| Yemek. Ve bir şekilde, senin sorunun çözülmesi benimkine nazaran çok daha kolay. | Open Subtitles | وبطريقةٌ ما, مشكلتُك أسهل للحل من مشكلتي |
| Gabriela ile aranızda çözülmesi gereken problemlerin olduğunu herkes biliyor. | Open Subtitles | الجميع يعلم أن لك وغابرييلا لديكم ... مشاكل تحتاج للحل.. |
| O bir birey, çözülmesi gereken bir sorun değil. | Open Subtitles | إنها إنسان ، و ليس مشكلة للحل. إذا راعي مشاعرها. |
| Belkide çözmeye çalıştığım, şeyin çözülmesi mümkün değildir zaten. Kulaklarında sorun yok. -Bence diş çıkarıyor. | Open Subtitles | ليس قابل للحل تبدو أذناه بخير |
| Herkesin hakkında aptalca bir şekilde çözümsüz dediği faili meçhul bir davamızı buldum. | Open Subtitles | وجدتُ قضية غير محلولة لنا التي يقول عنها الجميع بحماقة غير قابلة للحل |
| çözülmesi gereken bir gizem var mı Liz? | Open Subtitles | أى ألغاز تحتاج للحل يا ليز؟ |
| Artık Stan'i Frankie'nin öldürdüğünü biliyoruz ama hâlâ çözülmesi gereken iki cinayet daha var. | Open Subtitles | حسناً، إذن نحن نعرف الآن أنّ (فرانكي) قتل (ستان) ولكن لا تزال هناك جريمتي قتل ما زالت بحاجة للحل... |
| çözülmesi gereken problemler var. | Open Subtitles | مشاكل للحل |
| Şimdi bir süre dünyanın en zor çatışması olarak kabul edilen, veya en çözümsüz sorunu-çatışması olan yere Orta Doğu'ya bakalım. | TED | الان دعونا ننتقل الى ما هو النزاع الاكثر صعوبة او النزاع العويص الغير قابل للحل .. او مستحيل الحل كما يصفه البعض انه صراع الشرق الاوسط |
| çözümsüz dava... Çözüldü! | Open Subtitles | ...القضية الغير قابلة للحل ! |