| - Değil misin? Başkanı korumak işinden, bozuk bir robotla kaçma işine mi girdin? | Open Subtitles | أنت تحولتِ من حماية الرئيس لأن تركبي عن عمى مع إنسان ألى متعطل ؟ |
| Üzgünüm burası çok sıcak. Klima bozuk. | Open Subtitles | آسفة لأن الجو حار هنا تكييفي للهواء متعطل |
| Evde klima bozuldu, kalacak başka yer-- | Open Subtitles | التكييف في بيت والدي متعطل , حتى أستطيع أن ... |
| - Milkshake verirdim ama mikser bozuldu. | Open Subtitles | وأود تقديم "ميلك شيك" لك لكن الخلاط متعطل |
| Bir telefon görüşmesi yapmam gerekiyor ve bizim telefonumuz da çalışmıyor. | Open Subtitles | أريد الاتصال بشخص ٍما ولكن هاتفنا متعطل |
| Maalesef, bayım. Sistem şu anda çalışmıyor. | Open Subtitles | للأسف يا سيدي, النظام متعطل الآن |
| - Koyu kahverengi bir makosen Ramato gibi görünüyor. | Open Subtitles | - ومن يشبه الظلام متعطل Ramato البني. |
| Evet, ama asansör 2 yıldır bozuk. | Open Subtitles | نعم، لكن المصعد متعطل منذ سنتين |
| Zaten bozuk sayılır şu anda. | Open Subtitles | إنه متعطل تقريباً |
| Zaten bozuk sayılır şu anda. | Open Subtitles | إنه متعطل تقريباً |
| bozuk değil, sadece biraz sıkışmış. | Open Subtitles | لليس متعطل, انة فقط عالق. |
| - Bilgisayarımın bozuk olduğunu söylemiştim. | Open Subtitles | أخبرتك بأن حاسوبي متعطل |
| Motor bozuldu. Donmuş da olabilir. | Open Subtitles | إنَّ المُحرِكَـ متعطل, أو مُتَجمِد |
| - Sandalye mi bozuldu Davey? | Open Subtitles | - الكرسي متعطل مرة آخرى ديفي ؟ |
| - Jess, bizim blenderımız bozuldu. Seninkini kullanıyoruz. | Open Subtitles | (جيس) خلاطنا متعطل سوف نستخدم خاصتك |
| - Jess, bizim blenderımız bozuldu. Seninkini kullanıyoruz. | Open Subtitles | (جيس) خلاطنا متعطل سوف نستخدم خاصتك |
| GPS'im çalışmıyor çünkü... | Open Subtitles | لان جهاز الجيبي أس الخاص بي متعطل |
| - çalışmıyor. Hiç elektrik yok. | Open Subtitles | -إنه متعطل ليس هناك طاقة مطلقاً |
| - O makosen giyer. | Open Subtitles | - ويرتدي معظمهم متعطل. |