Genellikle roman kapakları, ama bazen öykülere de yazıyorum. | Open Subtitles | هذا فى الغالب يكون للقصص الروائيه ولكن ما افعله ليس للقصص الروائيه |
Ona şişko bir çizgi roman delisi olduğunu söyleyeceğim. | Open Subtitles | سأنعته بالبدين الحقير الهاوي للقصص الهزلية |
Ve birde hikaye birliği arayüzü olacak, çocuklar buraya basitce video'larını yükleyebilecek, ve sistemle ilgili kendi hikayelerini kendileri anlatabilecek. | Open Subtitles | وثم سيكون هنالك واجهة للقصص حيث يستطيع الأطفال أساسياً أن يرفعوا مقاطع صوت وفديوهات لأنفسهم وهم يروون قصصهم بشأن النظام |
Sanat formu her zaman yüzlerce yıllık bir kurallar dizisi dener, bu da onu eski ve yeni hikayeler için mükemmel bir araç haline getirir. | TED | يجرب الفن باستمرار مجموعة من القواعد التي تعود لقرون من الزمن، مما يجعله الوسيلة المثالية للقصص القديمة والجديدة. |
Bunu yakından biliyorum çünkü bu hikayeleri dinlemek ve kaydetmek için dünyayı gezeken bile mücadele ediyorum. | TED | انا اعلم هذا جيداً .. لانه وعلى مدى سفري حول العالم لكي استمع للقصص واوثقها انا اعاني .. |
Hikâyeye vakit yok. SAT sınavları var. | Open Subtitles | لا للقصص , لا يوجد وقت للإمتحانات الفصلية |
Hikayelere olan aşkınızı sizi maniple etmek için kullanan insanlar var. | TED | هناك أناس يستغلون حبك للقصص كي يتلاعبون بك. |
Söylesene, çocukken çizgi roman hayranlığın var mıydı? | Open Subtitles | أخبرني , هل كنت مشجع كبير للقصص المصورة منذ صغرك ؟ |
Bakalım şu bizim çizgi roman delisi yerinde mi. | Open Subtitles | لنرَ إن كان هذا المتخلّف العاشق للقصص المصورة هنا |
Burası çizgi roman değil, gerçek hayat! | Open Subtitles | نحن لسنا بمجلة للقصص المصورة، هذا العالم الحقيقي |
Oradan kazandığım parayla da, Sheldon benimle ilgilensin diye sadece kapatmak için Stuart'ın çizgi roman dükkanını satın almışım. | Open Subtitles | ثم استخدمت المال لشراء متجر سيتوارت للقصص المصورة، و قمت بإغلاقه حتى يهتم بي شيلدون أكثر. |
Onu bilgi almak için sıkıştırdım, Aklımda, yazmayı planladığım hikaye için notlar karalıyordum. | TED | سآخذ منه بعض المعلومات كنت اكتب بعض الملاحظات في ذهني للقصص التي انوي كتابتها |
Cevap: Öykü. Ben bir hikaye anlatıcısıyım. Size, hepimizin paylaştığı insan olma haliyle ilgili hakikatten daha hakikat olan bir şeyleri nakletmek istiyorum. | TED | أنا راوية للقصص. وأود أن أنقل ما هو أصدق من الحقيقة عن إنسانيتنا المشتركة |
Büyükbaba, hikaye yok. Bizimle gelebilir ya da burada köpek balığı bankında oturmaya devam edersin. | Open Subtitles | ايها الجد ، لا وقت للقصص ، يمكنك المجيئ معنا أو الجلوس هنا على المقعد ذو شكل القرش |
Diğer dedikoducuların tahmini-- yerel hikayeler. | Open Subtitles | اما البقيه فهى اشاعات او تخمينات او ماده للقصص الهزليه |
Bazı zihinsel sorunlu hastalarım oluyor ve tepki verdikleri tek şey eskiden kim olduklarıyla ilgili hikayeler oluyor. | Open Subtitles | أتعرفين كان لدي مرضى يعانون من الفص الصدغي إستجابوا للقصص عن كيف كان حالهم قبل الإصابه |
İnsanlar bizim gibi eski adamlar hakkındaki hikayeler için para öderdi. | Open Subtitles | الناس توسلت للقصص , قصص عن اوقاتنا القديمة |
Bu, derinlemesine düşünülmüş bir savaştı ve planlanan şuydu: öyküleri yok etmek, hikayeleri yok etmek. | TED | وكان ذلك ما أشعل فتيل الحرب بطريقة قوية يمكن توخيها: وذلك بتدميرهم للقصص والحكايات. |
Öte yandan, hikayeleri ne kadar çok sevsem de, bir hikayenin sadece bir hikayeden fazla bir şey olarak algılanması halinde, sihrini de kaybettiğini düşünmeye başladım artık. | TED | وبقدر حبي للقصص, بدأت مؤخرا أرى أنها تفقد سحرها إذا ومتى ما نظر إليها كأكثر من كونها قصة. |
Eski hikayeleri dinleyerek büyüdüm. | Open Subtitles | وأنا نشأت أستمع للقصص القديمة, |
Hikâyeye ihtiyacımız var! | Open Subtitles | نحن في حاجة للقصص! |
Aşırı duygusal Hikayelere ayıracak vaktim yok. Ve herşeyin bir bedeli var. | Open Subtitles | لا وقت لديّ للقصص العاطفيّة ولكلّ شيء ثمن |
Öğretim kariyerimde birkaç yılın ardından, çizgi romanların eğitim potansiyelini doğrudan kavramıştım. | TED | بعد سنوات قليلة في مسيرتي التدريسية، أدركت بشكل مباشر الفوائد التعليمية المحتملة للقصص المصورة. |