| Süpernova şok dalgası sütunlara çarptığında ince gaz ve tozu Yoğun kümelere sıkıştırır. | Open Subtitles | تصطدم الموجة الصدمية للمستعر الأعظم بالأبراج فتضغط الغاز والغبار الرقيقين إلى مجموعات كثيفة |
| Genişleyen evren eninde sonunda süper Yoğun bir kara deliğe dönecek. | Open Subtitles | الكون المتمدد سوف يتقلص في نهاية إلى حفرة مظلمة كثيفة للغاية. |
| Bu noktada Güneş, o kadar Yoğun olacak ki elektron kalabalığı tarafından geri itilirken büzülmeye devam etmesi duracak. | Open Subtitles | وفي تلك النقطة ستكون الشمس كثيفة جداً حتى أن ألكتروناتها المكتظة ستقوم بالصد وتوقف أي إنكماش أكثر من هذا |
| Yoğun meme dokusuna sahip yaşlı kadınlarda da işe yarıyor. | TED | ان الاناث كبيرة العمر بأنسجة كثيفة تستفيد منه ايضاً |
| Bu bölgede Orta Krallığa kadar uzanan Yoğun bir yerleşim tabakamız var. | TED | لذا، لدينا طبقة كثيفة من الاحتلال يرجع تاريخها إلى المملكة الوسطى في هذا الموقع. |
| Ve Kopenhag, Yoğun bir şehir olmasına rağmen gerçekten Yoğun şehirlerle karşılaştırıldığında öyle değil. | TED | كوبنهاجن، برغم أنها مدينة ذات كثاقة سكانية، فهي ليست كثيفة مقارنة بالمدن الكثيفة في الواقع. |
| Yani, son derece Yoğun bir alan olan uçağın içinde mekana ihtiyacımız var. | TED | إذاً ما نحتاجه هو مساحة داخل الطائرة، داخل منطقة كثيفة جداً. |
| Dünyanın, sınırların ötesinde Yoğun ilişkilere sahip bölgelerine bakarsak, daha çok ticaret, daha çok yatırım ve daha çok istikrar görürüz. | TED | وإذا نظرنا إلى مناطق العالم التي لديها علاقات كثيفة عبر الحدود، نرى المزيد من التجارة، المزيد من الاستثمارات والمزيد من الاستقرار. |
| Nihayet, orman o kadar Yoğun oluyor ki güneş ışığı artık zemine ulaşamıyor. | TED | أخيراً، تصبح الغابة كثيفة جداً بحيث يصعب وصول الضوء إلى الأرض مجدداً. |
| Bazı alanlar Yoğun reseptör kümeleri içerir. Bu dopamin alanları ödül mekanizmamızın bir parçasıdır. | TED | فهناك مناطق معينة منه تحتوي على مجموعات كثيفة من المستقبلات، ونقاط الدوبامين هذه تشكل جزءاً من نظام المكافأة لدينا. |
| Onu bu kadar Yoğun ve özlü yapan şey insan anlatısını anlama deneyimidir. | TED | والذي يجعلها كثيفة وغنية هي خبرة فهم الرواية الإنسانية. |
| Bunu değiştirmeye çalışıyoruz: Kısa ve Yoğun atılımlar yapıyoruz. | TED | إننا نسعى لعكس ذلك: إننا نجتمع لفترات قصيرة كثيفة النشاط. |
| Böyle söndürüp yassı hâle getirdiğimiz basket topu gibi değil, çok çok Yoğun ve acayip. | TED | إنها لا تُشبِه كرة السلة التي تضربها للأسفل في نقطة معينة وهي كثيفة جدًا، فهذا غريب. |
| Yoğun bir bulut, Jeans kütlesi adı verilen belirli bir sınıra ulaştığında kendi üzerine çöker. | TED | عند وصول غيمة كثيفة إلى حدّ معين يُدعى تكّتل جينز، تنطوي على بعضها. |
| Görünen o ki Yoğun bir bölgede Güneş'in kütlesinin en az bir milyon katına ihtiyacınız var ki yıldız oluşturmaya başlayabilesiniz. | TED | اتضح أنك تحتاج على الأقل ضعف كتلة الشمس مليون مرة، في منطقة كثيفة واحدة، قبل أن تستطيع تكوين النجوم. |
| Elbette biz de, son on yıl içerisinde,... ...küresel ticaretin boyunduruğunda... ...oldukça çok süper marketler zinciri ile ...dünya'yı Yoğun bir şekilde sardık. | TED | بالطبع نحن أيضا ، وبخاصة في العقد الأخير ، ملأنا العالم بسلسلة كثيفة من محلات السوبر ماركت، في سلسلة تجارة عالمية. |
| Burda Punta Tombo’nun nerde olduğunu görebilirsiniz. Penguenler inanılmaz Yoğun kolonilerin içinde ürerler, | TED | يمكنكم أن تروا هنا موقع بونتا تومبو و نجد أنهم يتناسلون بشكلٍ لا يصدق في مستعمرات كثيفة |
| Böylece bunlar Yoğun, duygusal bir bağlılığı meydana getiriyor. | TED | و حتى هذه تتجمع لتصيغ مشاركة عاطفية كثيفة للغاية. |
| Orada Yoğun bir müon radyasyonu vardı... | Open Subtitles | كانت هناك إشعاعات موون كثيفة فى ذلك الوقت |
| Karşımızdaki, nüfusun Yoğun olduğu alanlara fark edilmeden girebilen küçük bir uçak. | Open Subtitles | لذا , ما لدينا هو طائرة صغيرة قادرة على اختراق كثيفة دون الكشف عن المناطق المأهولة. |