| Ve sana vereceğim bir sonraki hediye düğün yüzüğü olacak. | Open Subtitles | ستكونين زوجتي والهدية التالية التي سأقدمها لكِ هو خاتم زواجك |
| sana sadece çay ikram edebilirim. Sen daha çok kahveciye benziyorsun. | Open Subtitles | كلّ ما أستطيع تقديمه لكِ هو الشايّ، تبدين كشخص يفضّل القهوة |
| sana söylediğim son şey, ona göz kulak olmanı istememdi. | Open Subtitles | آخر شيء قلته لكِ هو أنني طلبت منكِ العناية بها |
| Bak, biliyorum kendini güvende hissetmiyorsun ama inan bana sanırım yapacağın en iyi şey iyi bir uyku çekmek olacak. | Open Subtitles | بيكا أعرف انكِ حقاً لا تشعرين بالأمان ولكن ثقي بي أنتِ بأمان أظن أن أفضل شيء لكِ هو أن تنامي |
| Belki de senin için en iyisi benim burada olmamamdır. | Open Subtitles | أعتقدُ أن أفضلَ شيءٍ لكِ هو أن أخرجَ من هُنا |
| Her neyse, bunu sana sormamın sebebi hayranlık duyuyor olmam. | Open Subtitles | بأي حال، أن سبب سؤالي لكِ هو إنني مُعجب بكِ. |
| sana tam olarak anlatmak istediğim yetişkin gibi görünüyorum, ama aslında çocuğum! | Open Subtitles | ما أحاول قوله لكِ هو أنني تحولت إلى رجل ولكنني في الحقيقة مجرد طفل |
| Ben de az önce sana evimde olmadığını söyledim. | Open Subtitles | و قبل برهة من الزمن قلت لكِ هو لا يعمل معي في الشركة |
| Dinle, bir büyüğün ve arkadaşın olarak, sana öğretebileceğim güzel bir ders şu ki; | Open Subtitles | اسمعي كامرأة اكبر سناً وكصديقة الدرس العظيم الذي يمكن ان اعلمه لكِ هو انه لا بأس في ان تغيري رأيك |
| Ayrıca söylemek istediğim şey de... sana hayranım. | Open Subtitles | وأيضاً الشيء الذي اريد .. حقاً قوله لكِ هو أنني معجب بعملكِ |
| sana gore hersey seytan annecim. | Open Subtitles | كل شئ بالنسبة لكِ هو شيطان, ماما |
| Şimdi sana veriyorum. Ne oldu, ikinci el. | Open Subtitles | والآن أعطيه لكِ هو الآن مستعمل |
| İnsanların sana söylemedikleri şey çocuklarını kaybettiğin. | Open Subtitles | ... ما لا يقولونه لكِ هو أنكِ تفقدين أطفالك |
| sana göre her şey bir oyun. | Open Subtitles | كل شيء لكِ هو مجرد لعبة |
| sana anlatmaya çalıştığım şey başına gelen her şeyin aslında bir armağan olduğu. | Open Subtitles | أن كل ما يحدث لكِ هو هبة |
| Tatlım sana göre saçından bahsediyoruz. | Open Subtitles | عزيزتي، لكِ هو شعر |
| Yapacağın en iyi şey bunu aklından çıkarmaya çalışmak olur. | Open Subtitles | أفضل حل لكِ هو أن تحاولي صرف ذلك من ذهنك |
| senin için dünyadaki en önemli şey o bebeği korumak. | Open Subtitles | أهم شيء في العالم بالنسبة لكِ هو أن تحمي طفلك |
| Kalbindeki sorunu bulana kadar senin için en güvenli yer burası. | Open Subtitles | حتى نعرف ما المشكلة بقلبك أأمن مكان لكِ هو هنا |
| Ayrıca senin için mantıksal sonucun bu davayı bir çözüme bağlamak ve beni ihbar etmek olduğunu da biliyorum. | Open Subtitles | وأعلم أن الاستنتاج المنطقي لكِ هو حسم هذه القضية وتسليمي للعدالة |