| Ama iyi haber şu ki, beni izlersen güvenmek zorunda kalmayacaksın. | Open Subtitles | لكنّ الخبر الطيّب هو أنّكِ إذا تبعتِني، فلستِ مضطرّة للوثوق بي |
| Bir insanın bizi ilgilendiren konularda becerikli olduğunu, güvenilir ve dürüst olduğunu düşünüyorsak onlara güvenmek için yeterince sebebimiz var demektir, çünkü gözümüzde güvenilir olurlar. | TED | و عندما نجد شخصا كفؤا في أمور ذات صلة، نزيه و يمكن الاعتماد عليه، سيكون لنا أسباب وجيهة للوثوق به، لأنّه جدير بالثّقة. |
| - Sana güvenmek zorundayım. Birinci katta bir cinayet işlendi. | Open Subtitles | أنا مضطر للوثوق بك يوجدقتيلةفي الطابقالأول. |
| Bana güvenmen lazım. At şu güven adımını. | Open Subtitles | أنت بحاجة للوثوق بي قم بقفزة الثقة خاصتك |
| Bana güvenmen lazım. At şu güven adımını. | Open Subtitles | أنت بحاجة للوثوق بي قم بقفزة الثقة خاصتك |
| Sana tekrardan güvenmem ne kadar uzun sürdü biliyorsun. | Open Subtitles | كنت تعرف كم تطلب الأمر مني للوثوق بك مجدداً |
| Sana güvenmem için hiçbir sebep yok. | Open Subtitles | ليس لدى اى اسباب للوثوق بك |
| Seni durduramayacaksam sana güvenmek zorunda değilim. | Open Subtitles | لن أكون مضطرّاً للوثوق بك إن استطعتُ إيقافك |
| Bak, haklıydın, bana güvenmek için hiçbir sebebin yok. | Open Subtitles | انظري، أنت محقّة، لا دافع يدعوك للوثوق بي. |
| Bana güvenmek için hiçbir sebebiniz yok biliyorum ama ben sizin düşmanınız değilim. | Open Subtitles | الآن أعلم أنّكم لا تملكون سببًا للوثوق فيّ، لكنّي لست عدوّكم. |
| Sana güvenmek zorunda kaldım, panikledin ve sinirlerin kasıldı ve konsolumu yaktın. | Open Subtitles | ...لقد اضطررت للوثوق بك، ولكنك ذُعرت، و توترت ..وكذلك، خربتَ جرابي |
| Böyle önemli bir konuda sadece bir kişiye güvenmek.. Kim olursa olsun, | Open Subtitles | للوثوق بخادم واحد بشأن قضية مهمة مثل هذه, أياً كان هو... |
| Ona güvenmek için hiçbir nedenimiz yok. | Open Subtitles | ليس لدينا سبب وجيه للوثوق بها. |
| İlla ki güvenmek zorunda değilsin. Ama o, seni seviyor. | Open Subtitles | لستِ مضطرّة للوثوق فيه لكنّه يحبّك |
| Sana güvenmek için de bir nedenim yok | Open Subtitles | ليسَ لدي سبب أيضًا للوثوق بكَ. |
| Bana güvenmek zorunda değilsin. Sadece Birleşmiş Milletler adına çalışanlara güven. | Open Subtitles | ولستَ بحاجة للوثوق بي{\pos(192,230)}، ثق بمَن يعملون في (الأمم المتحدة) |
| Bak, Michelle eğer bana güvenmen gereken bir zaman varsa, şimdi tam sırası. | Open Subtitles | (انظرى يا (ميشيل اذا كنت أحتاجكِ للوثوق بى فأحتاج لذلك الآن |
| Bak, Michelle eğer bana güvenmen gereken bir zaman varsa, şimdi tam sırası. | Open Subtitles | (انظرى يا (ميشيل اذا كنت أحتاجكِ للوثوق بى فأحتاج لذلك الآن |
| Ama sana güvenmem için ortaya hiçbir sebep koymadın. | Open Subtitles | لكنك لم تعطني سبباً للوثوق بك |
| Sana güvenmem gerek, Abigail. | Open Subtitles | إني احتاج للوثوق بكِ يا (أبيغيل) |
| Sayın Başkan, yolcuları kurtarma eğiliminizin olmasını anlıyorum ama gerçek şu ki bu adama güvenmemiz için elimizde herhangi gerekçe yok. | Open Subtitles | أفهمُ يا فخامة الرئيس رغبتكَ الطبيعيّة بإنقاذ المسافرين لكن الحقيقة هي ألّا سببَ لدينا يدفعنا للوثوق بهذا الرجل |