| Aşırı doz yapan bir kıza göre iyi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو جيداً بنسبة لتعاطي جرعة زائدة لفتاتك. |
| Bir kıza önce içki ısmarlanır, azgın çocuk. | Open Subtitles | فلتدفع ثمن الشراب أولا لفتاتك أيها المهتاج |
| sevgiline geri döneceğini söyledim. Beni yalancı mı çıkaracaksın? | Open Subtitles | قلت لفتاتك أنك ستعود لها هل تريد جعلي كاذباً؟ |
| kız arkadaşına söyleyeceğin bir şey varsa bu gece söylesen iyi edersin. | Open Subtitles | لديك أي شيء تريد أن تقوله لفتاتك من الأفضل لك قوله الليلة |
| Sen kendi Marsilyalı kızına bak... Muhtemelen bir yanki şimdi onu beceriyordur. | Open Subtitles | إذهب لفتاتك ربما تجد معها جندياً أمريكياً الآن |
| Bunu size vermek istiyordum sizin şu kız için, efendim. | Open Subtitles | لقد كنت غائباً لأعطيك هذا لفتاتك , يا سيدي |
| Kadınına yüzük almadan işin içinden nasıl sıyrıldın? | Open Subtitles | كيف ستتهرب من شراء ماس لفتاتك ؟ |
| O küçük kıza yaptıkların zavallıcaydı. | Open Subtitles | إنّ ما فعلته لفتاتك الصغيرة ذلك كان جباناً كالدجاج |
| Vokalim bile olamayacak küçük saf bir kıza sahnemi açmazsam beni desteklemeyeceğinizi mi söylüyorsunuz? | Open Subtitles | إن لم... ... أفتتح الحفل لفتاتك الصغيرة والذي لن يفعله |
| Şu kıza sana ait gerçekleri söyle. | Open Subtitles | قل لفتاتك تلك الحقيقة |
| Ne annene ne sevgiline ne de başkasına faydan var. | Open Subtitles | ليس جيداً لأمك و لا لفتاتك ولا لأي أحد |
| sevgiline bir diş fırçası sattım. | Open Subtitles | بعت لفتاتك فرشاة أسنان |
| Bunu sevgiline ver. | Open Subtitles | امنح هذه لفتاتك |
| En azından kız arkadaşına birinin içinden çıkmış bir hediye vermedin. | Open Subtitles | على الأقل لم تعطِ لفتاتك هدية كانت بداخل شخص |
| Ciddi para problemim olduğunu biliyorsun. İşte bu yüzden kız arkadaşına ulaştım. | Open Subtitles | كما تعلم أنا لديَ أزمة مالية، لهذا اضطررت للذهاب لفتاتك. |
| Sıyrıldığımda seni küçük kız arkadaşına kavuşturmam için yalvaracaksın. | Open Subtitles | ستتوسلين بأن تنضمي لفتاتك |
| Önce bu yüzüğü 'J' kızına ver, sonra gel sohbet ederiz. | Open Subtitles | أولا اعطي هذا الخاتم لفتاتك وبعدها اخبرني بذلك الشيء المهم |
| kızına daha da f azlasını yapacağım. | Open Subtitles | هذا لا شيء مقارنة بما سأفعله لفتاتك. |
| Şu Alman kızına biraz ekmek götür. | Open Subtitles | خُذ بعض الخبز لفتاتك الألمانيه. |
| Memleketindeki kız için bir sürü pembe ayı kazanmışsındır. | Open Subtitles | لا بد أنك فزت بالكثير من دُمى الدب لفتاتك |
| Minik kalbimi ısıtıyor. En sevdiğin kız için elinde neler var? | Open Subtitles | ،هذا يسعدني إذاً ماذا لديك لفتاتك المفضلة؟ |