"لها في" - Traduction Arabe en Turc

    • onun için
        
    • 'de
        
    • 'da
        
    onun için, son zamanlarda geceyle gündüzün pek farkı yoktu sanırım. Open Subtitles بالنسبة لها، كان النهار والليل متشابهين حتماً بالنسبة لها في النهاية
    Benden, onun için mahkemede yalan söylememi istiyorsun, hepsi bu, değil mi? Open Subtitles تريدني أن أكذب لها في المحكمة، اليس كذلك؟
    Şey, bu evde onun için bir sürü kötü hatıralar var. Open Subtitles ثمة الكثير من الذكرى السيئة لها في هذا المنزل
    Ona ne dolabında ne de hayatında yeri olmadığını söyle. Open Subtitles وتخبرينها بأنه لا مكان لها في خزانتك أو في حياتك
    Onları çok fazla göremiyor olmamızın sebebi de, kendimizi o şaşırtıcı şeyleri arayacak konuma koymuyor olmayışımızdır. TED وسبب عدم رؤيتنا لها في أغلب الأوقات أننا لا نضع أنفسنا في وضعية تسمح لنا بالبحث عن هذه الأشياء المذهلة.
    Hepimizin 20. yüzyıl meslektaşı olarak kabul ettiğimiz Yogi Berra da aynı fikirde. TED و الشّخص الذي نعتبره ندّا لها في القرن العشرين، يوغي بيرا يوافقها الرأي.
    Ya da tıbbi geçmişini bilen biri onu, soyunma odasında pusuya düşürmüş olabilir. Open Subtitles شخص يعرف تاريخ ابنتها الطبي يمكن لقد هاجم لها في غرفة خلع الملابس.
    Harika. Şirketin genel merkezinde çalışmak onun için harika bir fırsat. Open Subtitles إنها فرصة مذهلة لها في المقر الرئيسي للشركة
    o... sanırım, şu an tıp okulu onun için dünyadaki en iyi şey. Open Subtitles أظن أن جامعة الطب هي أفضل مكان لها في الوقت الحالي
    St. Bartholomew'a gidebilirse onun için çok iyi bir fırsat olur. Open Subtitles هذه فرصة عظيمة بالنسبة لها في سانت بارثولوميو.
    Dünyadaki en sevdiği şey olurdu ve onun için yapabileceğiniz en önemli şey. Open Subtitles سيكون أفضل شيءٍ قد حدث لها في حياتها وسيكون أهمّ شيءٍ يمكن أن تصنعه
    Testlerini ve tedavisini de evde yaptırabilse, son aylarında onun için gerçekten önemli olan şeyleri yapabilirdi. TED ولذا إن تمكنت من الحصول على التحليل والعلاج في البيت أيضاً، يمكنها أن تفعل أشياء مهمة بالفعل بالنسبة لها في شهورها الآخيرة.
    Hayır ama dünyanın en iyileri onun için çalışıyor. Open Subtitles كلا, لكنه أفضل عمل لها في العالم
    Bunların üçünde de aslında çevrim içi benzerlikler var. TED كل هذه الأشياء الثلاثة لها في الواقع نظائرها على الإنترنت.
    Sım sıkı. Aynı anda hem bağımlı, hem de bağımsız olmak istiyorsunuz. Open Subtitles يجب أن تكونوا ممسكين ومحتضنين لها في نفس الوقت
    Onun postasını alırken Carrie'ninkini de alabilirim. Open Subtitles وكاري تركت لها في المنزل، حتى أستطيع أن يستلم السلعة عندما أحصل على البريد لها في وقت لاحق.
    Ne ortalıkta ne de karaborsada spekülasyonlar duyulabiliyor. Open Subtitles هذه الأجهزة لا مثيل لها في السوق السوداء ولا الرمادية حتى
    Ne ortalıkta ne de karaborsada spekülasyonlar duyulabiliyor. Open Subtitles هذه الأجهزة لا مثيل لها في السوق السوداء ولا الرمادية حتى
    Doktorları evde bakım ünitesi sağlayabileceğimizi ya da onu hastaneye yatırabileceğimizi söyledi. TED وأخبرنا أطبائُها أننا نستطيع توفير نفس البيئة المُريحة لها في المنزل أو في المشفى.
    Evet. Mary Astell: Eğer devlette mutlak egemenlik gerekli değilse, nasıl oluyor da ailede gerekli oluyor? TED ماري استل: إذا كانت الوحشية المطلقة غير مهمة في الولاية كيف يتأتى لها في العائلة؟
    Ona morfin verdin ve bayıImasını bekledin, daha sonra da onu su tankına attın. Open Subtitles أنت ضخت لها كامل من المورفين لك حدث لديك الكذب في جميع أنحاء الشقة، ثم ألقيت لها في خزان المياه. هذا ليس صحيحا.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus