| Karen'ın, sende ne gördüğünü anlıyorum artık. | Open Subtitles | أتفهم الآن ما تراه كارين بك أنا أتفهم الىن |
| Çok şekersin Dedektif. Bu tarafsız gözlerin ne gördüğünü size söyleyeyim. | Open Subtitles | هذا ظريف أيها المحقق سأخبرك ما تراه هاتان العينان الحياديتان |
| Senin ihanet olarak Gördüğün şey... aslında çıkarlarını korumak için yapılan, dileklerinin... gerçekleştirilmesiydi. | Open Subtitles | ما تراه على أنه خيانة للثقة كان في الواقع تحقيقاً لأمانيك حمايةً لمصالحك |
| Ne görüyorsan odur. Yüzeyi kazırsan daha çok yüzey bulursun. | Open Subtitles | ما تراه هو ما تأخذه اخدش السطح سوف تجد سطح آخر |
| Senin Gördüğün şeyi görmesem bile, nasıl olsa onu göreceğim. | Open Subtitles | إذا لم أرى ما تراه فسوف أراه في كل الأحوال |
| Ne gördüğünüze değil, ne hissettiğinize odaklanın. | Open Subtitles | ركز على ما تحسّه و ليس ما تراه |
| Fei-Fei Li: Üç yaşında küçük bir kız çocuğu fotoğraflarda ne gördüğünü anlatıyor. | TED | فاي-فاي لِي: هذه طفلة عمرها ثلاثة أعوام تصف ما تراه في مجموعة من الصور |
| Tam olarak ne gördüğünü bilmemiz lazım. | Open Subtitles | والآن يجب أن نعرف بالضبط ما تراه |
| Bebeğim bana bak ve ne gördüğünü söyle. | Open Subtitles | ♪الطفل،تنظرفيوجهي ♪ ♪وتقوللي ما تراه♪ |
| Sorun yok. Sorun yok. ne gördüğünü biliyorum. | Open Subtitles | لا تقلق ، أنها بخير أعرف ما تراه الأن |
| Gördüğün şey, yaştan ve zamandan soyutlanmış bir yüz. | Open Subtitles | إنه ما تراه فى الوجوه بخلاف العمر و الوقت |
| Gördüğün şey seni sevgiline götürecek ve kurtulmamızı sağlayacaksa bir şeylerin değişmesini neden isteyelim ki? | Open Subtitles | إن كان ما تراه يؤدي إلى أن تنقذنا فتاتك لماذا نود تغيير أي شئ؟ |
| Eğer cevap vermezsem ya da verirsem ve senin Gördüğün şey ben değilsem kapıyı kapalı tut. | Open Subtitles | إن لم أجبك، أو أجبتك ووجدتني على غير ما تراه الآن، ابق ذلك الباب موصداً. |
| Unutma Booth, eğer yerini kaybedersen sadece ekranda Ne görüyorsan onu oku. | Open Subtitles | فقط تذكر يا بوث اذا فقدت وضعك فقط اقرأ ما تراه على الشاشة |
| Ben oradayken Ne görüyorsan onu görmek istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أرى ... ما تراه عندما يكون شخص آخر يراك |
| Çünkü aralarında aman aman bir yaş farkı yok o yüzden Gördüğün şeyi görmekte biraz güçlük çekiyorum. | Open Subtitles | لأنه لا يوجد فارق كبير في السن بينهم لذلك أواجه مشكلة في رؤية ما تراه هنا. |
| Ne gördüğünüze değil, ne hissettiğinize odaklanın. | Open Subtitles | ركز على ما تحسّه و ليس ما تراه |
| Tek gördüğünüz şey adamın sırtıydı, bir köşeye geçmiş şarkı söylüyordu. | Open Subtitles | لذا كل ما تراه هو ظهره ، وهو في الزاوية يغني |
| burada gördüğünüz herşey, izinleri almak için harcadıkları dört yıldan sonra, yine dört yılda inşa edildi. | TED | كل ما تراه هناك تم بناؤه في اربعة سنين, بعد ان امضو اربعة سنين حصلوا على التصاريح |
| İştahım arttıkça bugün gördüğün şeye dönüştüm ve evrimleştim. | Open Subtitles | بينما شهيتي كبرت لقد تغيرت وتطورت إلى ما تراه اليوم. |
| Şırıngayı satın aldıktan sonra alınca şirket için uygun olanı yapmak onlara kalmış. | Open Subtitles | عندما موكلي الحصول على نقطة أمنية... الحق في جعل الشركة ما تراه مناسبا. |
| Belki Gördüklerin, insanlara senin aslında ne olduğunu unutturmaya çalışmanın bir yoludur. | Open Subtitles | ربما ما تراه هي وسيلة لجعل الناس تنسى مَن تكون في الحقيقة. |
| Henüz, dünya hakkında öğrenmesi gereken çok şey var fakat çok önemli bir alanda uzman olmuş bile: gördüklerini anlamlandırma. | TED | ربما لا يزال أمامها الكثير لتتعلمه عن هذا العالم لكنها بالفعل خبيرة في مهمة ضرورية جدًا أن تعي وتعقل ما تراه |
| Bu nedenle hapishanedeydim. ["Nsawan Hapishanesi"] Şimdi, gördükleriniz bir yığın cansız beden, | TED | كنت في السجن. ["سجن نساوان"] الآن، ما تراه هو كومة من الجثث. |
| Tek yapacağınız gördüklerinizi okumak. | TED | كل ما عليك القيام به هو قراءة ما تراه. |
| # Günümüze göre tüm izleyebileceğiniz # | Open Subtitles | ♪ إنه يبدو أن كل ما تراه اليوم ♪ |
| Bir deniz dolusu kadar çizgi roman, gözlerinin gördüğü her yer. | Open Subtitles | مجرد بحر من القصص المصورة يصل إلى نهاية ما تراه عيناكِ |