| Kurucu ailelerimiz hala burada yaşıyorlar ve neredeyse kendi kendimize yetebiliyoruz. | Open Subtitles | العائلات التي أسست القرية لا يزالون يعيشون ونحن تقريبا مكتفين ذاتيا. |
| - Evet ama başka suçu yok ve 40 yıl ve iki çocuk sonrasında hala mutlu bir birliktelikleri var. | Open Subtitles | نعم ، و لكنه لم يرتكب مخالفة منذ أربعين سنة و أنجبوا طفلين فيما بعد . لا يزالون سعداء بزواجهم |
| CIA' den birçok kişi hala onu tehdit olarak görüyor. | Open Subtitles | الكثير من في وكالة الاستخبارات المركزية لا يزالون يعتبرونه تهديداً |
| Hawaii, askeri kanunlarla idare ediliyor olsa bile, halen polislere ihtiyaçları vardı ve babam askere alınması için oldukça yaşlıydı. | Open Subtitles | رغم أن هاواي كانت تحت الحكم العسكري, لكنهم لا يزالون بحاجة لرجال الشرطة. ووالدي كان كبيراً بما يكفي للانضمام لهم. |
| Yaşlı insanların geleneksel toplumlardaki kullanım alanlarından biri, yiyecek üretiminde halen etkili olmaları. | TED | من فوائد كبار السن في المجتمعات التقليدية أنهم غالبا لا يزالون منتجين للطعام بشكل فعال. |
| İğneyle ölüm mü yoksa gaz odaları hâlâ duruyor mu? | Open Subtitles | بالحقنة المميتة , أم لا يزالون يستخدمون غرفة الغاز ؟ |
| Eğer biz maymunlardan evrildiysek niçin hâlâ maymunlar var? | TED | لو تطورنا من القردة، فلِمَ لا يزالون موجودين؟ |
| yine de cadı olduğu iddia edilen kadınlar, çocuklar ve yaşlılar hala saldırıya uğramakta, sürgün edilmekte ve öldürülmektedir. | TED | ومع ذلك فالسحرة المزعومون، خاصة النساء، الأطفال وكبار السن لا يزالون يتعرضون للهجوم والنفي والقتل بشكل روتيني. |
| İnsanlar bunu hala yapıyor mu bilmiyorum. | TED | أنا لا أعرف إذا كان الناس لا يزالون يقومون بفعل ذلك. |
| Ama tabii ki, hala, BMW'de de olsa bisiklet üzerinde de olsa, her şekilde gülmeyi tercih eden gençlerimiz de var. | TED | ولكن بالطبع، لدينا شباب لا يزالون يفضلون الابتسامة ، سواء في سيارة بي ام دبليو أو من على دراجة. |
| Ve bu arada insanların hala su içmeleri gerektiği gerçeğini göz ardı ediyor. | TED | وتتجاهل حقيقة أنه، في هذه الأثناء، الناس لا يزالون يشربون الماء. |
| Aslında, aranızda hala bilinçli olanlar ve matematik konusunda yetenekli olanlar, bunun bir yarı logaritmik olduğunu fark edecektir. | TED | في الواقع، هؤلاء منكم الذين لا يزالون واعين و يستطيعون اجراء عمليات حسابية ! سيلاحظون ان هذه خريطة جرئية |
| Sadece eski çağlarda değil onlar, 70 milyon yıldır halen daha en başarılı tatlı su yırtıcıları. | Open Subtitles | قد يكونوا قدماء ولكن بعد مرور 70 مليون سنةً فهم لا يزالون اكثر مفترسي المياه العذبة نجاحا |
| Sana halen çınar ağaçlarını kestiğin için kızgınlar. | Open Subtitles | حسنا، لبد انهم لا يزالون غاضبين منك لقطع شجر الجمّيز خاصتهم. |
| Adamlar halen gelişmemiş hacker'ların anonim kolektifi. | Open Subtitles | إنّهم لا يزالون جماعة مجهولة من المخترقين الغير ناضجين. |
| Ve dikkatli ol. halen dışarıda olabilirler. | Open Subtitles | واحترس، فربما لا يزالون بالخارج. |
| Biyologlar hâlâ araştırdıkları işlemleri görselleştirmek için çoğunlukla kalem ve kağıt kullanıyorlar ve şu anda sahip olduğumuz verilerle bu artık yeterince iyi değil. | TED | النسبة الأكبر من البيولوجيين لا يزالون يستخدمون الورقة وقلم الرصاص لتصور العمليات التي يدرسونها، وبالبيانات التي نمتلكها الآن، هذا لم يعد جيد بما يكفي. |
| Başlangıçtaki 724 adamımızın 60'ı hâlâ yaşıyor, hâlâ araştırmaya katılıyor, çoğu 90'lı yaşlarındalar. | TED | حوالي 60 من أصل 724 رجلا لا يزالون أحياء، و يواصلون المشاركة في الدراسة، معظمهم في التسعينات من أعمارهم. |
| Peki, Amerika'da, şehirlerde yaşamak yine bir arabaya muhtaç olacağın bir yerde yaşamak anlamına geliyor. | TED | ، في أمريكا، الذين يعيشون في المدن, للكثير منهم, يقيمون في مدن حيث لا يزالون يعتمدون على استخدام السيارات. |