| Buraya kimi gönderirlerse göndersinler... bu işe başından sonuna dahil olduğunuzu... 15 dakikada anlayacaktır. | Open Subtitles | وأياً يكن من يرسلونه إلى هنا سيستغرق خمس عشرة دقيقة قبل أن يقرر ما إذا كنت متورطاً في العملية من بدايتها إلى نهايتها |
| Ama eğer bu işin içindeyse, ben babası için çalıştığını düşünürüm. | Open Subtitles | لكن إذا كان متورطاً علي أن أفكر أنه يعمل لمصلحة أبيه |
| Sanırım onlardan birini gördüm ve bir cinayetle ilgisi olabilir. | Open Subtitles | حسناً ، أظنني رأيتُ واحداً ورُبما يكون متورطاً في القتل |
| Bu kazanın nasıl meydana geldiğini öğrenmemi ve bu büyük davanın baltalanmasına hangi çalışanın karışmış olabileceğini araştırmamı istedi. | Open Subtitles | معرفة كيف حصلت الحادثة وأي موظف قد يكون متورطاً في إضعاف هذا التحقيق الجنائي الكبير |
| Soneji'nin MTA tren olayına karıştığını ne teyit ne de inkar edebilirim. | Open Subtitles | لا يمكننى أن أؤكد أو أنفى ما إذا كان سونجى متورطاً في حادثة القطار أم لا |
| Birkaç yıl önce, bir UFO'nun fotoğrafını açık artırmayla satma hususunda bir skandala karıştı, ama işine sessiz sedasız devam etti. | Open Subtitles | قبل عدة سنين, كان متورطاً بفضيحة تزييف صورة جسم مجهول الهوية, لكنه استمر بادعاء براءته. |
| Aynı fikirdeyim Sayın Yargıç ama bu kanun güçlerinin buna dahil olmadığı gerçeğini değiştirmez. | Open Subtitles | أنا أوافق , جلالتك , لكن هذا لا يغير الحقيقة أن القانون لم يكن متورطاً فى ذلك. |
| Waits arayıp duruyor. İşe beni de dahil etti. | Open Subtitles | ويتس مازال يتصل بى ، يجعلنى متورطاً فى الأمر |
| Gerçekten buna dahil olmak istemiyorum... Öğrencimi kandırarak... | Open Subtitles | لا أريد حقاً أن أكون متورطاً بـ خداع طالبة |
| İkimiz de bu işin içinde duygularının olmadığını biliyoruz. | Open Subtitles | أنت وأنا نعرف أنك لست متورطاً في هذا الأمر أنت تريد المال فقط |
| Bu paslı şeyi kullanan kimse işin içinde olmalı. | Open Subtitles | إذاً , مهما كان من يسوق هذه الشاحنة القذرة يجب أن يكون متورطاً |
| Sanırım onlardan birini gördüm ve bir cinayetle ilgisi olabilir. | Open Subtitles | حسناً ، أظنني رأيتُ واحداً ورُبما يكون متورطاً في القتل |
| Yine de cinayetle ilgisi olup olmadığını belirleyene kadar gözaltına almak zorundayız. | Open Subtitles | ما زال علينا أخذه للحجز و نحدد إذا كان أو لم يكن متورطاً في جريمة القتل |
| Yardım eden kişi soyguna karışmış olabilir mi diye düşünüyorsunuz? | Open Subtitles | هل تعتقد أن من ساعدها قد يكون متورطاً في السرقة ؟ |
| Evet, bu adamın şu kaçırma olayına karıştığını düşünmüştüm. | Open Subtitles | نعم ، ذلكٌ هو الشخص أعتقدتُ بأنهُ متورطاً في عملية الخطف |
| Babanız bir çok şeye karıştı. | Open Subtitles | لقد كان والدكم متورطاً في الكثير من الأشياء |
| Çocukların dâhil olmasını istemediğini söyledin ve ben de buna saygı göstermeye çalışıyorum. | Open Subtitles | كيف يُمكنُ لزاك أن يكونَ متورطاً في هذه القصة أنتِ قُلتي بأنكِ لا تُريدينَ منهم التورط وأنا أحاول أحترامُ ذلك |
| Onlara bu işte hala babamın bir parmağı olduğunu bildirmelisin. | Open Subtitles | يجب أن تخبرهم أن والدي مازال متورطاً بهذا |
| Tamamen uygunsuz bir kadınla ilişkisi olan bir dostum vardı. | Open Subtitles | لدي صديق أصبح متورطاً مع إمرأة غير مناسبة كلياً. |
| Ve yarışmadan birkaç gün önce başka bir steroid skandalına bulaşmıştı. | Open Subtitles | ..وقبل أيام قليلة من المنافسة كان متورطاً في فضيحة سترويد أخرى |
| Bu adamın Sinclair Projesi'yle alakası olmayabilir. | Open Subtitles | هذا الشخص لا يمكن ان يكون متورطاً في مشروع سنكلير |
| - Oh, iyi kötü fikrim var. Dinle, Del'in karıştığı işle hiçbir ilgin yoktu, değil mi Betty? | Open Subtitles | إسمعي ، لم تكن لك علاقة ، فيما كان ديل متورطاً فيه أليس كذلك بيتي ؟ |
| Masruk'un terörist saldırıyla bağlantısı varsa, işte o zaman ciddi bir ulusal güvenlik sorunumuz var demektir. | Open Subtitles | في حال كان مرزوق متورطاً في هجوم ارهابي فهذا يعني بأنه لدينا مشكلة أمن قومي ضخمة بالإضافة لذلك |
| Oğlunun çete veya uyuşturucu işine karıştığına dair elinde bir şey mi var? | Open Subtitles | هل هناك ما يدعوك للشك بأن أبنك كان متورطاً مع عصابة أو مخدرات؟ |