| Kaptan, durun! Bende fikrinizi değiştirebilecek bir şeyler var! | Open Subtitles | انتظر أيها القبطان، لدي هنا شيء قد يغير رأيك |
| Belki de hayatını değiştirebilecek bir karar vermeden önce bunu anlaman için sana bir şans vermek istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أعطيك الفرصة لتفهم هذا قبل أن تتخذ قراراً الذي قد يغير حياتك للأبد |
| Biraz gözü korkmuş olabilir. Bu, işleri biraz değiştirir, ama buna pek güvenme. | Open Subtitles | ربما يكون خائفاً منك، هذا قد يغير من أسلوبه لكن لا تعتمد علي هذا. |
| Sovyetler seri üretimini yaparsa bu dünyanın yapısını değiştirir. | Open Subtitles | إذا تمكن السوفيات من إنتاجه بكميات كبيرة قد يغير ذلك تركيبة عالمنا |
| Uzun, çok uzun zamandır. Bunu değiştirecek bir şey yapamayacağımız kadar uzun. | Open Subtitles | لمدة طويلة , لوقت طويل , طويلة جداً لفعل أي شيئ قد يغير ذلك الآن |
| Aylarca ortadan kayboluyor ve birden her şeyi değiştirecek bir cihazla ortaya çıkıyor. | Open Subtitles | مجموعة أتحدات أختفي لعدة أشهر في وقت واحد ثم الملوثات العضوية الثابتة مع أداة قد يغير كل شيء. |
| Hiç küçük bir tercihin tüm hayatını nasıI değiştirebileceğini düşündün mü? | Open Subtitles | هل تتخيل أن تصرفاً بسيطاً قد يغير حياتك بأكملها؟ |
| Bir telefon hayatınızı değiştirebilir, ve size bireysel özgürlük verebilir. | TED | الهاتف النقال قد يغير حياتك ، ويمنحك حريةً شخصية. |
| Yani, dünyayı değiştirebilecek bir şey için riske girmeye hazırım. | Open Subtitles | أقصد أني مستعد لتلقي رصاصة من أجل شيء قد يغير العالم |
| Yani sırf beni kovada bıraktığını büyükannem öğrenmesin diye geleceğimi değiştirebilecek bir şeyi yapmamalıyım. | Open Subtitles | لذا يُفترض ألا أقوم بأمر قد يغير مستقبلي لأنك لا تريدين أن تعرف جدتي أنك تركتني في دلو. |
| "Hayatını değiştirebilecek bir şeyin. "Ve henüz bunun nedenini bilmezken, ayağa kalktı." | Open Subtitles | شعرت بأنها تشارف على شيء قد يغير حياتها |
| Fikrini değiştirebilecek bir şeyim var. | Open Subtitles | لدي شيئ قد يغير رأيك |
| Hastahanedeyken fikir değiştirir diye umuyordum. | Open Subtitles | لقد كنت آمل في المستشفى، أنه ربما قد يغير رأيه. |
| O benim hayatımı değiştirecek tür O benim hayatımı değiştirir | Open Subtitles | هذا النوع الذي قد يغير حياتي يغير حياتي |
| Bu her şeyi değiştirir. | Open Subtitles | إستفزاز؟ هذا قد يغير كل شيء |
| Ya onlara fikirlerini değiştirecek bir şey sunarsak. | Open Subtitles | إلا إذ كان لدينا شيء كي نقدمه لهم قد يغير تفكيرهم عنا |
| Sonunda tarihin akışını değiştirecek bir buluşun eşiğindeyim ve bir avuç korkak politikacı beni bundan alıkoymaya çalışıyor. | Open Subtitles | أنا وأخيراً على الحافة لأكتشاف شيء قد يغير مجرى التاريخ وحفنةٌ من السياسيين الجبناء |
| Fikrimi değiştirecek bir şey göremiyorum. | Open Subtitles | لم أرَ شيئا قد يغير من اعتقادي هذا |
| Bunun bir şeyleri değiştirebileceğini düşünmüştüm. | Open Subtitles | أعتقدت فقط أن هذا قد يغير الأشياء ، أتعرف؟ |
| Tanrının da fikrini değiştirebileceğini biliyor muydun? | Open Subtitles | اتعرفين أن الرب قد يغير رأية أيضاً |
| Oyun severler video oyunlarında dallanan anlatılar bekler yani verdikleri her karar önemli hissettirir ve oyunun sonucunu değiştirebilir. | TED | يتوقع اللاعبون أن يكون للألعاب مسارات متشعبة؛ كي يشعروا بأهمية أي قرار يتخذونه؛ لأنه قد يغير نهاية اللعبة. |
| Bu hayatınızı değiştirebilir, belki dünyayı da değiştirebilir. | TED | قد يغير حياتكم، وقد يساعد في بداية تغيير العالم. |