| Önerdiğim çözümlerin yeterince iyi veya yeterince zekice olduğunu düşünmüyorum. | TED | لا أعتقد بأن الحلول التي إقترحتها جيدة أو ذكية بصورة كافية |
| Komik olduğunu düşünmüyorum. Üzgünüm ama birisini bekliyoruz. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن ذلك مضحك آسفة، ولكننا ننتظر شخصا ما |
| İki çocuğunu boğan bir anne hakkında tahmin yürütmeye hakkımız yok bence. | Open Subtitles | بصراحة لا أعتقد بأن حق لنا التوقع عن الأمر التي أغرقت أطفالها |
| Burası özel bir mülk. Arama emrin olduğunu zannetmiyorum? | Open Subtitles | هذا محل إقامة خاص لا أعتقد بأن لديك مذكرة رسمية؟ |
| Polisin böyle göreceğini sanmam. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن الشرطة سوف تنظر إليها بتلك النظرة |
| Ben teknolojiyi düzeltmenin bilgi kutuplaşması problemini çözmekte çok önemli olduğunu düşünüyorum; ancak bunun tek başına bilgi kutuplaşması problemini çözeceğini de düşünmüyorum. | TED | أعتقد بأن إصلاح التقنية هي مهمة حقًا، كما هو واضح ولكن لا أعتقد بأن إصلاح التقنية وحدها، سيؤدي إلى حل المشكلة لتباين المعرفة. |
| Bunun için zamanlamanın doğru olduğundan emin değilim. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن الوقت مناسبا لذلك ياهنري صحيح . كنت لأوافقك الرأي |
| Eğer birisinin Kira ile tanıştığını söylersen polisin sana inanacağını hiç sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن الشرطة سيصدقونك إذا قلتِ بأنكِ تعرفي شخصاً قابل كيرا |
| Ben bunun bir bayan takım elbisesi olduğunu düşünmüyorum. | Open Subtitles | لذا لا أعتقد بأن هذه كلياً فقط تناسب المرأة |
| Yani annemin tamamen haksız olduğunu düşünmüyorum. | Open Subtitles | المقصود بأنني لا أعتقد بأن أمي مخطئة تماماً |
| Bunu doğru olduğunu düşünmüyorum. Ama buraya geldim... | Open Subtitles | لا أعتقد بأن هذا أمر صحيح لكني أظن بأني أتيت إلى هنا، صحيح |
| Ve bence bu kadarcık bir süre için hayatımızı altüst etmeye değmez. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن هذا القدر من الوقت يستحق أن نغير حياتنا مقابله |
| Ama bence uzak durma şansımız varsa Müslümanlarla dövüşmemize gerek yok. | Open Subtitles | لكني لا أعتقد بأن علينا قتال المسلمين إن استطعنا تجنبه. |
| Olasılıkların bu durumu tartışmak için uygun bir basamak olduğunu zannetmiyorum. Ama, ona şu bağlamda katılıyorum. Hayatta kalabiliriz yada bunu başaramayabiliriz. | TED | حسنا، لا أعتقد بأن الاحتمالات هي الطريقة الصحيحة لمناقشة هذا الأمر. ولكن أتفق معه في الأمر. يمكننا النجاة ومن الممكن أن لا نستطيع النجاة. |
| Tabii ama Cennet Şelalesi'nde otobüs olduğunu zannetmiyorum. | Open Subtitles | حسناً، ولكن لا أعتقد بأن ثمة حافلات في شلالات (بارادايس) |
| Kahve ısmarlamak isterdim ama açık bir yer kaldığını sanmam. | Open Subtitles | أحب أن اعزمك على بعض القهوة لكن لا أعتقد بأن هناك مقهى مفتوح |
| Bekle. Çok tatlısın. Ama işe yarayacağını sanmam. | Open Subtitles | أنتظري ذلك لطيف لا أعتقد بأن ذلك يجدي بالرغم من ذلك |
| Bak, Tanrı'nın kendimizi savunmamızı anlayacağını düşünüyorum. | Open Subtitles | أنظروا، أنا لا أعتقد بأن المولى سيعاقبكم إذا دافعتم عن أنفسكم |
| İlginç olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن بيضتكِ فكرة غبية إنها نوعاً ما رائعة |
| Adil olduğundan emin değilim. Hiç bilemezsin, belki de eğlenceli olabilir. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن العدل مقرر هنا لن تعرف أبداً ، ربما يكون هذا ممتع |
| Başkalarının da bu durumdan memnun olacağından emin değilim. | Open Subtitles | لا أعتقد بأن أحداً غيرك سيكون سعيداً بهذا |
| Fakat sana söylüyorum, bunun olabileceğini hiç sanmıyorum. | Open Subtitles | و لكن سأخبرك بهذا لا أعتقد بأن هذا سيحدث |
| İkna edebileceğiniz türden hayvanlar olduklarını hiç sanmıyorum. | Open Subtitles | سكيبر , لا أعتقد بأن مثل هذا النوع من المخلوقات تستطيع أن تتفاهم معه |
| 50, 60, 70, 80 bin yeni ofis yerinin yerlerinin açılması -- sayısı her ne ise -- konuyla hiç bir alakası olduğunu sanmıyorum. | TED | لا أعتقد بأن لها علاقة مع 50 أو 60 أو 70 أو 80 ألف من مساحات المكاتب الجديدة بغض النظر عن ما هو الرقم |