| Sence de hayatına, hayatımıza devam etmenin zamanı gelmedi mi? | Open Subtitles | ألا تظن أنه الوقت للمضي قدماً في حياتك، حياتنا؟ |
| Sihirli bir hap olmasa da ... yoluna devam etmenin bir yolunu bulursun. | Open Subtitles | برغم انه لا توجد حبة سحرية للألم فستجدين طريقة للمضي قدماً |
| Ama zamanla, yolumuza devam etmenin bir yolunu bulacağız. | Open Subtitles | لكن مع مرور الزمن سأجد طريقة للمضي قدماً |
| Bunun yerine, ilerlemeye bir davet olduğunu anladım, çünkü beraberinde sevgiyi ve dahasına götürecek yolu barındırıyor. | TED | لاحظت أنه بدلاً من ذلك أنه دعوة للمضي قدماً لأنه في الحياة فإن الحب و الطريق لحب هائل |
| Ama artık hayatında ilerlemeye hazırsın. | Open Subtitles | ولكنّكَ على إستعداد الآن للمضي قدماً في حياتكَ |
| Yaşarken güzeldi ama bilirsin işte, ilerleme zamanı gelmişti. | Open Subtitles | حسناً، لقد كانت جيدة مؤخراً لكن، كما تعلمين، لقد حان الوقت للمضي قدماً |
| Bazen ilerlemenin tek yolu bir şeyleri terk etmektir. | Open Subtitles | أحياناً تركها يكون الوسيلة الوحيدة للمضي قدماً |
| Ama ne pahasına olursa olsun devam etmenin yolunu bulacağım. | Open Subtitles | ولكن سأجد وسيلة للمضي قدماً بغض النظر عن التكلفة |
| Ama ne pahasına olursa olsun devam etmenin yolunu bulacağım. | Open Subtitles | ولكن سأجد وسيلة للمضي قدماً بغض النظر عن التكلفة |
| Zaman içinde, yoluma devam etmenin bir yolunu bulacağım. | Open Subtitles | لكن مع الوقت سأجد طريقة للمضي قدماً |
| Hayatıma devam etmenin vakti geldi sanırım. | Open Subtitles | أعتقد أنه آن الأوان للمضي قدماً. |
| Belki de artık devam etmenin zamanı gelmiştir. Neye? | Open Subtitles | ربما حان الوقت للمضي قدماً |
| Ama belki yolumuza devam etmenin bir yolunu buluruz Foggy. | Open Subtitles | ولكن يمكننا إيجاد طريقة للمضي قدماً يا (فوجى) |
| Arkadaşlar arasında özel olarak konuşurken ülkemizi ilerlemeye hazır görüyorduk. | Open Subtitles | بيني وبينكم كأصدقاء البلد مستعدة للمضي قدماً |
| Güven, dürüstlük ve anlayış üzerine kurulmalı, en önemlisi iki taraf da birlikte ilerlemeye gönüllü olmalıdır. | Open Subtitles | "يجب أن يتولّد من الثقة والصدق والتفاهم" "والأكثر أهمية، إرادة من كلا الطرفين للمضي قدماً" |
| Artık ilerlemeye hazırım. | Open Subtitles | أصبحت جاهزة للمضي قدماً. |
| İlerleme zamanı ve evli olmadığım için tek başıma yapmalıyım. | Open Subtitles | لقد حان الوقت للمضي قدماً وأنا غير متزوجة، لذلك عليّ فعل ذلك بمفردي |
| İlerleme için yeni bir yol buldum. | Open Subtitles | وأنه ينبغي أن أجد طريقة اخرى للمضي قدماً |
| Onlarla bir süre ilerleme fırsatımız olabilir. | Open Subtitles | ربما يساعدنا للمضي قدماً معهم. |
| İlerlemenin tek yolu acının gitmesine izin vermek. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة للمضي قدماً هو تخطي الآلم |
| İlerlemenin zamanıydı. | Open Subtitles | كانت اللحظة للمضي قدماً. |
| Matty'e karşı platonk hisler olmadan ilerlemenin ve bu reddedilme gününü defetme zamanı gelmişti. | Open Subtitles | مع خطة إلهاء (ماتي) الأفلاطونية حان الوقت للمضي قدماً والتقدم في يوم الرفض هذا. |