| İyi olduğum tek şey, yürüyen bir suç laboratuarı olmam. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي أبرع به أن أكون مختبر جرائم متحرك |
| Şu haline bak. 60'ların yürüyen bir müzesi gibisin. | Open Subtitles | بويل انظر الي نفسك تبدو كمتحف متحرك من الستينيات |
| Biraz da alıştırmayla, hareket halindeki bir hedefi vurmak da çok zor olmayacaktır. | Open Subtitles | مع القليل من التدريب, فأنا متأكد أن إصابة شئ متحرك ليس بهذه الصعوبة. |
| - Kapıyı tutamıyorlar, çünkü hareket eden uzayda sabit bir nokta arıyorlar. | Open Subtitles | لا يمكنهم إبقاء الباب لأنهم يبحثون عن نقطة ثابتة في فضاء متحرك |
| Neden beni bir tekerlekli sandalyeye bindirip eski aktörler huzurevine götürmüyorsun? | Open Subtitles | لماذا لا ترسل لي كرسي متحرك وترسلني إلي دار الممثلين المسنين؟ |
| bir tekerlekli sandalye bulup eve onunla dönsün artık. | Open Subtitles | يمكنه الحصول على كرسي متحرك و يدحرج نفسه للمنزل. |
| motorlu bir sandalyedeki yaşlı bir kadın tarafından soyuldum. | Open Subtitles | لقد سرقت من سيدة عجوز جميلة تركب كرسي متحرك. |
| yürüyen merdivenler varsa ayakkabı bağlarının bağIı olduğundan emin ol. | Open Subtitles | تاكد من ان حذائه مربوط في حال كان هناك درج متحرك |
| Sağa tarafa yürü. Sağdaki ilk yürüyen merdivene. | Open Subtitles | تحرك جهة اليمين ناحية أول سلم متحرك تجده على يمينك |
| Sanırım yürüyen demek biraz abartılı olur. | Open Subtitles | أعتقد أن كلمة متحرك فيها نوع من المبالغة |
| Merhaba, ben artık yürüyen kaset oynatıcı değilim hatırladın mı? | Open Subtitles | أنا لست بقارئ أقراص مضغوطة متحرك بعد الآن أتذكر ذلك ؟ |
| Çok değildi ama sonradan yürüyen merdiven tarafından az kalsın yutuluyordum. | Open Subtitles | ليس سئ جدا لكن بعد فترة كنت على وشك أن يتم أكلي حيا بواسطة سلم متحرك |
| Bu yüzden, bir dahaki sefere yürüyen merdivendeyken yere yanlışlıkla bonibon düşürdüğünüzde onun yürüyen merdiven olmadığını, belki de bir bonibon sörf tahtası olduğunu biliyorsunuz O yüzden hemen almayın onu. | TED | و في المرة القادمة و انت في السلم المتحرك و تقع منك حبة إم اند إم بدون قصد انت تعلم ربما ذلك عبارة عن مزلجة إم اند إم و ليس سلم متحرك لذا لا ترفعها فوراً. |
| 2000'de gezegenimizdeki hareket eden en büyük obje buydu. | TED | في عام 2000، كان هذا أكبر جسم متحرك على الكوكب. |
| İkinci olarak, hareket halindeki bir nesnenin hareketsiz bir gözlemci tarafından ölçülen uzunluğu aynı katsayıyla küçülecektir. | TED | وثانياً: طول جسم متحرك كما قيس من مرصد ثابت سيتقلص بواسطة المعامل نفسه. |
| hareket halindeki bir treni soymak - mümkün değil. | Open Subtitles | محاولة السطو على قطار متحرك لا يمكن القيام بها |
| Çünkü lanet bir tekerlekli sandalyede ölmeyeceğim. | Open Subtitles | ، أقسم بأني سآعود من القبر . ولن أكون على كرسيٍّ متحرك أيضاً |
| O sürede sadece bir tekerlekli sandalye bitirmiş. | Open Subtitles | خلال 3 ساعات و 20 دقيقة فقط كرسي متحرك واحد أنتهى بذلك الوقت |
| Bu adaya varmadan önceki dört yılını bir tekerlekli sandalyede geçirdiğini biliyorum. | Open Subtitles | أعلم أنك قضيت آخر أربع سنوات قبل مجيئك على مقعد متحرك |
| Hayır. Tasarruflarımızı motorlu evin peşinatı için harcadım. | Open Subtitles | كلا ، أنفقت مدخراتنا على مقدم لمنزل متحرك |
| hareketli bir valf taktın mı roketli kemer kendi kendini yok eder. | Open Subtitles | كل ما تحتاجه هو صمام متحرك و حزام الصاروخ هذا سيدمر ذاتيا |