| Yardımcı pilotunuzun durumundan iyidir. Onun hâlâ bilinci kapalı. | Open Subtitles | هذا أفضل من مساعد الطيار مازال فاقداً للوعي |
| İçeri girdiğinde muhtemelen ölüydü veya bilinci yerinde değildi. | Open Subtitles | وكان ربما مات أو فاقدا للوعي عندما ذهب في. |
| Cesedi gördüm bayırın üstünden doğal olarak aşağıya indim gerçekten ölü mü yoksa sadece bilincini mi kaybetmiş anlayamadım | Open Subtitles | ونزلت ولم أكن متأكدا بأنها ماتت بالفعل أو فاقدة للوعي |
| Burada geçirdiğim zamanı, bilinçsiz olmaktan daha iyi bir şekilde kullanabileceğimi aklım almıyor. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أفكر بطريقة أفضل لإستغلال وقتي هنا من كوني فاقداً للوعي |
| Yani, bilinç öznel ve bilim nesnel olduğu için bilincin nesnel bir bilimi olamayacağına dair itiraz, bir kelime oyunu. | TED | فالاعتراض القائل أنك أنت لا تستطيع أن يكون لديك علم موضوعي للوعي لأنه ذاتي و العلم موضوعي، هذا تلاعب لفظي |
| Dün sabah da bu yüzden mi çimlerin üzerinde kendinden geçmiştin? | Open Subtitles | حقاً ؟ هل ذلك سبب فقدانكِ للوعي في الساحة صباح الأمس ؟ |
| Yaşarken su kulesine atmak zor olmalı, tabi bilinci yerinde değilse. | Open Subtitles | من الصعب أن تأخذ المرأة الحية حتى من جانب خزان المياه، إلا أن تكون فاقدا للوعي. |
| Hala bilinci kapalı. Test sonuçlarını bekliyoruz | Open Subtitles | لاتزال فاقدة للوعي نحن بانتظار نتائج فحوصاتها |
| Hala bilinci yok.. Nabız, çok düşük.. | Open Subtitles | إنه لا يزل فاقد للوعي و نبضه ما زال ضعيفاً |
| bilincini yitirdikten sonra gelip tekmelerdin. | Open Subtitles | عندما كان فاقدا للوعي هل تأتي على طول وركلة له. |
| Acımasızca dövülmüş ve bilincini kaybetmiş olan kadın sadece bir koşucu sütyeni giymiş halde elleri ağzına bağlı olarak bulundu. | Open Subtitles | مضروبة بشراسة و فاقدة للوعي و ترتدي فقط غطاء صدري و يديها مقيدتان فوق فمها |
| "Eğer benim eğlendiğim gibi eğleneceksen uyandığında bilinçsiz olmaya alış." | Open Subtitles | ستستفيق فاقداً للوعي كثيراً إذا كنت ستستمتع بالطريقة التي أحب الإستمتاع بها |
| Bu da yeteri kadar kan kaybetmesi için onu uzun süre bilinçsiz bırakmış. | Open Subtitles | يمكن لقد تركوه فاقدا للوعي طويلة بما فيه الكفاية لنزيف. |
| Bilim nesneldir, bilinç özneldir, haliyle bilincin bilimi olamaz. | TED | العلم موضوعي أما الوعي فهو ذاتي لذا لا يمكن أن يكون هناك علم للوعي |
| Tamam. bilincin diğer bir özelliği de birleştirilmiş bilinç alanlarından gelmesi. | TED | حسناً، خاصية أخرى للوعي هي أنه يأتي بمجالات وعي موحدة |
| Oraya vardığımızda, çocuk kendinden geçmişti, belki de daha kötü. | Open Subtitles | حين وصلنا، كانت الطفلة فاقدة للوعي وربما أسوء |
| Bana muhafızların cevap vermelerinin beş dakikayı aldığını ve geldiklerinde adamın Kendinde olmadığını söyledi. | TED | وأخبرني أن استجابة الحراس استغرقت خمس دقائق، ولما أتوا، كان الرجل فاقدًا للوعي. |
| Bir süre daha baygın kalırsa benim gösterdiğim ilgiden fazlasına ihtiyacı olacak. | Open Subtitles | لايزال فاقداً للوعي إنه يحتاج إلى عناية أكثر من ما استطيع تقديمه |
| Uzun süre kendine gelemez. Uzaklaş aşkım. | Open Subtitles | لن يبقى فاقدا للوعي طويلا اهرب, يا حبيبي |
| Bir tahta parçasına tutunmuştum , ne kadar süre öyle kaldım bilmiyorum ama beni bulduklarında bilincimi tamamen kaybetmiştim. | Open Subtitles | لقد تمسكت بقطعة خشب، ولا أعلم لكم من الوقت كنت هناك، ولكنني كنت فاقدا للوعي عندما عثروا علي. |
| Bilinciniz kapalıydı, ve aynı zamanda kıpırdayamıyor, yeni anılar oluşturamıyor ve umarım ki acı hissedemiyordunuz. | TED | لقد كنت فاقداً للوعي ولكن لا يمكنك أن تتحرك، ولا أن تكوّن ذكريات، ولا أن تشعر بالألم. |
| 2 aydır kendinizde değilsiniz. | Open Subtitles | لقد كنت فاقد للوعي قرابة شهرين |
| Uzay boşluğuna maruz kaldığınızda, 12 saniye içinde bilincinizi kaybeder... | Open Subtitles | مكشوف إلى فراغِ الفضاءِ، ستكون فاقداً للوعي خلال 12 ثانية... |