| Şansıma bak ki son arzusu, anma konuşmasını benim yapmammış. | Open Subtitles | لحسن حظي أنني أخيراً سوف أقدم خطاب المديح |
| Benim Şansıma, şeker hastalığım, bu fırsatı bana 7/24 sunuyor. | Open Subtitles | لحسن حظي, فإن مرضي بالسكر يلازمني طوال الوقت. |
| Hayır ama Neyse ki dikkatimi dağıtacak yeterince çok işim var. | Open Subtitles | لا , لكن لحسن حظي أن لديّ الكثير من الأعمل لتشتتني |
| Ne Şanslıyım ki sen hiçbir numarası olmayan bir korkaksın. | Open Subtitles | لحسن حظي أنت شخص جبان لا يمكنه الخداع بعد الآن |
| - O zaman iyi ki bu küçük zımbırtı çantamdan çıktı, getirdiğimi unutmuşum. | Open Subtitles | لحسن حظي أنني وجدت هذا الجهاز المعقد في حقيبتي، كنت نسيت أنني أحضرته |
| Allahtan, işe gitmek için başka bir yol bulmuştum. | Open Subtitles | لحسن حظي وجدت طريقة أخرى للتنقل |
| Zavallıcık dizini incitti ama Şansıma sevgili arkadaşım Mateo bana eşlik etmeyi kabul etti ki kendisi 3 defa uluslararası balo dans yarışmasını kazanmıştır. | Open Subtitles | ياله من مسكين جرح ركبته لكن لحسن حظي ان صديقي ميترو بطل ثلاث مرات في صالات الراقص |
| Şansıma, çalışarak cezayı tamamlama programı var ve bir işe girebileceğimi söylüyorlar, bu da beni çok heyecanlandırıyor. | Open Subtitles | لحسن حظي لديهم برنامج التسريح المبكر ويقولون لي أنه يجب أن أبقى في عمل ما التي هي صفقة عظيمة بالنسبة لي |
| Şansıma, Malestrazza yaşamıyor yoksa kıskanırdım. | Open Subtitles | ؟ حسناً لحسن حظي أن ماليسترازا ليس حياً وإلا لشعرت بالغيرة |
| Ama benim Şansıma, kullandığım temel aletler elektrik gerektirmiyor. | Open Subtitles | حسنا ، لحسن حظي الأدوات الرئيسية فى عملي لا تحتاج إلى كهرباء |
| Neyse ki, bir moda dergisinin nasıl olması gerektiğini çok iyi biliyorum. | Open Subtitles | لحسن حظي انني اعرف كيف من المفترض ان يكون شكل مجلة الأزياء |
| Neyse ki, daha önce hiç bir şey için ilaç kullanmam gerekmedi. | Open Subtitles | حسناً لحسن حظي أني لم أقم مسبقاً بأخذ أي دواء لأي غرض |
| Neyse ki finans danışmanım hapse girmeden yeterince para bıraktı. | Open Subtitles | لحسن حظي تمكن مدير اعمالي من جمع مبلغا من المال قبل ان يدخل السجن |
| Ne Şanslıyım ki, erkeğim olmadığı için hiçbir halt vermeme lüksüm var. | Open Subtitles | لحسن حظي ، أني أقلعت عن الرجال ، فقد تشبعت منهم والآن لا أبالي بهم |
| Şanslıyım ki en iyi işlerimi son teslim tarihinde yaparım. | Open Subtitles | لحسن حظي ، أنا دائماً ما أنجز عملي بشكل أفضل بإقتراب موعد إنجازه |
| Çok Şanslıyım ki bu eski şeyi giyiyordum. | Open Subtitles | حدث و أنني أرتدي هذا الزي العتيق لحسن حظي |
| - O zaman iyi ki bu küçük zımbırtı çantamdan çıktı, getirdiğimi unutmuşum. | Open Subtitles | لحسن حظي أنني وجدت هذا الجهاز المعقد في حقيبتي، كنت نسيت أنني أحضرته |
| İyi ki böyle sorunlarla baş etmek için eğitilmiş profesyoneller var. | Open Subtitles | لحسن حظي , هنالك محترفون تدربوا للتعامل مع هذه المشاكل |
| Allahtan, bir hanımefendi değilsin. | Open Subtitles | لحسن حظي أنك لست سيدة نبيلة |
| Şansa bak, bu iş nereden geldi peki? | Open Subtitles | يا لحسن حظي كيف حصلت على تلك الوظيفة؟ |
| Çok şükür sakinleştirici sistemimden çıktı. | Open Subtitles | لحسن حظي أن مهدىء الأعصاب خرج من جسمي أخيراً. |