| Çocukları almak için neredeyse bir saatin var. Sorun ne? | Open Subtitles | كان لديك ساعة تقريباً لكي تخرجي مع الطفل ما الأمر؟ |
| Çocukları almak için neredeyse bir saatin var. Sorun ne? | Open Subtitles | كان لديك ساعة تقريباً لكي تخرجي مع الطفل ما الأمر؟ |
| Bir saatin var, ve sonra Julie'nin evinde benimle buluşacaksın. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة، ثم تلتقون بي مرة أخرى في لجولي. |
| Kamu Güvenliği Birimi'ne bildirmeden önce yaklaşık bir saatiniz var. | Open Subtitles | لديك ساعة ومن ثم سيتوجب علي إخبار قسم السلامة العامة |
| Kaseti teslim etmek için bir saatiniz var, yoksa gergin çocuk ölür. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة لتسليم الشريط، أو الإمتداد هنا ميت. |
| Sana saat kaç diye sormadım. saatin var mı dedim. | Open Subtitles | أنا لم أسألك عن الوقت سألتك ما إذا كان لديك ساعة |
| Seahawk'tan uçak geliyor. Bir saatin var, DiNozzo. | Open Subtitles | ستصل طائرة الشحن على حاملة الطائرات لديك ساعة واحدة ,دينوزو |
| Bir saatin var. İşe yarar bir şeyler bulmaya çalış lütfen. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة، فاحصل لنا على معلومات مفيدة منه، رجاءً |
| Bir saatin var. | Open Subtitles | لديك ساعة من الآن وكذلك إليك عرضي المنقح |
| Parayı toplamak için bir saatin var. Yoksa geri kalan rehineler ölür. | Open Subtitles | لديك ساعة كي تحضر المال أو بقيّة الرهائن سيقتلوا |
| O cesedi buraya getirmen için tamı tamına bir saatin var, anlaşıldı mı? | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة كي تعيد تلك الجثة، مفهوم؟ |
| Pekâlâ. Seni Drake'ten çıkardım. Kızımı buraya getirmek için bir saatin var yoksa geri dönersin. | Open Subtitles | حسنًا ، لقد أخرجتك من الدريك لديك ساعة لتحضر إبنتي هنا |
| Ayda çalışabilen bir saatin var... ama aya gitmiyorsun. | Open Subtitles | لديك ساعة مرسوم عليها قمر ولكنك لم تستطع ان تصل اليه |
| Kurala göre spross doprosstan önce kişisel işlerini halletmek için 1 saatin var. | Open Subtitles | يقول كود أن لديك ساعة واحدة لإنهاء الشؤون الشخصية قبل سوبرسو ديبروسو |
| Sperm bulmak için bir saatin var. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة لتجدي لي المني |
| Buradan gitmek için bir saatin var ve sonra doğruca... | Open Subtitles | لديك ساعة للخروج من هنا والبدء من جديد |
| Saat 16:15. 17:15'e kadar bir saatin var. | Open Subtitles | إنها 4: 15، لديك ساعة واحدة حتى 5: |
| Bir saatiniz var talepler yerine gelmezse rehinelerin arasındaki polisten başlayarak burayı mezbaha haline getiririm. | Open Subtitles | و لديك ساعة واحدة أو سأُحوٍل هذا البنك إلى مذبح سأبدأ بالشرطي الذي لدينا من بين الرهائن |
| Yazılı bölümü için tam bir saatiniz var. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة بالضبط لاستكمال القسم المكتوب |
| Onlar gelmeden önce bir saatiniz var. Hayır. | Open Subtitles | لا , لديك ساعة أو أكثر قبل أن يأتوا |
| Yatak odasında da Chippendale tarzı maun bir ayaklı saat var. | Open Subtitles | يبدو أن في غرفة النوم، لديك ساعة "شيبندال ماهوغاني" |
| Sadece bir saatin kaldı. | Open Subtitles | لديك ساعة واحدة فقط |