| Sana yakınlık hissetmiş, böylece uygunsuz dokunma olmuş. | Open Subtitles | لقد شعر بالقرب منك لذلك أتى اللمس الغير لائق |
| Kendini bu akışı sağlayan bir kanal gibi hissetmiş. | Open Subtitles | لقد شعر أنه كان يوجهه أو ما شابه |
| Kendinden büyük bir şeyle arasında bağ hissetmiş. | Open Subtitles | لقد شعر أنه متواصل مع شيء أكبر منه. |
| Öldürücü bir darbe vurduğunu hissetti. Yalnızca arkadaşına değil, kendisine de. | Open Subtitles | لقد شعر و كأنه قد ضرب ضربة مميتة ليس فقط لصديقه |
| 50 sene öncesinde, hiçbir şeydi, sadece çeltik tarlasıydı ve onu buraya davet ettiğimizden beri, bir sorumluluğu olduğunu hissetti. | TED | منذ 50 عاماً لم يكن لدينا شيء تقريباً سوى الحقول المستوية. و منذ أن دعيناه إلى هنا لقد شعر بأن عليه مسؤولية. |
| Çok kötü hissetmişti bu yüzden durumu düzeltmek istedi. | Open Subtitles | لقد شعر بشكل سئ , لقد اراد ان يصلحها |
| Gerçek şu ki suçlu hissetmişti. | Open Subtitles | لقد شعر بالذنب في الحقيقة. |
| Kötü bir şeyin olacağını hissetmiş gibiydi. | Open Subtitles | لقد شعر بأن هنالك شيء ما سيحدث |
| Peşinde, birinin olduğunu hissetmiş. | Open Subtitles | لقد شعر أن أحدهم خلفه. |
| O da kendini görünmez biri gibi hissetmiş. | Open Subtitles | لقد شعر انه اصبح خفيا |
| Bunu o da hissetti, biliyorum. Bizi birlikteyken görmeliydin. | Open Subtitles | لقد شعر بهذا أيضاً, أعلم هذا أنتِ لم تريه |
| Bunu içgüdüsel olarak hissetti ve sizi buldu ama bu korku döngüsünü başlatan bir şey onu korkuttu. | Open Subtitles | لقد شعر بتلك الغريزة و بحث عنكما لكن شيئا ما أخافه، و بدأ دورة الخوف هذه |
| Alarmı eline alacak kadar kendini zorda hissetti ama zanlı onu yakalayıp araca götürürken elinden düşürdü. | Open Subtitles | فلين ليس الجاني انه ضحية لقد شعر بالتهديد بما فيه الكفاية لكي يحمل جهاز الانذار و لقد رماه عندما حاصره الجاني |
| Ve iş o noktaya gelince kendi iyiliği için kendini geri çekmek zorunda hissetti. | Open Subtitles | وعندما بدأ الضغط بالزيادة، لقد شعر وكأنه عليه الإبتعاد لأجل مصلحته. |