| Ancak Eski bir silahla, silahlı birliklerin en iyi nişancısı bile hedefi vuramazdı. | TED | ولكن مع بندقية قديمة لا يمكن لأفضل قناص في القوات المسلحة أن يصيب هدفه |
| Eski bir adet olması doğru olduğu Anlamına gelmez. | Open Subtitles | كونها عادة قديمة لا يعنى أنها بالضرورة صحيحة |
| Aletlere ihtiyacımız var. Bu Eski bir araç. Açılabilir. | Open Subtitles | نحتاج لأدوات إنها شاحنة قديمة لا يمكن فتحها |
| Bırakamadığım Eski bir alışkanlık. | Open Subtitles | إنها تعينني على البقاء هادئا وهي عادة قديمة لا يمكنني الاقلاع عنها |
| Ama Eski bir bıçaktan öldürücü bir silah yaptım. | Open Subtitles | لكنني صنعت لك سكينا يدوية من سكين قديمة لا يمكن ان تصنع سكينا يدوية من سكين قديمة |
| Evet, sadece Eski bir kaya, orada görülecek hiçbir şey yok. | Open Subtitles | لقد فعلت . أنها مجرد صخرة قديمة, لا يوجد شيء نراه هناك. |
| Ama bu Eski bir şey, yani artık gizli bilgi değil. | Open Subtitles | أترى؟ هذه أشياء قديمة لا تعتبر أسراراً |
| Üzgünüm, bu paylaşamayacağım Eski bir aile tarifidir. | Open Subtitles | -آسف إنها وصفة عائلية قديمة لا نشاطرها مع أحد |
| Bu Eski bir mesaj. Kimsenin duymasına gerek yok. | Open Subtitles | هذه رسالة قديمة لا احد يحتاج الى سماعها |
| Eski bir para. Yazıları tanımıyorum. | Open Subtitles | انها عملة قديمة لا أميز العلامات |
| Bu Eski bir âdet, hemen bırakılmaz. | Open Subtitles | إنها عادة قديمة. لا أستطيع تركها قريباً! |
| Eski bir kanal. Bizi dışarı çıkarmalı. | Open Subtitles | قناة قديمة لا بد انها تؤدي الى الخارج |
| Değersiz Eski bir paraya benziyor. | Open Subtitles | يبدو عملة قديمة لا قيمة لها. |
| Çözemediğimiz Eski bir lanet. | Open Subtitles | لعنة قديمة لا يمكننا كسرها |
| Eski bir tesis ve hala sistemi güncellemeye çalışıyoruz, ama Memur Hightower mahkumların kameraları kapadığı bir isyanda öldürüldü. | Open Subtitles | إنها منشأة قديمة لا زلنا نقوم بتحديثات للنظام لكن الضابط (هايتوور) كان قد قتل في حادث شغب حيث قام السجناء بتعطيل الكاميرات مؤقتا |