| O ata oynayacak kadar paran olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | لقد قلت أنه ليس لديك ما يكفى من النقود لتراهن بها على حصان |
| Başka şansın olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | قلت أنه ليس لديك خيار لتكوني ما أنت عليه |
| Ben sadece bitirmeden bırakman hoş değil dedim. Tamam mı? | Open Subtitles | أنا مجرد قلت أنه ليس رائعاً أن تتركيني و قضيبي منتصب. |
| Hepsini veririm! Para burada değil demiştin hani? | Open Subtitles | سأعطيك المال كله - كُنت أعتقد أنك قلت أنه ليس هُنا - |
| Erkeğin yalnız kalmasının doğru olmadığını söyledin. | Open Subtitles | انت قلت أنه ليس من الجيد أن يكون الرجل بمفرده |
| - Beni duydun. Peki ya bu kadar olmadığını söylersem? | Open Subtitles | ماذا لو قلت أنه ليس كل شيئ مطلقاً ؟ |
| Sizin alanınız olmadığını söylemiştiniz. | Open Subtitles | قلت أنه ليس تخصصك |
| Sevgilin olmadığını söylemiştin. - Sevgilim değil. | Open Subtitles | قلت أنه ليس صديقك أنه ليس كذلك |
| Sanırım onun tehlikeli olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | كنت أعتقد أنك قلت أنه ليس خطرا |
| Bir dakika, Sen, onun benle aynı olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | . تمهلي دقيقة ، لقد قلت أنه ليس أنا |
| Ama ben sorduğumda öyle olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | لكن عندما سألتك, قلت أنه ليس خطيراً. |
| - Ah aslında... - Demin bir planının olmadığını söylemiştin. | Open Subtitles | لقد قلت أنه ليس لديك خطط |
| Şu anda, şu an itibariyle burada değil dedim. | Open Subtitles | قلت أنه ليس هنا في هذه اللحظه من الزمن |
| Senin hatan değil dedim! | Open Subtitles | قلت أنه ليس خطأك |
| Yakışıklı değil demiştin. | Open Subtitles | أظن قلت أنه ليس وسيماً هل هذا هو الرجل؟ |
| - Ailen olmadığını söyledin. | Open Subtitles | - قلت أنه ليس لديك والدان |
| Ya olmadığını söylersem? | Open Subtitles | ماذا لو قلت أنه ليس كل شيئ ؟ |
| Ama buna yetkim olmadığını söylemiştiniz. | Open Subtitles | لكنك قلت أنه ليس لدي الصلاحية |