| O kadar parayı kaybedeceksin ve kimse fark etmeyecek mi sandın? | Open Subtitles | أتعتقد أنك بخسارتك لهذا القدر من المال لن يلاحظ أحد شيئاً؟ |
| Elbette, ama zaten kötü olursa kimse fark etmeyecek ve umursamayacak. | Open Subtitles | بالتأكيد، و حتى لو كان سيئاً جداً لن يلاحظ أحد ذلك |
| Hey, belki kimse fark etmeyecek. | Open Subtitles | أتدرون، ربما لن يلاحظ أحد. |
| Eğer ki 30 dakikalığına çıkarsam kimse fark etmez. Kimsenin umurunda olmaz. | Open Subtitles | إذا اختفيت لمدة ثلاثين دقيقة لن يلاحظ أحد ذلك ولن يهتم أحد |
| Klinikte depresyonum için verilen ilaçlar beni intehara sürükledi. "Eğer kendimi öldürürsem kimse fark etmez" diye düşündüğümü hatırlıyorum. | TED | رد فعل الدواء الذي أعطاني أياه الطبيب لإكتئابي جعلني أرغب بالإنتحار. وأذكر أنني كنت أفكر، "إذا قتلت نفسي، لن يلاحظ أحد ذلك." |
| Her şey ayarlandı. Kimse farkına bile varmayacak. | Open Subtitles | لا تقلق ، تم ترتيب كل شيء لن يلاحظ أحد ما سيحدث |
| Her şey ayarlandı. Kimse farkına bile varmayacak. | Open Subtitles | لا تقلق ، تم ترتيب كل شيء لن يلاحظ أحد ما سيحدث |
| O kadar hastanın içinde kimsenin fark etmeyeceğini düşündüm. | Open Subtitles | خلتُ، بأنّه مع كل هؤلاء المرضى، لن يلاحظ أحد |
| Evet. kimse fark etmeyecek. | Open Subtitles | نعم لن يلاحظ أحد |
| Şimdi kimse fark etmez. | Open Subtitles | الآن، لن يلاحظ أحد. |
| kimse fark etmez zaten. | Open Subtitles | لن يلاحظ أحد على كلّ حال |
| Eminim kimse fark etmez. | Open Subtitles | متأكدة بأنه لن يلاحظ أحد |
| Tek yaptığı bana iyi bir hayat sağlamaya çalışmaktı bense ona yokluğunu kimsenin fark etmeyeceğini söyledim. | Open Subtitles | كل ما حاول فعله هو أن يمنحني حياةً هانئة وأخبرته بأنه لن يلاحظ أحد عندما يموت |