| Değeri olan biri olmak, onun gibi insanlara yardım etmek için. | Open Subtitles | لأجعل من نفسي شئ مميز لمساعدة الناس كما فعل |
| Sana karşı olan her şeyi yok etmek için bütün kanıtları ortadan kaldırmalıyım. | Open Subtitles | يجب أنّ أختفي لأجعل كلّ الأدلّة التي ضدّك تختفي. |
| Dünyamı daha hoş kılmak için bilerek algılarımı çarpıtıyormuşum. | Open Subtitles | إني أقصد عن عمد صوغ تصوراتى لأجعل واقعي أكثر قابلية للعقل |
| Bunu mümkün kılmak için düzenli bir alışkanlık haline getirdim. | Open Subtitles | أستخدم التعود و الروتين لأجعل حياتي ممكنة |
| İnsanların bizi görmesini ve duymasını sağlamak için şiir yazdım ve beni değiştiren şeyi de bu şekilde öğrendim. | TED | كتبت الشعر لأجعل الناس يسمعوننا ويروننا، وبذلك تعلمت الشيء الذي غيّرني. |
| Wanda için bu çiftliği yapmak için çok, ama çok büyük uğraşlar verdim. | Open Subtitles | أنا سأقوم بأشياء كثيرة أشياء كثيرة طويلة جداً لأجعل هذه المزرعة تتحقق لواندا |
| Ve hayatını çekilmez hale getirmek için birçok şey yapabilirim. | Open Subtitles | أنا لازلت أملك هذا المكان و أستطيع عمل الكثير لأجعل من حياتك بائسة |
| Sırf dünyaya iyilik olsun diye onu öldürmeyi çok istiyorum. | Open Subtitles | لدي رغبه كبيره لقتله فقط لأجعل هذا الكوكب مكاناً افضل |
| Şimdi kendimi mutlu etmek için doğru zamandırbelki de. | Open Subtitles | ربما حان الوقت لأجعل نفسي سعيدة |
| Ben sadece kızımı mutlu etmek için burdayım. | Open Subtitles | أنا هنا فقط لأجعل إبنتي سعيدة |
| Sadece kızımı memnun etmek için gelmeyi kabul ettim. | Open Subtitles | أنا هنا فقط لأجعل إبنتي سعيدة |
| Onu sinir etmek için seninle buluşmak istedim. | Open Subtitles | ولكني في الحقيقة طلبت مقابلتك لأجعل جو وون) يشعر بالغضب) |
| Sadece Fransa'yı mutlu kılmak için geri döndüm. | Open Subtitles | عدت لأجعل فرنسا سعيدة مرة أخرى |
| Bunları sadece hikayeyi daha ilginç kılmak için uydurdum. | Open Subtitles | قلت هذا لأجعل القصة مشوقة أكثر فحسب |
| Hayatımı mümkün kılmak için alışkanlıklarımı kullanıyorum. | Open Subtitles | أستخدم التعود و الروتين لأجعل حياتي ممكنة لم يكن ل(سامي) دافع |
| Bu sempati değil. Ben buraya Frannk in kendini daha iyi hissetmesini sağlamak için geldim. | Open Subtitles | أنا هنا لأجعل فرانك يشعر بتحسن ولو هناك فيروس |
| Bu, RAI'nin tekrar benimle çalışmasını sağlamak için bana on yıla patladı. | Open Subtitles | استغرق الأمر 10 سنوات لأجعل تلفزيون راي يفكر في العمل معي |
| Yani, seni yeni en iyi arkadaşım yapmak için sadece dört günüm var. | Open Subtitles | أذا لدي أربعة أيام لأجعل منك أعز صديقة لدي |
| Özellikle de bunu yapmak için içmek zorunda olduğum şeyi içtikten sonra Eğer machiguenga benim o kadar zayıf olduğumu düşünüyorsa Tamamen yanılıyor | Open Subtitles | خاصة بعد ان شربت ما كان على شربه لأجعل هذا يحدث |
| Bu geceyi sizlere eğlenceli hale getirmek için her şeyi yaptım fakat, siz denemiyorsunuz bile. | Open Subtitles | ,لقد فعلتُ كل شيء استطيع فعله لأجعل هذه الليلة ممتعة لكم يا رفاق ولكنكم حتى لا تحاولون |
| Ben dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için geldim ama sanırım daha kötü yaptım. | Open Subtitles | جئت هنا لأجعل العالم مكاناً أفضل ولكن أظن أني حطمت ذلك |
| Oyun daha da zor olsun diye sadece alanlarına sağladıkları katkıları göz önüne alacaksın. | Open Subtitles | و لأجعل هذه اللعبة أكثر صعوبة عليك الأخذ بعين الاعتبار مدى تأثير إنجاز ذلك العالم في مجاله الخاص |