Yaşlanmak eskisi gibi değil. Benim yaşımdaki kadınlar vitamin ve takma diş yapıştırıcısı reklamlarına çıkıyor. | Open Subtitles | كبر السن ليس كما كان عليه في السابق حسناً، هذا صحيح |
eskisi gibi değil ve Simmons gittiğinden beri daha da kötüye gidiyor. | Open Subtitles | ..هو ليس كما كان و مع خروج سيمونز فهو يزداد سوءً |
Yeğenim işini kaybetti ve artık onu sadece nadiren görüyorum ve eskisi gibi değil. | Open Subtitles | و ابنة أخي فقدت عملها والآن أراها نادرًا ليس كما كان في السابق |
Bu rejim, Razani... ..Bandar'da yaşam eskisi gibi değil. | Open Subtitles | هذا النظام, رزاني الوضع ليس كما كان من قبل في باندار |
Sırtı ağrıyordu fakat eskiden acının dayanılmaz olduğu zamanlardaki kadar değil. | Open Subtitles | ظهره كان يألمه قليلاً ولكن ليس كما كان في الماضي عندما كان الألم لا يحتمل |
Bu yaşlı saksı eskisi gibi değil. | Open Subtitles | برميل المفرقع الناري القديم ليس كما كان |
Bu yaşlı saksı eskisi gibi değil. | Open Subtitles | برميل المفرقع الناري القديم ليس كما كان |
Dediğim gibi, liman eskisi gibi değil artık. | Open Subtitles | مرة اخرى الميناء ليس كما كان سابقاً |
"Gelecek eskisi gibi değil" Kendi cinayetini engellemeye çalışan bir adamı anlatıyordu. | Open Subtitles | "المستقبل ليس كما كان" كان بالكامل عن ذلك الرجل الذي يحاول جاهدا منع اغتياله |
Ama eskisi gibi değil. | Open Subtitles | كذلك أنا ليس كما كان من قبل. |
Oğlum artık eskisi gibi değil. | Open Subtitles | ابني ليس كما ليس كما كان |
Tamam. Burası eskisi gibi değil. | Open Subtitles | حسنا,اذن المكان ليس كما كان |
eskisi gibi değil artık. | Open Subtitles | الوضع ليس كما كان سابقاً |
Charles, dünya artık eskisi gibi değil. | Open Subtitles | (تشارلز) العالم ليس كما كان بالسابق) |
Artık eskisi gibi değil. | Open Subtitles | ليس كما كان |
Artık eskisi gibi değil. | Open Subtitles | هو ليس كما كان |
Onu yalnız bırakmayı hiç sevmiyorum ama çocukluğundaki kadar değil. | Open Subtitles | ...أكره أن اتركه وحيد لكن ليس كما كان عندما كان أصغر |
Onun kadar değil, tabii. | Open Subtitles | لكن ليس كما كان قلقاً بالطبع. |