Ayrıca ona, ilerlemenin trajik sonuçlarından ve fukaralığın güzelliğinden bahsedilecek. | Open Subtitles | وسيحدّثه أيضاً عن النتائج التراجيدية للتقدم وحول المتعة الرائعة للفقر |
Şirketin hala genişlemeye ihtiyacı var, ve farkettim ki, benim gibi formunda, zeki bir adamın, öne çıkıp, işleri eline alması lazım. | Open Subtitles | لازالت تريد الشركة التوسع لذا ففكرت أنهم يحتاجون رجل ذكي مناسب مثلي للتقدم و أخذ الكرة |
Temel karakterleri görmek ile başlayabiliriz bu bize ileri doğru götürür ve neler olup bittiğini anlatır. | TED | يمكننا أن نرى الحكايات الكامنة التي تدفعنا للتقدم وتخبرنا عما يحصل. |
Ben sadece geri gitmenin ilerleme adına doğru olmadığını düşünüyorum. | Open Subtitles | لست مقتنعة أن الطريق الصحيح للتقدم هو العودة إلى الوراء |
- "Hayır ama" ne? Onu böyle yürüttüğüne göre, gene teklif konusunu açacaksın. | Open Subtitles | إننى أعرف ، حين تدعه يسير ، فإنك تبذل كل اهتمامك للتقدم لخطبتى مرة أخرى |
Siz de belki bu kadınlardan biri olup orta kademe yönetimindesiniz ve şirketinizde bir üst kademeye geçmeye çalışıyorsunuz. | TED | قد يكون بعض منكن من أولئك النسوة القابعات في الإدارة الوسطى واللاتي يسعين للتقدم في منظماتهن. |
Ben de senini gibi ilerleyebilmek için yapmam gerekeni yapıyorum. | Open Subtitles | قمت بما أحتجت للقيام به للتقدم كما فعلتي تماماً |
Bende kendim ve sevdiğim kadın için bir adım atıp yeni bir ev almanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | وأعتقد بأنّه الوقت المناسب للتقدم وشراء منزل لي وللمرأة التي أحبْ |
Ardımda bırakmak söz konusu değil. Lakin ilerlemeye hazırım. | Open Subtitles | ليس هناك مجال لتركه هناك لكنني جاهزة للتقدم |
Öğrencimi huzurlarınıza çağırıyorum. | Open Subtitles | وأدعوا تابعي للتقدم للأمام |
Ancak bir çok öğrenci hileyi öğrenince ilerlemek için kullanmak ister. | Open Subtitles | ولكن المشكلة هي أن معظم الطلاب يريدون تعلم الخدع لكي يستخدموها للتقدم |
İlerlemenin yolunun başarıyı yönetmekten geçtiğine inanıyorum. | TED | أعتقد أن الطريقة للتقدم هي أن نتعلم إدارة النجاح |
Bazen ilerlemenin tek yolu bir şeyleri terk etmektir. | Open Subtitles | أحياناً يكون النسيان هو الطريقة الوحيدة للتقدم للأمام |
Bu işte ilerlemenin tek yolu bu işten para kazanmaktır. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة للتقدم في ذلك إذا كان ذلك مربحاً |
Farkındayım ama ortağım gitmişti ve onun için öne çıkmaya aşırı derecede korkmuştum. | Open Subtitles | أعلم ذلك، لكن كان مغادراً، وأنا كنت متخوف للغاية للتقدم بدلاً منه. |
Ondan bir adım öne geçebilmemiz için tek şansımız metni önce deşifre etmek. | Open Subtitles | الفرصة الوحيدة للتقدم عليه هي أن نفك شفرة الدستور قبل أن يفعل هو ذلك |
O zaman delilikten daha ileri gitmeme izin ver. | Open Subtitles | إذا أسمح لي للتقدم بالجنون إلى الجنون المطلق |
İlişkimizi, yine de ileri götürebiliriz. | Open Subtitles | لازال بإمْكِانُنـا أَنْ ندفعْ علاقتنا للتقدم |
Bu basit ileriye ve yukarıya olan hareket, biz insanların bildiği en basit ilerleme yönü. | TED | وحركة السير للأمام والنهوض البسيطة تلك، وهذا هو الاتجاه الأساسي للتقدم كما نفهمه نحن البشر. |
Britanya Bilimsel İlerleme Derneği, Cambridge Üniversitesinde üçüncü toplantısını yapıyor. | TED | الجمعية البريطانية للتقدم العلمي كانت تعقد اجتماعها الثالث في جامعة كامبردج |
Ne yani, açıkça bunun güzel bir teklif yöntemi olduğunu sanıyor. | Open Subtitles | لقد كان يعتقد بأنها طريقة جيدة للتقدم للخطبة. |
Taşın yeri bulunduğu zaman, pilotlarını ve geri kalan işgal kuvvetlerini harekete geçmeye hazırla. | Open Subtitles | ...جهز طيارينك وباقي قوات الإجتياح للتقدم حالما نحدد مكان الحجر |
Naruto-kun ilerleyebilmek için hep elinden geleni yapıyor. | Open Subtitles | ناروتو دائماً يسعى جاهداً للتقدم |
Takım bir, yerimizdeyiz ve ilerlemeye hazırız. | Open Subtitles | الفريق 1 ، نحن فى الموقع وجاهزون للتقدم |
Öğrencimi huzurlarınıza çağırıyorum. | Open Subtitles | أدعو تابعي للتقدم للأمام |
Beni sığ olmakla ve ilerlemek için seni kullanmakla suçladın. | Open Subtitles | أنتِ اتهمتني باني سطحي و أني استغلكِ للتقدم |