| Geçmişte işlerin yolunda gitmediğini biliyorum ama yardımın lazım. - Belaya mı bulaştın? | Open Subtitles | أعرف أن الأمور لم تكن كما يرام في الماضي، ولكنني بحاجة إلى مساعدتك |
| Burada her şey yolunda mı? Güzel. | Open Subtitles | مرحباً يا أطفال، هل كل الأمور كما يرام هنا؟ |
| Onu sormadın gerçi. - İyiyim. | Open Subtitles | لكن هذه ليست إجابة سؤالك، إنّي كما يرام. |
| Bak, neden sorduğunu biliyorum, tamam mı? - Ama iyiyim. | Open Subtitles | لكنّي أعي سؤالك الحقيقيّ، إنّي كما يرام. |
| Yakında yumurtalarını bırakacak. Çatlayacaklar ve her şey yoluna girecek. | Open Subtitles | عما قريب ستضع بيضها وسيفقس وسيكون كل شيء كما يرام. |
| Buraya bunu çözmek için cadısal bir şey bulabilirsin umuduyla gelmiştim ama sen pek de iyi görünmüyorsun. | Open Subtitles | لتبيّن علّتي ومساعدتي لمداواتها، إلّا أنّك لا تبدين كما يرام. |
| Katla, buruştur, tıkıştır. Bir şey olmaz. | Open Subtitles | أطوِ، كوّم، احشر، وستكون كما يرام. |
| Başımın çaresine bakarım. Yanımda olduğun için teşekkürler Arizona. sen iyi bir arkadaşsın. | Open Subtitles | سأكون كما يرام ، (أريزونا) ، شكرا لثباتك معي نِعم الصديقة أنت |
| Sorun yok. Annen burada, merak etme. Her şey düzelecek, tamam mı? | Open Subtitles | لا بأس أنا هنا الاَن وسيكون كل شيء كما يرام يا جينجر |
| Burada herşey yolunda mı, posta memuru Newman? | Open Subtitles | هل كل شيء كما يرام هنا يا ساعي البريد نيومان؟ |
| Ama her şey yolunda gidiyorsa kendinizi akışa bırakırsınız. | Open Subtitles | ولكن إن سارت الأمور كما يرام فعليك أن تسير مع التيار |
| Gelinin bir konuşma yapması aslında gelenek değildir ama her şey yolunda şimdilik. | Open Subtitles | ليس أمراً تقليدياً ،أن تلقي العروس خطاباً لكن كل الأمور تسير كما يرام حتى الآن |
| su an Forks'ta degilim ama her sey yolunda. | Open Subtitles | أنا لست في فوريكس الاَن لكن كل شيء كما يرام |
| - Güzel deneme. Bir saat önce bütün binayı boşalttık. Her şey yolunda, tamam mı? | Open Subtitles | محاولة لطيفة , لقد أخلينا البناية منذ ساعات وكل شيء كما يرام |
| Ona her şeyin yolunda olduğunu sana bizzat söyleyeceğimi söyledim. | Open Subtitles | أخبرتُها أنّني سأعلمكِ بأنّ كل شيء كما يرام |
| Bak, neden sorduğunu biliyorum, tamam mı? - Ama iyiyim. | Open Subtitles | لكنّي أعي سؤالك الحقيقيّ، إنّي كما يرام. |
| Hayır. Kafamı çok sert çarptım ama iyiyim. | Open Subtitles | كلّا، حتمًا صدمت رأسي بقوة كبيرة، لكنّي كما يرام. |
| Ona her şeyin yoluna gireceğini söylemeden duyduğu son kelimeler birer yalan olmadan. | Open Subtitles | ريثما تخبره أن كلّ شيء سيكون كما يرام فتمسي آخر كلمات تلامس سمعه في الدنيا كذبة. |
| Çünkü annemin meleği bana her şeyin yoluna gireceğini söyledi. | Open Subtitles | لأن ملاك أمي أخبرني بأن الأمور ستكون كما يرام. |
| Birine ilişkisini sorduğunda yüzüne dokunuyorsa hiç de iyi gitmediğini anlarsın. | Open Subtitles | عندما يُسئل أحد ما عن علاقته فيقوم بلمس وجهه... تعرفين أن علاقته لا تسير كما يرام... |
| Bana bir şey olmaz. | Open Subtitles | سأكون كما يرام بمفردي. |