| diyelim ki başkana gitti, o da tüm dünyaya anlattı. | Open Subtitles | لنقل أنه ذهب إلى الرئيس و الذى أخبر العالم بدوره |
| diyelim ki özrünü kabul etti. Tekrar birlikte oldunuz. Sonra ne olacak? | Open Subtitles | لنقل أنه قبل إعتذاركِ و عدتما كما كنتم، مالذي سيحدث بعدها ؟ |
| -- ve bir memeliye ait değil, bir sürüngen gibi, diyelim -- -- Bir timsah, diyelim; elimizde bir timsah var. | TED | و لنقل أنه من غير الثديات مثل الزواحف مثلاً لنقل تمساح, لدينا تمساح |
| diyelim ki 4 sene orada kalmış, en az 1 kez terfi almış kişiler. | TED | لنقل أنه شخص بقي هناك لمدة أربع سنوات وتم ترقيته مرة واحدة على الأقل. |
| Sadece, tartışmanın hatırına, bunun bir kur yapma olduğunu söyleyelim. | Open Subtitles | حسناً، إجتناباً للجدال لنقل أنه كان غزلاً |
| Şöyle diyelim; önemli bir sorun çıktığında, aradığın adam benimdir. | Open Subtitles | لنقل أنه عندما تقع مشكلة كبيرة فأنا الرجل المنشود. |
| diyelim ki Riemann Hipotezi'nin peşindeler. | Open Subtitles | حسناً، لنقل أنه يسعون خلف فرضية ريمان تلك |
| Şöyle diyelim, senin tüm bunları bir başkasına anlattığını düşünmüş ve bundan dolayı hayal kırıklığına uğramış gibi miydi? | Open Subtitles | لنقل أنه عرف أنك ...أخبرت شخصا آخر عن كل هذا ثم، لا أعرف، بطريقة جنونية ... خاب أمله بذلك؟ |
| diyelim ki, mucizevi eseri her şey işe yaradı ve gondola vardık. | Open Subtitles | لنقل أنه بمعجزة ما سينجح كل هذا و نصل إلى العربة |
| diyelim ki bir-iki gün içinde fahişe dalaşmalarını sevmeyen bir otelde bir fahişeyle dalaşacak. | Open Subtitles | لنقل أنه خلال يوم سوف يتشاجر مع عاهرة والفنادق لا تحب شجار العاهرات |
| Tamam, tamam. diyelim ki testis sondajından bir sonuç alamadık. | Open Subtitles | حسناً, حسناً لنقل أنه لم يظهر أي شيء من إختبار كيس الصفن هذا |
| Pekala. diyelim ki bu onun planlı bir tercihi ve ortadan kaybolmak istedi. | Open Subtitles | لنقل أنه يريد أن يختفي وأن هذه خطته طوال الوقت |
| Hadi diyelim para vardı, hadi diyelim biliyordum... | Open Subtitles | لنقل أنه كان هناك مال، و لنفترض أني على علم، |
| diyelim ki başka bir biçimde kayboldu ve birileri intikam olmaya çalışıyor. | Open Subtitles | لنقل أنه اختفى بطريقة ما وشخص هنا يلومهما وهذا كله انتقام. |
| Bu problemin karanlık tarafı o değil diyelim. | Open Subtitles | لنقل أنه ليس الجزء المُظلم في هذه المعادلة |
| diyelim ki depresif mi, manik mi her ne haltsa ondan olduğunda bu boktan mahalleden kaynaklanmadığını nereden bileceğiz? | Open Subtitles | حسناً، لنقل أنه أكتأب أو أصيب بالهوس أو أي شيء لعين كان، كيف يمكن أن نعرف |
| Bir çocuğu olabileceğini hiç düşünmedi diyelim. | Open Subtitles | لنقل أنه لم يفكر قط أن بإمكانه إنجاب ابن |
| Bu gece bir asilzade için Saint-Honoré Yolu boyunca gezinmek riskli olacak diyelim. | Open Subtitles | لنقل أنه أمر خطير لأحد النبلاء التمشي على طول شارع سانت أونوريه هذه الليلة. |
| diyelim ki gelecekte, çok da uzak olmayan bir noktada, sürücüsüz arabanızla otoyolda hızla giderken diğer arabalar sizi dört bir yandan çeviriyor. | TED | لنقل أنه في مرحلة ما ليست بالبعيدة أنطلقت على الطريق السريق بسيارتك ذاتية القيادة ووجدت أن سيارك قد اُقفل عليها بالسيارات الأخرى |
| Aşkın karmaşık bir şey olduğunu söyleyelim, aynı şekilde evlilik sözleşmelerinin de. | Open Subtitles | لنقل أنه بما أن الحب شيءٌ معقّدٌ للغاية وكذلك معاهدات ما بعد الطلاق. |
| - Şöyle söyleyelim. Birinin doğum görüntülerinin.. | Open Subtitles | لنقل أنه من الساخر كيف تصوير شخص يولد |