| Hayır. Siz ne görmesini istiyorsanız onu gördü. Onu bir türlü rahat bırakmıyordunuz. | Open Subtitles | لقد رأت ما أردتها أن تراه، لم تتمكن من تركها تذهب، أليس كذلك؟ |
| Bebeği üşümüş değildi, mutsuz da değildi karnındaki etiketin rengini gördü o kadar. | Open Subtitles | إبنها لم يكن بارد و ليس حزيناً لقد رأت لون الشاره التي بداخلها |
| Bişeyler gördü ve ben bittim Karım benden nefret edecek | Open Subtitles | لقد رأت اشياء اليوم لاأتمناها لاى حد لقد ابتعدت اكثر |
| Bilirsiniz, kardeşini görmüş, kardeşi de bütün korkularını arkada bırakmasını söylemiş. | Open Subtitles | لقد رأت شقيقتها، و شقيقتها قالت لها أن تترك كل مخاوفها. |
| Hizmetçilerden biri sadece, kabus görmüş. Yatağına geri dön. | Open Subtitles | إنها إحدى الخادمات ليس إلاّ لقد رأت كابوساً, عودي لفراشك |
| Kız kanamayı görmüş. Dikkati dağılmış. Çocuğun babasının Porsche'sini çarpmış. | Open Subtitles | لقد رأت دمه فتشوشت و اصطدمت بسيارة والده |
| DL: Balıkları gördü, yunusları, balinaları, köpek balıklarını ve hatta deniz kaplumbağalarını. | TED | د. ل. : لقد رأت سمك، دلافين، حيتان، قروش، و حتى بعض سلاحف البحر. |
| Parayı gördü. Konuşacaktır. Benim, senin ve Harry'nin kayıtlarda resimleri var. | Open Subtitles | لقد رأت المال.سوف تتكلم صورتي في الملف وكذلك هاري وأنت |
| Zaman makinesini gördü. Onu bu bilgiyle tek başına bırakamazdım. | Open Subtitles | لقد رأت آلة الزمن لذلك لم أستطع تركها هناك مع هذه المعلومة. |
| Acele et, Norstadt, yapacak işlerim var. Kitabı gördü. | Open Subtitles | تكلم يا نورستاد، فأنا أغلي بيضة هنا لقد رأت الكتاب |
| Açıkçası seks kitabını gördü ve konuşmaya başladık, bana o söyledi. | Open Subtitles | لقد رأت كتاب الجنس وبدأنا نتحدث وأخبرتني |
| Gerçekçi ol abi. Yüzümüzü gördü. Gaines'in yüzünü gördü. | Open Subtitles | كن واقعياً يا رجل ، لقد رأت وجوهنا لقد رأت وجهه |
| Evet! O muhtemelen mavi bir yumurta gördü. | Open Subtitles | أجل سيدى، وبيضة قد تخيلتها لقد رأت بيضة زرقاء |
| Nicole'den gelen ve hemen seraya gelmesini söyleyen bir mesaj da görmüş. | Open Subtitles | لقد رأت رسالة بعثتها نيكول إلى رايان تطلب منه مقابلتها في المشتلة في أسرع وقت ممكن |
| Bir hizmetçi, birini buraya girerken görmüş. Yanında bir çocuk varmış. | Open Subtitles | لقد رأت الخادمة أحدهم يدخل و كان معه صبي. |
| Annesini intihar ederken görmüş ve üvey babası tarafından yıllarca taciz edilmiş. | Open Subtitles | لقد رأت أمها تنتحر وتم إستغلالها من قبل زوج أمها لسنوات |
| Haritayı görmüş ama bu onu zayıflatmış. | Open Subtitles | لقد رأت الخريطة ، ولكنها فعلت شيئاً لها ، لقد اضعفتها. |
| Bir adamın kurbanı devirdiğini çantasını çalıp şu tarafa kaçtığını görmüş. | Open Subtitles | لقد رأت رجلً يرديّ الضحية أرضاً، أمسك بحافظة النقود، وهرب بهذا الطريق |
| Korkunç bir şey görmüş. Asla unutmayacağı bir şey. | Open Subtitles | لقد رأت أمراً مريعاً أمراً لن تنساه أبداً |
| - Başkasının boğularak öldürüldüğünü görmüş. - Kontrol ettim ama. | Open Subtitles | ـ لقد رأت هذه السيدة الأخرى وهى تختنق حتى الموت ـ لكننى تأكدت |
| O hamile olduğumu biliyordu. Görüntüleri o da görmüştü, bebeği doğrulamıştı. | Open Subtitles | إنها تعلم أني كنت حامل لقد رأت الفحص، لقد أجرته بنفسها |
| Burada başladığından beri çok şeye şahit oldu. | Open Subtitles | لقد رأت الكثير منذ بدأت العمل هُنا |