| Hiç bir Vampir ona dokunmak istemez zaten. kan zehirlenmesinden korkar. | Open Subtitles | اذا عضه مصاص للدماء علي ايه حال سيصاب بتسمم بالد م |
| Kolay olduğu için seni dönüştürmedim ya da kan ihtiyacı için. | Open Subtitles | , لم أحوّلك لأنّ الأمر كان مريحاً أو لحاجة أنانيّة للدماء |
| Kolay olduğu için seni dönüştürmedim ya da kan ihtiyacı için. | Open Subtitles | , لم أحوّلك لأنّ الأمر كان مريحاً أو لحاجة أنانيّة للدماء |
| Tek oğlumun kana susamış kalabalık tarafından parçalanmasına izin veremem. | Open Subtitles | لن أترك إبني الوحيد يُمزق إرباً بواسطة غوغاء متعطشين للدماء |
| Kasa hırsızı bir siyah ve kana susamış bir beyaz. | Open Subtitles | شخص متعطش للدماء والأخر شخص عينيه خضراء يبدوا عليه الفقر |
| Bu büyük, kan emici parazit arının bağışıklık sistemini tehlikeye atar ve virüsleri dolaşıma sokar. | TED | فهذا الطفيلي الضخم والماص للدماء يضر بجهاز المناعة لدى النحل ويقوم بنشر الفيروسات. |
| Katletme olmayacak. kan akacağından bile kuşkuluyum. | Open Subtitles | لن يكون هناك مذبحة ,و اشك ايضا انه سيوجد اية اراقه للدماء |
| Çük yerine kasap satırı, kan yerine kerosen taşıyan kısa saçlı hergeleleriz. | Open Subtitles | نحن اندال قصيرى الشعر نحمل سواطير لتقطيع اللحم ووقودا للدماء |
| Behan yardımcılarıyla buraya gelirse kan dökülmesinden korktu. | Open Subtitles | خشيَ بيهان اذا قدِم الى هنا مع نوابه أن يكون هناك إراقة للدماء |
| Bay Shimazaki buraya gereksiz yere kan dökülmesini engellemek istediği için gelen bir Japon vatandaşı. | Open Subtitles | و الآن يا سيد شيمازاكي هناك بعض المواطنين اليابانيين يتمنون تجنب أي إراقة غير ضرورية للدماء |
| "kan akıtan demek O kana susamış bir kasaptı.... | Open Subtitles | وهو يعنى السفاح ولقد كان جزارً متعطشاً للدماء |
| Üzülmeyin. Bu benim gözaltım. Söz veriyorum kan sıçramayacak. | Open Subtitles | لا تقلقوا حيال ذلك، هذا تحقيقى وأعدكم بعدم وجود إراقة للدماء. |
| Merak etmeyin. Size söz veriyorum hiç kan dökülmeyecek. | Open Subtitles | لا تقلقوا حيال ذلك، هذا تحقيقي وأعدكم بعدم وجود إراقة للدماء |
| En ufak bir savunma denemesinde kana susamış kalabalığa dönüşen bir orduyu gezici bir milis takımı haline getiremezsiniz. | Open Subtitles | لن نجعل جيشا ينقسم إلى محاربين من الصعاليك هذه المسيره ستتوقف مع أول حجه تافهه مثل حشد متعطش للدماء |
| Herkes kana susamış intikam isteyen birinin şovunu izlemeyi tercih eder. | Open Subtitles | هم يفضلون أن يشاهدوا برنامج عن شخص متعطش للدماء يسعى للإنتقام |
| Neden? Savunma mekanizmam, kana susamışlığım ve edepsiz olmamdan ötürü mü? | Open Subtitles | ماذا ، لدي صيانة عالية متعطشة للدماء و كبيرة بالعمر ؟ |
| Bu lanet, gece yarısı kurbanını kana susamış, dehşet verici bir canavara dönüştürüyor. | Open Subtitles | أنها تلعن ضحيتها بأن تتحول عند هبوط الليل الى وحش فظيع متعطش للدماء |
| Dünya çapında sporcuları kana susamış generalleri, dahi fizikçileri "yaşadım." | Open Subtitles | لقد جربت العدائين العالمين العسكر المتعطشين للدماء علماء الفيزياء النابغين |
| Benim de, önünde duran herkesi katledecek kana susamış yepyeni bir savaşçım var. | Open Subtitles | أحضرت محاربي الجديد المتوحش المتعطش للدماء الذي سيقوم بقتل كل من يقف أمامه |
| Bu şüphelinin çok şiddetli bir insan kanı arzusu var. | Open Subtitles | بالمعنى الخارق للطبيعة، ولكنه مجرّد مجرم لديه رغبة عارمة، لديه حاجة للدماء البشرية |
| Fakat sen ey, onları helak çukuruna indireceksin; kanlı ve hilekar adamlar günlerinin yarısına ermeyeceklerdir. | Open Subtitles | و الرجال المخادعين و المتعطشين للدماء لن يعيشوا طويلاً |
| Louie Rimoli' yi vurduklarında çıkan kanın şehvetiyle çılgına dönmüşlerdi. | Open Subtitles | للدماء وكنا على وشك أن نحترق مثل لوي ريموري |
| Evdeki dondurucuya bankadan çaldığı kanları doldurmuş. | Open Subtitles | لديه ثلاجة مليئة بالدماء البشرية المسروقة من البنك المركزي للدماء بالمنزل. |