dediği gibi, biraz garip gelebilir ama bildiğiniz, hatta sizin için önemsiz olan bir şeyse bile çok önemli olabilir. | Open Subtitles | كما ذكر ، قد يبدو الامر غريبا بعض الشىء و لكن حتى ، الشىء الاكثر تفاهه قد يكون مهم |
Feldenstein davası. Çok kötü bir emsal, savcılığın dediği gibi. | Open Subtitles | قضية (فيلدنشتاين)، وهي قضية ذات سمعة سيئة كما ذكر الدفاع |
Reklamın dediği gibi... "Kendini boyunduruğa sokmadan, boynunu hizaya sok." | Open Subtitles | كما ذكر الإعلان، "يجب أن تحسّني عنقكِ قبل أن تدمّري نفسك". |
Daha önce de belirtildiği gibi Yüksek Konsey daha detaylı bir açıklama için sizinle görüşmek istiyor, ama pek fazla zamanımız yok. | Open Subtitles | كما ذكر في اتصالنا، يأمل المجلس العالي ملاقاتكم للتفسير بصورة أوضح، لكن الوقت ينفد |
Peki, eğer o Leo'nun söylediği kadar güçlü bir iblis ise güçlerimizden etkilenmeyecektir. | Open Subtitles | إن كان يملك قدرات شيطانية كما ذكر "ليو"، فسيكون محصَّنٌ ضد قدراتنا |
Micheal'ın bahsettiği gibi, 15 yıldır kütüphaneciyim. Annem 10 yıldan fazladır kütüphaneye ayak basmadı. Nedeniyse küçükken kaybettiği bir kitap. | TED | كما ذكر مايكل، لقد كنت أمينة مكتبة لـ 15 عامًا ولم تكن أمي في مكتبة منذ عقود، لأنها فقدت كتابًا، عندما كانت صغيرة. |
Demek babamın dediği gibi yanında kalıyormuş. | Open Subtitles | إذاً، فقد كان يقيم معه كما ذكر والدي |
19 yaşımdayken dediği gibi işte. | Open Subtitles | كنت في التاسعة عشرة كما ذكر |
- Yüzbaşı Nelson'ın da dediği gibi, Üstad... | Open Subtitles | - . .كما ذكر كابتن نيلسن، سيدي . |
Burası Fiver'ın da söylediği kadar güvenli. | Open Subtitles | هذا المكان آمن كما ذكر (فايفر) سالفاً |
Bildiğiniz gibi, Chris'in bahsettiği gibi, "The Wisdom of Crowds" (Toplulukların Aklı) isimli bir kitap yazdım. | TED | كما تعلمون، كما ذكر كريس، لقد ألفت كتاب بعنوان "حكمة الجماهير" |
Donnelly'nin bahsettiği gibi kumarhanenin yanındaki içki dükkanının önünde. | Open Subtitles | كانخارجمخزنالكحوليات، بمقابل "و.ت.ب" كما ذكر (دونلي). |