| üzerine fazla gidiyor muşum gibi hissediyorum, çünkü geçen gece, onunla kanepede oturuyorduk, ve elim biryerlere kaymış olabilir. | Open Subtitles | اشعر انني اصبح اقوي قليلاً لانه الليلة الماضية كنا نجلس علي اريكتها و ربما يدي ذهبت الي مكان ما |
| Gözlem vagonunda karşılıklı oturuyorduk. | Open Subtitles | ولكننا كنا نجلس قبالة بعضنا في عربة الإطلاع |
| Kabanlarımızla oturuyorduk çünkü ısıtma yoktu. | Open Subtitles | كنا نجلس مرتدين معاطفنا لأن وسائل التدفئة كانت معطلة |
| Sıra sıra dizilmiş sandalyelerde oturur ve işimizin büyük kısmını kendi kendimize yapardık. | TED | كنا نجلس في صفوف كهذه، وكنا نقوم بمعظم الوظائف بصورة شخصية. |
| Mağaralarımızda ateşin başında oturmuş cep telefonunun icat edilmesini bekliyorduk. | Open Subtitles | كنا نجلس حول النيران فى كهوفنا منتظرين اختراع الهاتف النقال |
| Odamızda otururduk ve güneş batınca bana şöyle derdin: | Open Subtitles | كنا نجلس في غرفتنا والشمس على مشارف المغيب، |
| Koltuklarda öylece oturuyorduk. Üçümüz film izliyorduk. | Open Subtitles | كنا نجلس ونشاهد فيلماً نحن الثلاثه هنا بالطابق السفلي |
| Bir gün Clarie ile birlikte parkta bir bankta oturuyorduk. | Open Subtitles | وفي يوم من الأيام أنا وكلير كنا نجلس على مقعد الحديقه |
| Annenize büyücü olduğumu söylediğimde tam burada oturuyorduk. | Open Subtitles | لقد كنا نجلس هنا بالضبط عندما أخبرت والدتكم بأنني ساحر. |
| Her neyse, Eric'le beraber oturuyorduk. | Open Subtitles | على اي حال . أنا وايرك كنا نجلس بجانب بعض |
| Ayrı ayrı oturuyorduk ama sonra arkadaşlarımıza rastladık daha sonra bir şey çıkarsa ayrı ayrı masalarda olduğumuzu hesaba katın. | Open Subtitles | إذا.. كنا نجلس منفصلين لكن الآن سوف نجلس مع أصدقاؤنا الذين قابلناهم للتو |
| Burada oturuyorduk. | Open Subtitles | -لقد قـُتلت كنا نجلس هناك الأمر حدث سريعاً |
| Tamam, orada oturuyorduk ve garson gelmişti... | Open Subtitles | حسناً ، كنا نجلس هناك ... و حضر النادل الينا |
| Mutfakta, etrafimizda yirmi çesit, ismarlanmis yiyeceklerle oturuyorduk babam tabagindaki eggroll'ü sicak hardalin içine batirarak yuvarlarken, bana bakmadan: | Open Subtitles | كنا نجلس في المطبخ محاطان بالحاويات الجاهزة حوالي عشرون منها... كان فقط يقوم بدفع كرة البيضة من جهة لأخرى على الصحن |
| Orada ben ve o zamanki erkek arkadaşım, Erkek arkadaş derken bugünkü anlamında demiyorum-- erkek arkadaşımla pazarda oturur çanak satardık. | TED | وهناك كنت أجلس مع صديقي وقتها ولا أعني بكلمة صديقي ما تعنيه في هذه الأيام.. كنا نجلس أنا وصديقي في السوق ونبيع الجرات |
| Bazı günlerde, sessizlik içinde saatlerce oturur ve ikimiz de okurduk. | TED | في بعض الأحيان، كنا نجلس لساعات في صمت، حيث كان كل منا يقرأ. |
| Şöminenin etrafına oturur, Wagner dinlerdik. | Open Subtitles | كنا نجلس حول الموقد و نستمع إلى موسيقى فاغنر. |
| Biz evde oturmuş, Joey'nin parmaklarını saymakla uğraşırken siz partiye gidip eğlendiniz. | Open Subtitles | نحن كنا نجلس في المنزل نخمن عدد أصابع جوي و كنتم أنتم تحتفلون و تمرحون وكل شيء |
| Ayrı ayrı oturmuş, sonra birbirimizle karşılaşıp masaları birleştirmiş gibi yapacağız. | Open Subtitles | سوف نتظاهر أننا كنا نجلس على طاولة منفصلة وتقابلنا بالصدفة وضممنا طاولتينا للتو |
| Yağmurda oturmuş on saniyeliğine gökkuşağı çıkaran küçük aptal büyüyü defalarca yapmıştık. | Open Subtitles | كنا نجلس هنا تحت الأمطار نقوم بهذه التعويذة الغبية المرات و المرات نصنع قوس قزح و الذى يبقى لعشر ثوانى |
| Çok erken gelir ve köşede otururduk ve ayakkabıların kirlenirdi. | Open Subtitles | ,كنا نجلس على الزاوية 'و نصل مبكرأً جداً .و تتسخ أحذيتكِ |