Shumatsu no Tani'de uzun zaman önce söylediklerini hatırlıyor musun? | Open Subtitles | هل تتذكر ما قلته لي منذ فترة طويلة في وادي النهاية؟ |
| Ölümün gölgesi vadisinden yürüyorum. Hiçbir kötülükten korkmuyorum. Çünkü sen benimlesin. | Open Subtitles | أيضاً إذا سِرتُ في وادي ظلّ الموت لا أخاف شراً لأنك أنت معي |
| Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam. | Open Subtitles | بينما أسير في وادي ظلال الموت لن أخشى الشر لأنك يا ربي ستكون معي |
| Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam. | Open Subtitles | حتى لو مشيت في وادي ضلال الموت فأنا لا اخشى شيءً |
| Evet, ölümün gölgesinin vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam çünkü sen benimlesin. | Open Subtitles | على الرغم من مروري في وادي ظلال الموت لا خوف ولا شياطين لأنها معي |
| Ne olursa. Yenilmiş Krallar Vadisi'nde hiçbir zaman iyi bir şey olmaz. | Open Subtitles | لا يوجد شيء جيد يمكن أن يحصل في وادي الملوك القدامى أبداً |
| Bu çoğunlukla Silikon Vadisi'nde neyin yanlış olduğunu açıklıyor. | TED | وهذا في الغالب ما يفسر الخطأ في وادي السليكون. |
| Silikon Vadisi'nde, çiçeği burnunda bir start-up'taki işimin üçüncü günüydü. 2013 yılının ilk ayları. | TED | كان اليوم الثالث لي في وظيفة في شركة ناشئة في وادي سيليكون في أوائل عام 2013. |
| La Drang Valley'de hayatımı kurtarmıştı. Ciğerine hançer yemişti. | Open Subtitles | في وادي الدرنج ، انقذ حياتي اصبت بحربه في الرئه |
| # Ona ne istediğini söyle # DEATH Valley'E HOŞGELDİNİZ BAKER 20 KM | Open Subtitles | اهلاً بكم في وادي الموت باكير على بعد 13 ميل |
| Onu Ölüm Vadisi'ne gömüp, son kez işini bitirmeliyiz. | Open Subtitles | - صه يجب أن ندفنها في وادي الموت وننتهي منها بشكل نهائي |
| Ölümün Gölgesi Vadisi'ne hareket ediyoruz... ve orada, yanınızdaki adamın arkasını kollayacaksınız... o da sizinkini. | Open Subtitles | نحن نتحرّك في وادي ظلّ الموت... حيث ستراقب ظهر الرجل الذي بجانبك... كما هو سيراقب لك. |
| Sasuke Shumatsu no Tani'de uzun zaman önce söylediklerini hatırlıyor musun? | Open Subtitles | ساسكي، هل تتذكر ما قلته لي منذ فترة طويلة في وادي النهاية؟ |
| Hiç bir vadide, dere yanında tek başınıza yürüyüp, hatırladınız mı? | Open Subtitles | هل سبق لك أن مشيت في وادي بجانب الجرف مشيت لوحدك و تذكرت؟ |
| Biz de Silikon Vadisindeki ArGe ve inovasyon laboratuvarlarını incelemeye başladık. | TED | لذا بدأنا بفحص مراكز البحوث والتطوير ومختبرات الابتكار في وادي السيليكون. |
| Kutsal tacı elde etmek için Alev Vadisinde bir göreve çıktık. | Open Subtitles | نحن في رحلة استكشافية في وادي النار للبحث عن التاج المقدس |
| Ayrıca sosyal ve ilişki krizlerimiz var; biz o vadideyiz. | TED | وأزمة اجتماعية وترابطية، نحن وقعنا في وادي. |
| Küçükken, uçağımıza binip Geyik Vadisi'ndeki dağ evimize gitmemiz gibi. | Open Subtitles | على سبيل المثال، عندما كنت صغيرة كنا نذهب بالطائرة إلى الفيلا خاصتنا في وادي الغزلان. توقفي. |