Geçidin güvenlik protokolleri var, enerji izlerinin karışmasını engellemek için tasarlanmışlar. | Open Subtitles | بوابة النجوم لديها نظم أمان صممت لتمنع تواقيع الطاقة من الإخطلاط معا |
Annemin Avustralya'ya taşınmak istemesini engellemek için kullan güçlerini. | Open Subtitles | استخدم قوتك لتمنع أمي من السفر إلى استراليا |
Bazen aşna fişneyi engellemek için, onu biz oluşturmalıyız. | Open Subtitles | لوحة جيدة بدون قارب منذ 5000 سنة أحيانا لتمنع الغرائب يجب أن تخلقها |
Aşırı ısınmasını önlemek için ise az önce üs tarafından soğutucu gaz tankları monte edildi. | Open Subtitles | لتمنع الكره من الاصطدام, غاز الكولون لقد عُبء في الكره |
Büyükannem, Gramps'in onları almasını önlemek için anahtarları kapının arkasında sakladı. | Open Subtitles | لذا جدتي اختبأت خلف الباب حتى تخفي المفاتيح لتمنع جدي من العثور عليهم |
"Bir kızın gitmesine engel olmak istiyorsanız, bu son şansınız." | Open Subtitles | لو كان عندك كلمات لتمنع بها فتاة من الذهاب فى هذه الرحلة فالوقت مناسب لهذا |
Onca yıl boyunca şu anı durdurmak için savaştın. | Open Subtitles | كل هذا السّنين تحارب لتمنع هذه اللحظة الواحدة. |
Cadıların büyü yapmasını engellemek için o kızı senle mi tutuyorsun? | Open Subtitles | تستغل تلك الفتاة لتمنع الساحرات من ممارسة السحر؟ |
Yani, orası gibi yerler insanların içeriye girmesini değil dışarıya çıkmasını engellemek için tasarlanır. | Open Subtitles | أعني أماكن مثل هذه مصممة لتمنع الناس الخروج، لا من الدخول. |
Sharklet Technologies diye bir şirket var. Şu anda bunu, bakterilerin durmasını engellemek için hastanedeki yüzeylere uyguluyorlar. Birçok organizmanın ilaçlara dayanıklı hale geldiği düşünülürse antibakteriyel ya da güçlü temizleyici püskürtmekten daha iyi bir çözüm. | TED | هناك شركة تدعى :شاركلت تكنولوجيز تضع على هذا النمط على أسطح المستشفيات لتمنع البكتريا من التكاثر . مما يجعله أفضل من إغراق الأسطح بمضادات البكتريا أو المنظفات القاسية التي أصبحت العديد من الكائنات الحية مقاومة لها. |
Ama o kadın, bunu engellemek için öldürdü onu. | Open Subtitles | وهذه المرأه قتلته لتمنع هذا من الحدوث |
- İnsanların sağ kaçmasını engellemek için. - İyisin. | Open Subtitles | لتمنع الناس من الهرب أحياء انت بارع |
Çağrılara cevap verecek ve yukarıdan gelecek işçileri engellemek için doğru kişi değilsin. | Open Subtitles | ليس لديك الحق لتمنع عمالاً من العودة إلى الأعلى... والإستجابة للنداء |
Nyssa varisimin bunu yapmasını engellemek için çaldı. Sen de bunu yapacaksın. | Open Subtitles | (نيسا) سرقته لتمنع وريثي من فعل ما ستفعله اليوم. |
Bazı insanlar, insanların tanışmasını önlemek için en iyi zamanı seçiyor. | Open Subtitles | .... بعض الناس تختار أفضل الأوقات لتمنع الآخرين من التعرف على بعضهم "القاضى "جافنـى |
Sürpriz bir saldırıyı önlemek için bağırırlar. | Open Subtitles | تصيح لتمنع الهجوم المباغت |
Endişelendiği için Dae Woong'un işine engel oldu ve ve babasından onu muayene etmesini istedi. | Open Subtitles | هي طلبت معروفآ من والدها لأنها قلقة عليه بالاضافة إلى أنها تدخلت لتمنع عمله |
Bu ürünlerin böylesi yıkıcı etkileri oluyorsa, paradan tasarruf edecekler diye gezegeni yok eden bu firmalara engel olmak için hükûmetler neden sınırlamalar koymuyor? | Open Subtitles | إن كان لتلك المنتجات أثر كبير لما لا ترسي الحكومات مقومّات لتمنع تلك الشركات الكبرى من تدمير كوكبنا |
Buna engel olmak için bir şey yapmalıydınız. | Open Subtitles | كان عليك أن تفعل شيئاً لتمنع الأمر |
Onca yıl boyunca şu anı durdurmak için savaştın. | Open Subtitles | كل هذا السّنين تحارب لتمنع هذه اللحظة الواحدة. |
Çünkü gözü yıkamak, zararlı madde ve bileşikleri uzaklaştırmak için büyük miktarlarda sentezlenir ve sıvı tabakası mikroorganizmaları durdurmak için daha fazla antikor taşır. | TED | لأنها مصممة لغسل المواد الضارة أو الجزيئات فهي تفرز بكميات أكبر، وطبقتها المائية تحتوي على أجسام مضادة لتمنع أي كائنات حية دقيقة قد تحاول الدخول أيضا. |
Hepsi iki temel adım üzerine kurulu- yaygara koparmasın diye hedefi durdurmak için sersemletici bir hamle, ve sessiz kalmasını sağlayacak baskılı bir hamle. | Open Subtitles | --كل ذلك يتلخص في حركتين حركة رائعة لتمنع هدفك من الصراخ وحركة إخضاع لتبقيه صامتاً |