| Bu tertemiz ülkeye gelip de yağlı saçlarınızla ve, ipek takımlar giyerek, saygın Amerikalı geçinmeniz hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | لا أحب أن أراكم تأتون لهذه البلاد النظيفة بشعركم الدهني و بذلاتكم الحريرية لتحاولوا أن تجعلوا من أنفسكم أمريكيين شرفاء |
| Bu elektrik şoklarını göndermek çok hoşuma gitmiyor! | Open Subtitles | أنا لا أحب أن أرسل هذه الصدمات الكهربائية |
| Bu kadar uzun süre bağlantısız olmak hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | أنا لا أحب أن أكون خارج الاتصال لهذه الفترات الطويلة من الزمن. |
| Yanlış tarafta olmak istemem, tıpkı şu an olduğu gibi, değil mi? | Open Subtitles | لا أحب أن أكون في الجانب الخطأ وهو الذي أنا فيه، صحيح؟ |
| Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem. | Open Subtitles | يا للهول ، لا أحب أن أجتاز الصحراء في سيارة بالية كهذه |
| Birinin bana borcum olduğunu söylemesi hoşuma gitmez. | Open Subtitles | لا أحب أن يقال ليّ بأني أدين لأي شخص أي شيء |
| Ben kaçamak yapacak biri değilim. Kadınlara yalan söylemek hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | أنا لست بذلك النوع من الأشخاص , لا أحب أن أقوم بخداعهنّ |
| Ama dediğim gibi, bu konuya kafa yormak hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | و لكن كما قلت ، لا أحب أن أفكر فى هذا الأمر |
| Galerideki işlerini gördükten sonra hiç şaşırmadım. Benimle alay edilmesi hoşuma gitmiyor, hepsi o. | Open Subtitles | لن يفاجئني هذا مقارنة بما رأيته في معرضه ، لكني لا أحب أن يضحك علي أحد |
| Hayatımın işini, sırf senin masrafların arttı diye satmak zorunda kalmak hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | لا أحب أن أتواجد في منصب بأن أضطر فيه أن أبيع عمل حياتي لأن لديك مصاريف زائدة |
| Yabancı birinin karşısında çıplak olmak hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | فأنا لا أحب أن يراني الآخرون عاريَ الجسد |
| Kazaları görmek hoşuma gitmiyor ama kendinden geçtiğinde, onu o halde izleyebilmek müthiş. | Open Subtitles | لا أحب أن أشاهد إصطداماته كثيرا لكن عندما يكون في أوج عطائه فمن الرائع مشاهدته |
| Öyle bir külüstürle çölü geçmek istemem. | Open Subtitles | يا للهول ، لا أحب أن أجتاز الصحراء في سيارة بالية كهذه |
| Seçmediğim diğer denizcileri kötülemek istemem efendim ama buralardaki her denizciyi, adım gibi bilirim. | Open Subtitles | لا أحب أن أكون مستعجلا التأني أفضل ولكني سأقول لك يا سيدي بأني أعرف كل بحار من هذه الأنحاء حق المعرة يا سيدي |
| Zaten çok ürkünçtü. Efendi denen adam bağrış çığırışlar. Aklıma bile getirmek istemem. | Open Subtitles | إضافة إلى أن ذلك كان مخيفاً جداً، أنا لا أحب أن أفكر في ذلك الموضوع |
| İnsanların üzerinden fayda sağlanılması hoşuma gitmez. | Open Subtitles | أنا فقط لا أحب أن أرى الناس يُستغلّون |
| Beni buraya kadar takip etme gücünü kendinde bulduğun için aferin ama takip edilmeyi pek sevmem. | Open Subtitles | أنا اثني عليك لأنك تملك كل هذه القوة لتتبعني كل هذه المسافة لكنني لا أحب أن يتبعني أحد هكذا |
| Bak doktor, böbürlenmekten hiç hoşlanmam ama kendimi bir işadamı olarak görüyorum. | Open Subtitles | إسمع يا طبيب أنا لا أحب أن أتفاخر لكني أرى نفسي على أني رجل أعمال |
| Üzgünüm ama, aynı araziye iki kez girmeyi sevmem. | Open Subtitles | ليس أنا . لا أحب أن أدفع ثمن نفس الشئ مرتين |
| Herkesin bana kızgın olmasından hiç hoşlanmıyorum. | Open Subtitles | حسناً , أنا حقاً لا أحب أن يكون الجميع غاضبون مني حالياً |
| Size yalan söylemeyi sevmiyorum ve okula gidiyormuş gibi yapmama gerek kalmadı. | Open Subtitles | , لأنني لا أحب أن أكذب عليكم يا رفاق والآن لا يتوجب علي التظاهر . بأنني أذهب للمدرسة |
| Açıkçası, Gun Wook oppa'nın, Tae Seong oppa'yı takip etmesinden hoşlanmıyorum. | Open Subtitles | ( بصراحة أنا لا أحب أن يكون ( جون ووك ) " أوبا " تابعاً لأخي ( تاي سونغ |
| Bana yalan söylenilmesinden hoşlanmıyorum! | Open Subtitles | أنا فقط لا أحب أن يكذب عليّ أحد |