Ona verdiğimiz tek şey platform olsaydı Jack'in onu kucaklamaktan ve en başından beri fikrinin bu olduğunu söylemekten Başka seçeneği kalmazdı. | Open Subtitles | اذا كان كل ما اعطيناه هى المنصه لن يكون لديه خيار اخر غير تقديمه و ان يقول انها كانت فكرته من البدايه |
Başka seçeneği yoktu. Savunma ağları yok edilmişti. | Open Subtitles | لم يكن لديه خيار لقد حطمنا شبكتهم الدفاعية |
Her oyun sonunda oyuncunun koltuk değiştirme seçeneği var. | Open Subtitles | بعد كل جولة، كل طالب لديه خيار نقل المقاعد. |
İçerde bir adamım var, başarmaktan başka bir seçeneği olmayan bir adam. | Open Subtitles | لدي رجل بمكان.. رجل ليس لديه خيار إى أن ينجح. |
Aynı yerde fazla uzun süre kalmıyor ama şimdi Başka şansı yok. | Open Subtitles | فهو لا يبقى في نفس المكان طويلا لكنه الآن ليس لديه خيار |
O gün konuştuğumuz gibi bankanın evinize el koymaktan Başka seçeneği yok. | Open Subtitles | و كحديثنا المعتاد، البنك ليس لديه خيار في هذا الوقت سوى رهن منزلك. |
Onları tanımak için biraz zaman ayırsan çoğunun ittifaka katılmaktan başka seçeneğinin olmadığını fark ederdin. | Open Subtitles | أتعرف إذا انت فقط اخذت بعض الوقت لتتعرف عليهم الكثير منهم لم يكن لديه خيار |
Herkesin bir seçimi vardır, Ernst. | Open Subtitles | كل شخص لديه خيار , ارنست |
Karını yem yapıp seni geri getirmek istemedi. Ama Başka seçeneği yoktu. | Open Subtitles | يستعمل زوجنك كطعم ليرجعك الى اللعبة لكن لم يكن لديه خيار |
Kayıpları o kadar büyük olacak, ordusunun morali öyle bozulacak ki Xerxes'in bu seferden vazgeçmekten Başka seçeneği kalmayacak. | Open Subtitles | خسائر زيركسيس ستكون مروعة جدا وإذن سيبعث على الإحباط في نفوس رجاله لن يكون لديه خيار سوى الكفاف عن حملته |
Bu deneyimli avcıyla tekrar işbirliği yapmayı denemekten Başka seçeneği yoktu. | Open Subtitles | لم يكن لديه خيار الى ان يحاول الانضمام بقوة الى هذا الصياد الخبير مرة اخرى |
Benim gibi harika bir insanın tek bir seçeneği var. Hepsini yakmak. | Open Subtitles | شخص عال المستوى مثلي لديه خيار واحد |
Herkesin seçeneği var, Gwen. | Open Subtitles | كل شخص لديه خيار (جوين) |
Bu işi bitirdiğimde, Başkan'ın tavsiyenizi dinleyip Yıldız Geçidi Komutası'nı değiştirmek dışında bir seçeneği kalmayacak. | Open Subtitles | عندما إنتهي تقديم الأدلة . الرئيس لن يكون لديه خيار , عدا إتباع توصياتك وتنظيف المنزل من قيادة بوابة النجوم |
O zaman benimle savaşmaktan başka bir seçeneği kalmayacak. | Open Subtitles | عند إذن لن يكون لديه خيار عدى عن مواجهتي في معركة. |
Kongrenin büyük bankaları dağıtıp, mortgage ve benzer endüstrileri yeniden düzenlemekten Başka şansı yoktu. | Open Subtitles | والكونجرس لم يكن لديه خيار غير افلاس البنوك الكبيرة وترتيب الرهنيات في هذا المجال |
Erkek aslanın dövüşmekten Başka seçeneği yok. | Open Subtitles | رفيقها لا يوجد لديه خيار سوى القتال. |
başka seçeneğinin kalmadığını düşünüyorum. | Open Subtitles | لا اعتقد أنه كان لديه خيار |
Böylece, sanırım senden vazgeçmemek için hiçbir seçeneği kalmamış olmalı. | Open Subtitles | لذا أعتقد أنه لم يكن لديه خيار سوى التخلى عنك |
Lord Narcisse'in ona sunduğum karaciğer ile soruşturma açmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu. | Open Subtitles | .ولورد نارسيس ليس لديه خيار الا فتح التحقيق . بعدما احضرت له الكبد المسمم |