| tek düşündüğüm ve bunu zamansız düşündüğüm için bağışla o tecrübeli biri. | Open Subtitles | كل ما أفكر به، وإغفري لي للتفكير، إنّه بالجوار دائماً |
| Uzun bir çalışma gününden sonra eve geldiğimde, tek düşündüğüm şey bebeğim olur. | Open Subtitles | , عندما أعود لمنزلي ليلاً بعد يوم عمل طويل كل ما أفكر به هو العودة إلى ابني |
| Ben... tek düşündüğüm bebek sahibi olmak. | Open Subtitles | . . انا فقط الحصول على طفل هو كل ما أفكر به |
| Düşünebildiğim tek şey seni ve çocukları nasıl bırakabildim. | Open Subtitles | كل ما أفكر به، هو كيف خذلتك أنتِ والأولاد |
| Öldüğünde Düşünebildiğim tek şey, ona şimdi ne olacağıydı. | Open Subtitles | كل ما أفكر فيه هو مذن وقت موتها، ما كان سيحدث لها الآن |
| düşündüğüm tek şey bu. Ama umudumu korumaya çalışıyorum. | Open Subtitles | هذا كل ما أفكر بشأنه ، ولكنني أحاول أن أكون متفائلاً |
| Tek düşünebildiğim benden faydalanıp, başından nasıl savdığındı. | Open Subtitles | كل ما أفكر في نفسي كيف أخذتني وتخليت عني |
| Biliyorsunuz, bunu söylemek çok zor, biliyorum, ama o bunları anlatırken benim tek düşündüğüm bunun bir tür şaka olduğuydu, bilirsiniz, buna inanıp inanmayacağımı test ediyor gibiydiler. | Open Subtitles | انت تعلم هذا شئٌ مريع لأحكيه بينما هي تتكلم كل ما أفكر فيه كان ربما هذا نوع من أنواع الإختبارات |
| Şu an tek düşündüğüm bileklerini kesip seni bir çeşme gibi içmek. | Open Subtitles | لكن في الحقيقة, كل ما أفكر به هو قطع معصمك و شرب دمك مثل النافورة |
| Şimdiyse tek düşündüğüm benimle aynı otelde iki yan odamda onunla nasıl uyuyabildiğin. | Open Subtitles | والآن كل ما أفكر هو كيفية مكوثك في نفس النزل الذي أسكن به وتبعد عني بمقدار غرفتين ولكنك تمكث معها |
| Sen etrafımdayken... tek düşündüğüm sensin. | Open Subtitles | حينما تكونين بالجوار تصيرين كل ما أفكر به |
| tek düşündüğüm bu! Geldiğinden beri hiç uyumadım! | Open Subtitles | هذا كل ما أفكر به منذ أن وصلتِ لم أعد أستطيع بالنوم! |
| Ama tek düşündüğüm Ross, kedisi Julie' si. | Open Subtitles | و كل ما أفكر به هو روس و قطته و جولي |
| tek düşündüğüm sensin, Prenses. | Open Subtitles | أنتِ كل ما أفكر فيه ايتها الاميرة |
| Evet, öyle. Düşünebildiğim tek şey bu. | Open Subtitles | نعم، يجب أن افعل هذا كل ما أفكر به |
| Tanrım. Düşünebildiğim tek şey annemler. | Open Subtitles | كل ما أفكر به هو والدي |
| Şimdi Düşünebildiğim tek şey "düşünmek" kelimesi! | Open Subtitles | تباً ، كل ما أفكر به و "فكر". |
| Denedim ama düşündüğüm tek şey, eğer onu bırakıp gitmeseydim, saldırıya uğradığı an ona yardım edebileceğimi, hatta onu kurtarabileceğimi düşündüm. | Open Subtitles | ولكن كل ما أفكر به هو لو أنني لم أغادر لربما عرفت الشخص الذي هاجمها ولربما تمكنت من مساعدتها |
| Çünkü günlerdir düşündüğüm tek şey bunu hak edecek ne yaptım? | Open Subtitles | لأن كل ما أفكر في كل ثانية من كل يوم في الوقت الحالي هو كيف يمكنني أن يسبب هذا؟ |
| Görünüşe göre işe yaramıyor muhtemelen Tek düşünebildiğim senin masanda mı onunkinde mi yaptığınız olduğu için. | Open Subtitles | و من الواضح أن هذا لا ينفع , ربما لأنه كل ما أفكر به هو لو انكما تغازلتما على مكتبك أم مكتبها؟ |
| Tek düşünebildiğim fotoğrafını gösterdiğiniz yanan adam. | Open Subtitles | كل ما أفكر به هو تلك الصورة للمحترق الذي أريتني |