Hayalperest bir çocuk olarak doğduğum için oldukça şanslıydım. | TED | لذلك كنت محظوظه لكوني ولدت طفلةً حالمه جدا. |
Sanırım şanslıydım. Ajansta işler iyi gitti. | Open Subtitles | أعتقد أننى كنت محظوظه الوكاله حققت لى ذلك |
Efendim, kızları kurtarmayı görev edinmiş bir güvenlik ekibi bulacak kadar şanslıydım. | Open Subtitles | سيدي، لقد كنت محظوظه بما فيه الكفاية للعثور على فريق حماية التي أخذت على عاتقها للبحث عن الفتيات |
Bir yeteneğim olacak kadar şanslıysam bunu, dünyanın daha parlak bir geleceğe kavuşması için kullanacağım. | Open Subtitles | إذا كنت محظوظه كفايه و اذا كانت لدي قدره كنت سأستعملها لضمان مستقبل أفضل |
Bir yeteneğim olacak kadar şanslıysam bunu, dünyanın daha parlak bir geleceğe kavuşması için kullanacağım. | Open Subtitles | إذا كنت محظوظه كفايه و اذا كانت لدي قدره كنت سأستعملها لضمان مستقبل أفضل |
Ben en iyi arkadaşımda kocamı bulabilme şansına sahiptim. | Open Subtitles | و لكنى كنت محظوظه وجدت الزوج فى أحسن أصدقائى |
Ben en iyi arkadaşımda kocamı bulabilme şansına sahiptim. | Open Subtitles | و لكنى كنت محظوظه وجدت الزوج فى أحسن أصدقائى |
"Ama şanslıydım." | Open Subtitles | ولكنى كنت محظوظه |
Bilmiyorum, sadece şanslıydım. | Open Subtitles | - ما الذي قاله؟ - لا أعلم , كنت محظوظه |
Hayatta kaldığım için şanslıydım. | Open Subtitles | و كنت محظوظه اني نجوت |
şanslıydım. | Open Subtitles | لقد كنت محظوظه. |
Yok hayır! Çok, çok şanslıydım. | Open Subtitles | لا كنت محظوظه جدا |
şanslıydım. | Open Subtitles | كنت محظوظه |