| Seni seviyorum, oğlum, ancak ülkeme karşı yapmam gereken bir görevim var. | Open Subtitles | أنا أحبك يا ولدي ولكن لدي واجب تجاه وطني |
| Uçurumun ucunda çok fazla hayat var, ve benimde uğruma ölebilecek insanlar için bir görevim var; onlar için canımı vereceğime inanan insanlara. | Open Subtitles | العديد من الحيوات على حافة الخطر، وأنا لدي واجب تجاه هؤلاء الذي يموتون من أجلي. |
| Anne, bütün gün seninle sohbet etmek hoşuma giderdi ama ödevim var. | Open Subtitles | أمي أحب أن أتحدث معك طول اليوم و لكن لدي واجب مدرسي |
| Şimdi, her iyi profesör gibi sizin için ev ödevim var. | TED | الآن، مثلما هو أستاذ الكلية الجيد، لدي واجب منزلي إليكم. |
| Mesela senin ya da başkaları için endişelendirecek bir şey söylersen söylediklerini gerekli kurumlara bildirmek gibi bir sorumluluğum var. | Open Subtitles | في الاساس اذا اخبرتيني بأي شيء سيكلفني ذلك مدعاة للقلق عليك وعلى الاخرين لدي واجب لأهتم بنقله |
| - Yapmam gereken ödevler var. | Open Subtitles | لدي واجب لأقوم به. |
| Yapmam gereken tek bir görev var. | Open Subtitles | لدي واجب غير محدد. |
| Benim de Amerikan Senatosunun haysiyetini korumak ve güvenilirliğini sürdürmek gibi bir görevim var. | Open Subtitles | و أنا لدي واجب ألا وهو دعم نزاهة ومصداقية مجلس الشيوخ الامريكي |
| Unutma, Elizabeth'e karşı da bir görevim var. | Open Subtitles | لئلاّ ننسى، أنا أيضاً لدي واجب تجاه اليزابيث. |
| Aziz değilim ama sana karşı görevim var. | Open Subtitles | . أنا لست قديساً . ولكن لدي واجب تجاهك |
| Senin için farklı bir görevim var, Arthur'la görüşeceksin. | Open Subtitles | لدي واجب آخر "بالنسبة لك واجبك مقابلة " آرثر |
| Kocamın yanına dönmeliyim. Bir görevim var. | Open Subtitles | يجب عليّ العودة لزوجي، لدي واجب. |
| Bir DEO ajanı olarak, bu dünyayı korumak için görevim var. | Open Subtitles | كوكيل لديو، لدي واجب لحماية هذه الأرض. |
| Bilgisayarımı alıyorlar, İngilizce ödevim var. Dalga geçiyorsunuz herhâlde. | Open Subtitles | إنهم يأخذون الكمبيوتر خاصتي لدي واجب في اللغة الأنجليزية |
| Ve ev demişken senin için ev ödevim var. | Open Subtitles | و بالحديث عن المنزل, لدي واجب منزلي من أجلكِ |
| Berbatsınız. Benim ödevim var. | Open Subtitles | أنتُم تُثيرون أشمئزازي لدي واجب مدرسي |
| - Sağ ol, kalsın. - Ayrıca, önemli bir ödevim var. | Open Subtitles | لا شكرًا - بالإضافة، لدي واجب منزلي كبير - |
| Benim de ödevim var. | Open Subtitles | لدي واجب منزلي أيضاً |
| Benim Amerikan halkına karşı bir sorumluluğum var. | Open Subtitles | حسناً لدي واجب تجاه الشعب الأمريكي. |
| Benim davama karşı bir sorumluluğum var ve bu ikisi çatışırsa sadece biri galip gelir. | Open Subtitles | لدي واجب تجاه القضية، وإن تصارعا الإثنان... فسيكون هناك فائز واحد فحسب. |
| Yapmam gereken üzücü bir görev var. | Open Subtitles | لدي واجب حزين لأؤديه . |