| Böyle bir problemi, yine deşmeye hakkım yok sırf bazı duygularım yüzeye çıktı diye. | Open Subtitles | لا أعتقد حقاً أنّ لديّ الحق لفتح تلك الجروح مُجدداً لمُجرّد بعض المشاعر التي ظهرت تواً |
| Gerçek hayatta sırf çok suçlu görünüyor diye birini gözardı edemeyiz. | Open Subtitles | في الحياة الحقيقية، لا نصرف النظر عن المُشتبه به لمُجرّد أنه يبدو مذنباً للغاية. |
| sırf bir kadın olduğu için ilişki peşinde olduğunu varsayıyosun. | Open Subtitles | أنتِ إفترضتِ لمُجرّد كونها امرأة، أنّها تسعى خلف علاقة. |
| sırf durmadan bundan bahsetmiyorum diye başka boyutlara inanmadığımı söyleyemezsin. | Open Subtitles | لمُجرّد أنني لا أتحدّث عنه بشكل مُتواصل ذلك لا يعني أنني لا أؤمن بوجود طائرة أخرى. |
| Bu insanlar, sırf yanlış yerden kahve aldıkları için ölmüş olamazlar. | Open Subtitles | أكره التفكير أنّ أيّ واحد من هؤلاء الاشخاص ميّت لمُجرّد أنّه ذهب إلى المكان الخطأ لشراء القهوة. |
| sırf kadınları yatağa atmak için yalan söylemekten fazlası var. | Open Subtitles | ما الذي كان مُتورطاً فيه؟ شيء أكبر من الكذب حول من كان لمُجرّد الحصول على علاقة حميميّة. |
| Sence sırf orada olduğu için bile vurulmuş olabilir mi? | Open Subtitles | أتعتقد أنّهم سيُطلقون النار عليه لمُجرّد كونه هناك؟ |
| sırf tokalaşıyoruz diye sıkça... | Open Subtitles | لمُجرّد أننا كنّا... نتصافح... كثيراً... |