| Gelinle damadın kilisede öpüşmediğini fark ettim. Biraz garip bir durum. | Open Subtitles | لاحظت أن العروسين لم يتبادلا القبل في الكنسية، وذلك أمر غريب |
| Dün gece yapacaktım ama sonra gözlerine baktım ve fark ettim ki benimle gerçekten seks yapmak isteyen birisini bulmak çok zor. | Open Subtitles | كنت سأفعل ذلك بالأمس ، ولكن عندما نظرت خلال عينها لاحظت أن كم من النادر أن تقابل شخص مستعد للقيام بالجنس معك |
| Erkeklerde kadınlardan daha çok yara olduğunu fark ettin mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن بالرجال قروح أكثر من النساء؟ |
| Bodrumun pencerelerindeki parmaklıkları fark ettin mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن هنالك قضباناً على نوافذ الدور التحتاني |
| Birine sormayı istiyordum. Buranın bir balıkçı köyü olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | كنت أنوي أن أسأل أحدما لقد لاحظت أن تلك قرية للصيد |
| İşten çıkıp doğru eve giden erkek olmadığını fark ettiniz mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن لا رجل يعود مباشرةً للمنزل من عمله ؟ |
| Yüz yüze sevişen tek hayvanın, insan olduğunu farkettin mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن البشر هى الكائنات الوحيدة التى تمارس الحب وجهآ لوجه؟ |
| Tabii doğru , o zamana kadar her şey çok normaldi çünkü. Sessizlik lütfen. Sonra Farkettim ki aileyi genişletmem gerekiyordu. | Open Subtitles | لأن كل شىء كان جيدا حتى تلك النقطة لذلك لاحظت أن ما على فعله هو توسيع العائلة |
| Kablosunun çıkmış olduğunu gördüm ve dikkatle kablonun öteki ucunu aramaya başladım. | Open Subtitles | فلقد لاحظت أن السلك الخاص بها واضح لذا تتبعته بحرص نحو المصدر |
| Bir gün penguenin bedeninin yüzerken arkasında baloncuklardan bir iz bıraktığını fark etti ve nedenini sordu. | TED | في أحد الأيام، لاحظت أن أجسام البطاريق تترك خلفها ذيلاً من الفقاقيع عندما تسبح، وسألَت عن السبب. |
| İçeri girdiğinde gömleğinin ütülenmediğini ve tıraş olmadığını fark ettim. | Open Subtitles | عندما دخلت لاحظت أن قميصك مكرمش لم تحلق منذ فترة |
| Birkaç şey bilirim. Chuck'ın egzama kremini evde bıraktığını fark ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت أن تشاك نسي كريم المرطب للأكزيما التي يعاني منها |
| İsminin bu hafta sonu düzenlenen okul festivalinin gönüllü listesinde olmadığını fark ettim. | Open Subtitles | لقد لاحظت أن اسمكِ ليس في قائمة المتطوعين لمعرض المدرسة بعطلة الأسبوع هذه |
| Elaine, George'un uçuş boyunca biraz garip davrandığını fark ettin mi? | Open Subtitles | إلين، هل لاحظت أن جورج كان يتصرف بغرابة طيلة الرحلة؟ |
| Charlie, senle benim aramda, çocukların 1 yıl bronzlaşmış gibi, fark ettin mi? | Open Subtitles | تشارلى، فقط بينك وبينى هل لاحظت أن أولادك لديهم نوع من السمرة؟ |
| Pişirdiğin her şeyin hafiften sola meylettiğini fark ettin mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن كل ما تعدّيه يكون مائلاً قليلاً لليسار؟ أفعل ذلك عن عمد. |
| Bu çizginin, köydeki tek kare şekilli yapının üstünde olduğunu fark ettim. | TED | حسنا ، لاحظت أن الخط يوجد حول مكان المبنى الوحيد في ساحة القرية. |
| Günler geçtikçe, sınıfların neredeyse bomboş olduğunu fark ettim. | TED | ومع مرور السنة الدراسية، لاحظت أن الفصول الدراسية كانت تقريبا فارغة. |
| Bu sabah etrafta yürürken, binaların çoğu nun güneşi çöle geri yansıtan dev aynalar olduğunu fark ettim. | TED | عندما كنت أجوب الأرجاء هذا الصباح، لاحظت أن معظم المباني عبارة عن مرايا عملاقة تعكس أشعة الشمس للصحراء. |
| Bütün gün boyunca Çinli adamların gelip, bana selam verdiğini fark ettiniz mi? | Open Subtitles | هل لاحظت أن طوال اليوم اليوم رجال صينيين يأتون و يلقون علىّ التحية؟ |
| Kana bastığıma eminim. Kapı kolunun kırılmış olduğunu farkettin mi? | Open Subtitles | أنا متأكدة أني مررت على دم هل لاحظت أن مقبض الباب مكسور؟ |
| Farkettim ki garajda hediyeler vardı kocanızın ailesinden gelen. | Open Subtitles | لاحظت أن هناك هدايا من القبو من حيث كان والدي زوجك |
| Belki zamanı gelmiştir. Bu ülkede tehlikeli biçimde az nüfus olduğunu gördüm. | Open Subtitles | ربما حان الوقت لذلك فقد لاحظت أن تعداد سكان البلد منخفض بنحو خطير |
| Terapist olarak işinde, lisans öğrencilerinin birçoğunun aynı endişeyi paylaştığını fark etti: yüksek notları olsa da, üniversitedeki yerlerini hak ettiklerine inanmıyorlardı. | TED | أثناء عملها كمعالِجة، لاحظت أن العديد من مرضاها في المرحلة الجامعية تشاركوا قلقًا: بالرغم من حصولهم على معدلات مرتفعة، يعتقدون بأنهم لا يستحقون أمكنتهم في الجامعة. |